Kapsamlı Bir Ağrı Tedavi Merkezi Nasıl Olmalıdır?
Ağrı, çoğu zaman hastalıkların bir belirtisi, göstergesidir. Bir alarm işaretidir. Ağrıya sebep olan şeyi bulmadan ağrıyı ortadan kaldırmaya çalışmak çoğu zaman başarısız olmakta, hatta hastalığın ilerlemesine yol açabilmektedir. Bu nedenle ağrının kaynağını bulmak , hastalığın tedavisinde kilit noktadır. Ağrının kaynağını bulmak ise ciddi bir bilgi birikimi ve çaba gerektirir. Bu amaçla, özellikle kas iskelet ultrasonu ve elektromiyografi ( EMG ) ağrılı hastalıkların tanı ve tedavisinde uzman doktor tarafından yapıldığında çok faydalı olmaktadır.
Günümüzde, maalesef özellikle romatizmal ve kas iskelet sistemi hastalıklarının tedavisinde, tek bir yöntemiyle herşeyi tedavi etmeye çalışan birtakım yaklaşımlar görmekteyiz. Bu tür yaklaşımların; multidisipliner, yani çok yönlü olması gereken ağrı tedavisinde pek de yeri olmadığını söyleyebiliriz.

Ağrı Tedavi Merkezlerinde Olması Gereken Teşhis ve Yardımcı Yöntemler Nelerdir?
Gelişmiş ülkelerdeki çağdaş ağrı tedavi merkezlerinin hemen tümünde mutlaka teşhis yöntemleri bizzat klinisyen uzman doktorlar tarafından yapılmaktadır. Ağrı , bildiğimiz gibi sinirler yoluyla iletilen kişiye özgü rahatsız edici bir histir. Bu nedenle EMG yani sinir testi ağrı teşhisi ve tedavisiyle ilgilenen tüm merkezlerde bulunması gereken en önemli teşhis ve bazen de tedaviye yardımcı bir yöntemdir. Ayrıca, son yıllarda gelişen ultrason teknolojisi sayesinde, bu konuda kendini geliştirmiş olan uzman doktorlar tarafından yapılan kas, eklem, tendon ve sinir ultrasonu da hem tanı hem de tedavide büyük yarar sağlamaktadır.

Ağrı tedavi merkezlerindeki en önemli cihazlar, iğne ile ağrı tedavisi yapılırken, tedavi yapılan bölgeyi aynı anda görmemizi sağlayan asistif ( yardımcı ) cihazlardır. Bunlar, yukarıda saydığımız EMG ve ultrasonun yanında en çok kullanılan C kollu röntgen cihazıdır.

Ağrı Tedavi Yöntemleri Nelerdir?
Bir ağrı kliniğinde teşhis ve tedavi yöntemlerinin çeşitliliği ne kadar fazla ise ağrılı hastalıkların tedavisi o denli başarılı olabilmektedir. Çünkü çoğu zaman tek bir tedavi yöntemi yeterli olmamaktadır. Örneğin; MR ında şiddetli bel fıtığı olan bir hastada ; öncelikle ağrı tedavisi açısından ayrıntılı bir değerlendirme gerekir. EMG ile belden bacağına inen sinirlerin hasar görüp görmediğine bakılır. Ağrısının kaynağı, yırtılan disk fıtığına mı, bacağına inen sinir köküne mi yoksa her ikisinede mi bağlı olduğunu bulmak gerekir. Bunu saptadıktan sonra; eğer EMG ile sinir köküne bağlı bir ağrısı olduğunu saptarsak o zaman ilk yapılması gereken epidural, yani belden iğne tedavisi olmalıdır. Çoğu zaman şiddetli ağrısı olan hastalarda ilk seçenek fizik tedavi olmakta ve bu maalesef hastanın ağrısını daha da arttırmaktadır. Epidural iğne ve kısa süreli istirahat sonrasında ağrı büyük oranda geçecektir. Ağrı azalır azalmaz, fizik tedavi ve tedavi edici egzersizlere başlanmalıdır. Bu konuda da maalesef egzersiz ve fiziksel yöntemler birçok hekim tarafından basitleştirilip, geçiştirilmektedir. Örneğin en çok duyduğumuz bu tür, bel ve boyun fıtığı olan hastalara yüzme önerilmektedir. Halbuki erken dönemde yüzme kesinlikle yapılmaması gerekir. Bunun yerine ‘ tedavi edici egzersiz’ dediğimiz hastalığa ve hastaya özgü egzersizleri hastaya mutlaka öğretilmelidir. Ayrıca hastanın günlük aktivitelerinde nelere dikkat etmesi gerektiği öğretilmeli, kapsamlı bir eğitim verilmelidir. ( Bel okulu )

Ağrı tedavi yöntemleri başlıca;
1- İlaç Tedavisi
2- Kas, eklem, yumuşak doku ve tetik nokta enjeksiyonları
3- Sinir blokajları
4- Epidural Enjeksiyonlar
5- Fizik Tedavi Yöntemleri
-Elektriksel tedaviler
-Tedavi ultrasonu
-ESWT şok dalga tedavisi
-Traksiyon
-Sıcak, soğuk uygulamaları
-Tedavi edici egzersizler
6- Alternatif Yöntemler
-Akupunktur
-Nöral Terapi
-Proloterapi
-Manuel Terapi
-Diğer Yöntemler
Kimler Ağrı Tedavisi Yapabilir?
Ağrı tedavisi ülkemizde bir üst uzmanlık dalı olmuştur. Ağrı tedavi uzmanı yetiştiren branşlar, Fiziksel Tıp, Anestezi ve Nörolojidir. Bu branştan hekimler, ilgi alanları dahilinde ağrı tedavisi yapma yetki ve haklarına sahiptir.
Ağrı tedavisi hastalığın kendisini de tedavi eder mi?
Çoğu zaman ağrı tedavisi, hastalığın kendisini tedavi etmez. Örneğin diz kireçlenmesi nedeniyle dize yönelik uygulanan girişimsel ağrı tedavi yöntemleri hastanın ağrısını geçirse de kireçlenmesini tedavi etmez. Bu yüzden çağdaş ve kapsamlı bir yaklaşım gerekir. Ağrı tedavisinden sonra kireçlenmeye yönelik, bazı ilaç tedavileri, tedavi edici egzersizleri, fizik tedavi yöntemleri, kilo verme, birtakım iyileştirici diz enjeksiyonları birlikte değerlendirilmeli ve yapılmalıdır.
Bazen, ağrının kendisi hastalık olmaktadır. Yani ortada somut ya da tespit edebildiğimiz bir sebep olmadan ağrı çeken hastalarımız mevcuttur. Bu hastalar, genellikle, ‘ santral ağrı sendromu’, ‘nöropatik ağrı’ gibi teşhisler almaktadır. Bu tür durumlarda ağrı tedavi yöntemleri hastalığa yönelik kalıcı bir tedavi sağlayabilmektedir.
Özetle;
Ağrı tedavisi, ciddiye alınması gereken, tek bir yöntemle değil de, ağrı konusunda teşhis, tedavi ve rehabilitasyon yöntemlerine hakim uzmanlar tarafından, kapsamlı ve multidisipliner bir şekilde ele alındığında başarılı olabilen spesifik bir tıp alanıdır.

Uzm Dr Ahmet Sümen


İstanbul Fizik Tedavi uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!