Hayatımızı sürdüre bilmek için insanlar ile iletişim kurmak zorundayız, bu durum bazen sevdiğimiz insanlar olduğu için kolay olurken kimi zaman da sevmediğimiz bir bireyle de iletişim kurmak zorun da kalabiliyoruz. İster severek isteyerek isterse istemeden de olsa duygu düşüncelerimizi karşımızda ki bireye aktarıyoruz. Peki aynı çatı altında yaşadığımız hayatımızı idame ettirdiğimiz kişiler ile ilişkilerimizi hiç sorguladık mı? Toplumsal getiriler ile doğumdan itibaren biçilen roller ile insanlar bir aile kurmaya yönlendiriliyor ve akabinde tabi ki çocuk sahibi olmaları için yönlendirmeler yapılıyor. Kadın ve erkeğin birlikte oluşturdukları çekirdek aile süreç içerisinde küçük misafirler ile gelişmeye başlıyor. Eş rolüne ek olarak anne ve baba rolleri hayata dahil oluyor. Çocuklarınızla ilişkinizi sorguluyor musunuz? Sizce anne ya da baba olarak çocuklarınızla iletişimiz nasıl? İlk çocuğunuzla iletişimiz nasıl oldu hatırlıyor musunuz? Ya da ne zaman oldu?

Anneler gebelik süresince bebeğin kendini hissettirmesinin de etkisiyle iletişimi daha erken dönemde başlatırken ne yazık ki babalar çocuğun belirli bir yaşa gelmesini bekliyor. Bu süreç kimi zaman okul çağına kadar uzayabiliyor. Bunun sonucu olarak çocuklar ile iletişim kurma da kopukluklar gözlene biliyor ve ne yazık ki bunun bir sonra ki aşaması anne-baba-çocuk arasında çatışmaların oluşması ile sonuçlanıyor. Anne karnın da çocuk ile konuşulması, günlük hayat ile paylaşımların yapılması çocuğun kişisel bağlarını kuvvetlendirmesinin yanı sıra yaşama adaptasyonunu da kolaylaştırıyor. Anne karnında annenin babanın ya da yakın çevrenin (akrabalar, arkadaşlar vs) çocuk ile iletişime geçmesi uyaranların armasını sağlıyor. Tabi ki bu sürecin doğum sonrasında da devam etmesi gerekmektedir. Küçük aile üyesinin de bir birey olarak kabul edilip, yaşanan olaylar hakkında bilgilendirme yapılması sonrasında çocukların gelişimlerin de oldukça önemli yeri mevcuttur. Buna en büyük katkı özgüven olaşması diyebiliriz. Gelişim etkileşim içinde olmaktadır dolayısıyla özgüveni oluşan bir bireyin kendine güveni geleceği için insanlar ile ilişki kurmada daha cesur yaklaşır. Bu durumda dolaylı olarak dil becerisini etkilemektedir.

Çocuk gelişimine baktığımız zaman 5 ana başlıkta toplanıyor diyebiliriz; Bilişsel Gelişim, Dil Gelişimi, Motor Gelişimi, Sosyal Gelişim ve Özbakım Becerileri. Bütün gelişim basamakları kendi içinde çok önemlidir ve birbirlerini etkilemektedirler. Örneğin; Dil gelişiminde geri olan bir çocuğunda sosyal gelişim de önde olduğunu söylemek çok da doğru olmaz. Kendisini ifade edemeyen bir çocuk insanlar ile iletişim kuramamaktadır, istek arzu şikayetlerini anlayamamaktadır dolayısıyla toplum için de kendini rahat hissedemediği için süreç içinde suskunlaşıp içine kapanacaktır. Ya da kendini ifade edememe durumunun sonucunda problem davranışlar sergileye bilir.

AİLE DANIŞMANI VE ÇOCUK GELİŞİM UZM.

FUNDA ÇİÇEK


İzmir Çocuk Gelişim Uzmanı uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!