Anne babalar doğrularını da, doğru bildiği yanlışlarını da çocuğa direkt olarak vermek isterler. Bunu farkında olmadan yapmaya çalışırlar. Zamanın ve çağın değiştiğini, teknolojinin büyük bir hızla ilerlediğini, kendilerinin geçirdikleri çocukluk yıllarıyla günümüz şartlarının ve imkânlarının çok farklı olduğu bilir, buna rağmen zaman zaman bunu gözardı ederek davranırlar.

♥ “Çocuğum çok inatçı ne yapacağımı bilmiyorum.
♥ Çocuğum kurallara uymuyor, disipline etmek çok zor.
♥ Çocuğum toplum içinde anne-babasını rencide ediyor, toplumsal kuralları ve saygıyı öğretemiyoruz.
♥ Çocuğumuz isteklerini yaptırmak için sürekli ağlıyor, bizde kıyamayıp ve bazen de ağıt sesinden kurtulmak için istediğini yapıyoruz. Sonu gelmiyor.
♥ Çocuğumuz şakayla yalanı karıştırdığını söyleyerek bizi kullanıyor.”

Ebeveynlerden bu ve bunun gibi bir dizi sorunla karşılaşıyor.. Peki nerde farkında olmadan hata yapıyor, nasıl davranmaları gerekiyor?

Çocukların dünyası, çevresinde olup bitenleri algılaması ve anlamlandırması öyle farklıdır ki, onların saklı cennetleri olan dünyalarına girmeden, empati kurmadan o dünyanın anlaşılması oldukça zordur. Çocuklarla sohbet ederken sizin ne anlattığınızdan çok, onlar anlamak istedikleriyle ilgilenirler. Bu yazımda anne-babaların birbirleriyle ilişkilerinde, ailenin iklimini nasıl oluşturulması gerekliği ile ilgili birkaç önerim olacak.

Çocuğun nasıl davranması isteniyorsa, ebeveynlerde öyle davranmalıdır. Sözlerde ve davranışlarda tutarlı olunmalıdır. Çocuğunun yalan söylemesini istemeyen bir ebeveyn sürekli bunu çocuğa ifade ederken gelen telefona çocuk bakar ve anne arayan kişiyle konuşmak istemediği için çocuğa “Annem banyoda…” demesini söyler. Çocuk henüz soyut düşünme becerisine erişemediğinden bunun masum bir yalan olduğunu düşünemez ancak gizil bir şekilde aslında yalanın o kadar da kötü olmadığını, gerekli zamanlarda söylenmesinin doğru olduğunu öğrenmiş olur. Çocuğun gelişim özellikleri ve olayları değerlendirme yetisi gelişemediğinden bu örnekte anne farkında olmasa da hatalı davranmıştır. Çocuğuna yalan söylememeyi öğretmek isteyen bir anne davranış ve sözlerinde tutarlı olmadığı için bunun tam aksini, farkında olmadan çocuğa öğretmiş olur.

Anne-babalar çocuğuna istemli ya da istemsiz bir şekilde model olmaktadır. Çocuk dünyaya geldiğinde ne konuşmayı ne toplumsal kuralları ne de sosyal davranışları bilir. Bunları ona öğreten ebeveynleri ve çevresidir. Çocuk çevresindekileri, aile içinde örtük bir şekilde öğrendiklerini yaşamında yansıtır, anne-baba ve çevresindekileri model alır. Eşler problemlerini nasıl çözüyorsa çocuğun ilk öğrendiği problem çözme yöntemi ve kişiler arası iletişim şekli de o olacaktır. Kimi zaman alış veriş merkezlerinde ısrarla ağlayan çocuklar görürüz. Beklentisinin yerine getirilmesi için yoğun bir ısrar içerisindedir. Aile içerisine döndüğümüzde birbiri ile inatlaşan çiftlerin beklentilerinin karşılık bulmaması durumunda yere yatıp ağlamaları söz konusu değildir. Çiftler arasındaki ısrarcı ve inatlaşmacı tavır bir problem çözme stili olarak onun dünyasına yoğun ağlama krizleri şeklinde karşılık bulmuştur.

“Çocuk bu daha bir şey anlamaz.” diyerek çocuğun varlığını farkında olmaksızın reddetmiş olan anne babalar, çocukların kendi dünyalarına göre olayları yorumladığını görmezden gelmiş olurlar. Çocuğun çevresinde olanları onun anlayabileceği somutlukta anlatılması ise onun özgüvenini ve özsaygısını destekleyici bir davranıştır.

Ebeveynler çocuklarının gelişim dönem ve özelliklerini ne kadar iyi bilirse çocuklarından yaşlarına göre uygun beklentiler içinde olması kolaylaşır. Çocuğun yaşını ve gelişim özelliklerini aşan beklentiler içinde olunduğunda ve bu beklentiler karşılanmadığında çocuk başarısızlık duygusunu yaşayacak ve bu kişiliğinde eksi bir hane olarak kalacaktır. Çocukluk yıllarında kazanılmış, güç, başarı, aidiat ve sorumluluk gibi temel özellikleri, bir çok olumsuz davranışın önüne geçmiş olacaktır.

Her anne baba çocuklarının sosyal kuralları tanıyan ve onlara uyan, saygıyı öğrenmiş ve uygulayan bir çocuk olmasını ister. Bu kazanımların çocukta şekillenmesi için anne baba çocuğa yeri ve zamanı geldikçe bu kuralları açıklayacak, kendileri de bu davranışları yaparak çocuğa model olacaktır. Çocuğun yaptığı olumlu davranışlardan sonra çocuğun ödüllendirilmesi, sevilmesi, takdir edilip onaylanması çocuğun davranışını pekiştirecek ve yeni olumlu davranışlar için temel oluşturarak çocuğun cesaretlenmesini sağlayacaktır.

“İyi bir anne-baba çocuğun önünden giden değil, arkasında durup onu destekleyen, cesaretlendiren ve çocuğun her ihtiyaç duyduğunda onun yanında olandır.”
Yrd.Doç.Mehmet BİLGİN

Çocuklar anne-babaların en zayıf yönlerini bir dedektif gibi arayıp bulur ve ihtiyaç duyduğunda bu durumu kullanırlar. İstenmeyen bir davranış sonrası annesinden gündüz odada 10 dakika yalnız kalma cezası alan bir çocuk bağıra bağıra, “Baba çok korkuyorum.” diye ağlar. Annenin verdiği bu cezaya dayanamayan baba, çocuğun ağlamasına kıyamayıp, çocuğu odadan çıkarır ve çocuğun yanında eşine kızar. Babanın yaptığı bu davranış, çocuğun gözünde annenin prestijini (otoritesini) sarsmış olup, annenin çocuk üzerindeki etkisine olumsuz bir müdahale haline gelmiştir. Eşler birbirleriyle tutarlı olmadıkları için çocukta istemeyen davranışları azaltmakta etkileri azalmıştır. Gerçek bir örnek olan bu kısa hikaye sonrasında aileye tavsiyemiz şu idi. “Çocuklarınızda bir davranış değişimi olarak ceza vermeyi tercih ettiğiniz zaman bu cezanın çocuğunuzun zaman yaşına ve gelişim dönemine uygun olmasın, çocuğun temel duygularını örselemeyeceğini düşünerek bir ceza yöntemi seçin. Cezanın içeriğini öncesinde anlatın ve sonrasında net cümleler ile anlatın. Eşinizle tutarlı ve dengeli davranışlar göstermeniz, çocuğunuzun yanında birbirinizi eleştirmemeniz, çocuğunuzdaki davranış değişimi sürecini hızlandıracaktır.” Kısacası ebeveynlerin katlanamadıkları cezaları seçmemeleri gerekir.

Çocukta istenmeyen davranışları azaltmak ve önlemek için “görmezden gelmek” etkili bir davranış değiştirme yötemindir. Bunun yanı sıra çocukların dikkatini başka yöne çekip, çeşitli etkinlikler ya da oyunlarla enerjilerini doğru şekilde açığa çıkarmaları, oyunlar sırasında değiştirmek istedikleri davranışa ilişkin mesaj vermeleri, çocukları “doğru adımlar atmasını” sonucuna ulaştıracaktır.
Aile içi iletişimde olumlu ve yapıcı cümleler kurmak çocuğun da sağlıklı iletişim kurmasını sağlayacaktır. Çocuğun kendi benliğine olan algısını ise olumlu kılacak ve cesaretlenecektir. Çocuğumuzun doğruyu söylemediğini düşündüğümüz bir durumda, uygun ses tonu ve beden dili ile “Yalan söyleme” yerine “Doğruyu söyle” demek daha etkili olacaktır.

Çocuklar sosyal hayatlarında anne babaları hep yanlarındaymış gibi kendilerini güvende, anne babalarından uzaktaymış gibi de özgür hissettiklerinde, bu onların kişilik gelişimini sağlıklı bir şekilde destekleyecektir.

Çocuklardan bir yetişkin olmasını beklemekten vazgeçmek daha doğru olacaktır. Çünkü çocuklar bir gün büyüyecek ve bir daha hiç çocuk olamayacaklar. Bırakın doya doya oynasınlar, düşüp kalksınlar, kendisine ve çevresine zarar vermeden oynamayı öğrensinler.

Dünyada bir tek güzel çocuk vardır ve tüm anne babalar ona sahiptir.


Adana Psikolog uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!