Aleksitimi (duygusal sağırlık) ve kişiler arası ilişkilere etkisi
Aleksitimi (duygusal sağırlık) ve kişiler arası ilişkilere etkisi

Aleksitimi ya da halk arasındaki tabiri ile duygusal sağırlık duyguları tanımak, ayırt etmek ve ifade etmekte yaşanan güçlükleri tanımlayan bir kavramdır. Bu kavram ilk kez psikosomatik hastalar için kullanılmış olsa da günümüzde pek çok psikolojik rahatsızlık ile ilgisi olduğu belirtilmekle birlikte sağlıklı bireyler de dahi görülebilen bir durum olarak nitelendirilmektedir. Duyguların sözlü, sözsüz ya da davranışsal ifadesini etkileyen aleksitimi kişiler arası ilişkileri de olumsuz etkilemektedir.

Korku, mutluluk ve öfke gibi temel duygular evrenseldir ve yüz ifadeleri ile karşı tarafa iletilebilirler. Yüz ifadelerinin algılanması ve yaşanılan duygulara uygun bir şekilde oluşturulması sözsüz iletişimin önemli parçalarındandır. Bireylerde görülen aleksitimi bu yüz ifadelerini oluşturulmasını güçleştirmekte, bireylerin yanlış değerlendirilmelerine sebebiyet vermekte ve sözsüz iletişimi olumsuz etkilemektedir. Bu duruma örnek olarak, Spitzer ve diğerleri tarafından yapılan araştırmada sağlıklı bireylerin aleksitimi görülen bireyleri daha soğuk ve sosyal anlamda kaçınmacı olarak değerlendirdikleri bulunmuştur.

Aleksitimi görülen bireylerin içsel duygularını tanıma ve ifade edebilmede yaşadıkları güçlükler psikoterapi bağlamında tedavilerini zorlaştırmaktadır. Bu içgörü eksikliği ve aleksitimi kavramının ilk olarak psikosomatik rahatsızlıklar ile ilişkili çalışılması nedeniyle tedavi sürecinde farmakolojiye yönelme olmuş ve ilaç tedavisine başvurulmuştur. Ancak, daha sonra yapılan pek çok araştırmada aleksitimin zamanla değişen somatik bir rahatsızlık değil bir kişilik özelliği olduğu üzerinde durulmuştur.

Yapılan araştırmalarda aleksitimi ile güvensiz bağlanma biçimi arasında bağlantı bulunmuştur. Aleksitimi yaşayan bireylerde görülen bahsi geçen güçlükler ile sahip oldukları bağlanma biçimleri arasındaki ilişki araştırmalar ile ortaya konulmuştur. Bu bağlanma biçimleri ile ilgili olarak çocuklukta duygularını ifade etme konusunda cesaretlendirilmeme, duygusal anlamda düzensiz bir aile ortamında yetişmiş olma ve kaotik bir anne-çocuk ilişkisinin varlığı gibi etkenler bireylerde aleksitimi görülmesinin nedenleri arasında gösterilmektedir.

KAYNAKÇA

Batigün, A. D., & Büyükşahin, A. (2008). Aleksitimi: Psikolojik Belirtiler ve Bağlanma Stilleri. Klinik Psikiyatri Dergisi, 11(3).

Sasioglu, M., Gülol, Ç., & Tosun, A. (2014). Aleksitimi: Tedavi Girisimleri/Alexithymia: Treatment Interventions. Psikiyatride Guncel Yaklasimlar, 6(1), 22.

Spitzer, C., Siebel-Jürges, U., Barnow, S., Grabe, H. J., & Freyberger, H. J. (2005). Alexithymia and interpersonal problems. Psychotherapy and psychosomatics, 74(4), 240-246.


İstanbul Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!