İki ayrı aile içinde doğup büyüyen bireylerin evlenerek yeni bir hayata başlaması, elbette beraberinde uyum sağlama zorunluluğunu getirecektir. Ancak bu uyum sağlama süreci bir takım sorunlara gebedir. Çünkü iki ayrı insan, iki ayrı dünya demektir. İnsanların en zor yaptıkları ve hatta çoğu zaman yapmadıkları şey ise, kendilerinden ödün vermektir. Değişime kapalıdır çoğu insan ve doğal olarak alışkanlıklarını, düşünme tarzını, iletişim tarzını değiştirmek istemez. Bu da uyum sorunlarının daha da artmasına yol açacaktır.

Birlikte yaşayan iki insanın (ki çocuk varsa yaşanan uyumsuzluğun onları etkilememesi düşünülemez!), birlikte ‘yaşayamaması’ sonucunda ise, ahengini kaybetmiş bir çift çıkmaktadır ortaya. Geleneksel olarak takip edilen sorun çözme stratejimizin, “kol kırılır yen içinde kalır!” ve “zaman her şeyin ilacıdır” prensiplerinin amacı dışında kullanılıyor olması da sorunların çözümü şöyle dursun artarak devam etmesine yol açmaktadır.
Karı-koca arasındaki uyum sorunu, zaman zaman kavgalara, sözlü-sözsüz saldırılara, dargınlıklara yol açmakta bu da her iki tarafın hayattan tat almasını engellemektedir. Bu süreç zamanla eşler arası sevgi ve saygının azalmasına yol açmakta hatta taraflar birbirine karşı kin ve nefret duymaya başlamaktadır.

Eşler arasındaki bu sorunun diğer bir yansıması çocuklar üzerine olmaktadır. Ev içinde devam eden bu huzursuz durum zamanla çocukların ruh dünyası üzerinde etki yapmakta ve onların kişilikleri üstünde olumsuz iz bırakmaktadır.

Aile ve çift terapisinde, çiftler arasındaki ahengi bozan sorunlar ve bunların çözüm yolları üzerine konuşulmaktadır. Sorunların başlıca kaynaklarından birini teşkil eden, “iletişim kalıpları” sorunu üzerine durulmakta ve çiftlerin birbirini -anlayabilir- hale gelmesi öncelikli hedefler arasında yer almaktadır.
Allah, aile ocağımızda huzur ve mutluluğu daim etsin!


Antalya Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!