Alternatif (yani Türk Dil Kurumu'nun sunduğu karşılık olarak "seçenek") olabilmek için bir tedavi yönteminin, asıl tedavi yönteminin geçtiği testlerden geçmiş olmalıdır diye düşünülebilir. Ki, bu testler de takdir edersiniz ki yapılmış çalışmalardır. Uzun uğraşlar sonucunda ortaya konulan tedavi yöntemlerine "seçenek" olabilmek için bu meşakatli yollardan geçmemiş olmak bir engel teşkil eder mi? Sonuçta bilimsellik adına Kanıta Dayalı Tıp vazgeçilmez bir anlayıştır ve bu böyle de olmaldır. Ancak, batı tıbbının kanıta dayalı olmasına rağmen sağlayamadığı iyilik halinin, hastaya zarar vermemek, ve eğitimli ve yetkili kişilerce uygulanmak koşulu ile, farklı yöntemlerle sağlanabildiğinin kabul edilmesi gerektiği kanaatindeyim. Ki bu "seçenek"lerin arasında akupunktur, nöralterapi, osteopati ve manuel terapi gibi çok değerlerli yöntemler bulunmaktadır.

Bu tedavi yöntemleri kendi felsefelerini içermektedir. Kanıta Dayalı Tıp açısından bu tedavilerin hala "seçenek" tedavi olarak kalmasının belki de en önemli sebeplerinden biri, tedavi yönteminin etkinliğini, etkisizliğini, yan etkilerini gösterebilmek için dizayn edilecek bir çalışmada standartizasyonunun sağlanmasındaki problemler olabilir. Ayrıca bilimselliğin önemli kurallarından birisi de, bilimsel bilginin kendisini geçersiz kılacak yeni bilgilere açık olan bilgi olmasıdır. Örneğin dini bilgilerin bilimsellikten uzak olmasının sebebi sadece objektif kanıtların olmamasından yada yetersizliğinden değildir, bu bilgilerin farklı yöntemlerle çürütülememesinden de kaynaklandığı unutulmamalıdır. Çok tabiidir ki kanıtlanamıyor ya da çürütülemiyor diye kabul etmesek bile bu bilgileri yok sayamayız,kabul edenleri de yargılayamayız.

Alternatif tıbbın bu eksikliğine rağmen, hastalara sağladıklarını göz ardı etmemeliyiz. Örneğin, akupunkturun migren yada fibromyalji de ki başarısı, nöralterapinin ağrılar üzerindeki etkinliği, ya da proloterapinin ileri dejeneratif durumlarda bile ortaya koyduğu iyileşme, yada homeopati ile sağlanan iyileşmeleri kanıtlayamıyoruz diye nasıl görmemezlikten gelebiliriz ki. Bu etkileri sadece plasebo olarak nitelndirmek ne kadar doğrudur? Ki plasebo etkisi kanıta dayalı tıp da kabul görmemiş midir? Kanıta dayalı olarak kullanılan farmakolojik ajanların plasebo etkileri ne kadardır?

Tıp sadece farmakolojiden oluşmamaktadır. Ve "seçenek" olarak nitelendirilen yöntemlerin varlığı ve etkinliğini, hele de ne olduklarını tam bilmeden, yok saymak da bilimselliğe uygun düşmemektedir.

Alternatif kelimesi yerine farklı ifadeler kullanılmaya başladı günümüzde. Bunlar arasında en popüler 2 tanesi tamamlayıcı tıp, diğeri ise geleneksel tıp'tır. Ancak ne tamamlayıcı tıp, ne de geleneksel tıp, bu yöntemleri açıklamaya yetmez. Çünkü bu yöntemler kanıta dayalı tıbbın açıklarını ya da eksikliklerini tamamlamak için dizayn edilmemiştir ki tamamlayıcı olarak nitelendirilsin. Bilakis, bir çok hastalık ve belirtisinin tedavisinde birincil tedavi yöntemi olmaya adaydır. Ayrıca, bu yöntemlerin bazılarının kökeni oldukça eski tarihlere dayanıyor olsa da bu yöntemler geleneksel olarak tanımlanmayacak kadar sistematiği ve felsefesi gelişmiş ve gelişmekte olan yöntemlerdir.

Sonuçta bu yöntemler için yeni bir isim aramanın gereksiz olduğunu, hatta alternatif kelimesinin oldukça yerinde bir tabir olduğunu düşünmektediyim. Kanıta Dayalı Tıbbın yanında Yanıta Dayalı Tıp "alternatifi". Tabi ne olursa olsun bu iki seçeneğin en önemli ortak noktası mutlaka akılda tutulmalıdır. Primum non nocere!!!


Manisa Fizik Tedavi uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!