Aşk evliliği mi? Mantık evliliği mi?
Aşk evliliği mi? Mantık evliliği mi?

Evlenmek için aşık olmak gerekli midir ya da sadece mantığınıza olağan gelen biriyle evlenebilir misiniz? Bunlardan herhangi birine evet cevabını veriyorsanız, evliliğin ne anlama geldiğini bilmiyorsunuz demektir. O zaman yalnız değilsiniz. Bu iki görüşten herhangi birine sahip olarak evlenen birey sayısı o kadar çok ki günümüzde boşanmaların artmasının başlıca sebeplerinden de birisidir.

Evliliklerde en büyük handikap özellikle gençlerde duygusal yoğunluğa kapılarak, hayata dair birçok unsuru göz ardı ederek karar vermeleridir. Genellikle aşk evlilikleri genç yaşlarda gerçekleşir. İnsanlar ilerleyen yaşlarda mantık evliliklerine meylederler. Elbette keskin çizgilerle aşk evliliği ya da mantık evliliği ayrımı yapmak mümkün değildir. Sadece evlilikler için değil, tüm ilişkiler için geçerli olan bir durum vardır ki duygu ve mantığın aynı oranda harmanlanması gerekir. Sağlıklı temelleri olan evliliklerde olması gereken, yoğun duyguların yaşandığı ilk dönemlerde dahil olmak üzere, çiftlerin hedef, beklenti ve değer yargılarının mantıksal çerçevede uyumlu olmasıdır. Aşkın yerini zamanla sevgi alır ve evlilik kendi içinde devinerek sevginin, saygının ve mantığın temel alındığı sağlam bir ilişki haline gelmelidir. Her ilişkinin kabul edilebilir bir matematiği olması gerekir. Bu söz mantıksal olarak adım atmayı düşündürse de güzel duygularla ve heyecanla başlamış ilişkilerin, mantık çerçevesinde hüsranla sonuçlanmasını engellemek adına kabul edilmelidir.

Evlilik çocuk sahibi olmak için, statü için, toplumsal-ailevi baskıdan kurtulmak için veya maddi bir fayda için yapılamaz. Aşk evliliklerinde çocuk sahibi olmanın belli bir zamanı olmaz, planlar dahilinde çocuk yapılmaz. Mantık evliliklerinde ise çocuk sahibi olmadan önce neredeyse envanter çıkartılır. Çünkü böyle gelişen evliliklerde çift olma kavramı hiçe sayılıp bireyselleşme ve buna bağlı mutsuzluk kaçınılmaz olacaktır. Aynı zamanda evlilik, gerçekleri göz ardı ederek sadece anlık duyguların getirdiği heyecanla da yapılmamalıdır. Bu durumda hayatın bize getirileri bir süre sonra duyguların körelmesine ve olumsuz düşüncelerle karamsarlığa yol açacaktır. Her iki durumda da hızlı başlayan birliktelikler aynı hızla son bulacaktır.

Aşk evliliğinde kişilerin bireysel sınırları birbirlerine karışmış haldedir. Mantık evliliğinde ise sınırlar keskin çizgilerle bellidir; ihlal edilmesi krizlere sebep olur. Her ikisinde de sağlanacak denge, kişisel özgürlük alanlarını ve bireysel rahatlığı sunacaktır. Aksi halde iki durumda da gerçekleşen evlilikler için doğru deme şansımız yoktur.

Unutmamalıyız ki, ilişkilerdeki beklentilerimiz belirli ölçülerde normaldir. Bunları karşılayacak olan kişinin sevdiğimiz ve aşık olduğumuz insan olması yakalanacak mutluluk için gereklidir.

Aile çok önemlidir. Aile kurmak ve devamlılığını sağlamak gelecek nesillerin de sağlam temellerini atmak demektir. Evlilikler iki insanın birbirini kabul edip aynı yolda yürümeyi başarması demektir. Bu da ancak eşlerin birbirini tanımasıyla mümkün olur. Evlenecek kişinin "Düşündüğüm kişiyle evlenirsem artıları ne olur, eksileri ne olur?" diye düşünmesi ve önceliklerini iyi belirlemesi gerekir. Evlilikte iyi ve kötü zamanlar olacaktır. Önemli olan evliliğin paylaşım noktasında nasıl yaşanabileceğinin bilinmesi ve evlenecek kişilerin ortak değerlerinin olup olmadığıdır.

Aslında olması gereken duyguları sağlam, kabul edilebilirliği mümkün, ayakları yere basan bir birlikteliktir. Yeryüzünde bunu başarmış insan sayısı da oldukça azdır. Onlardan olabilmeniz dileğiyle…


Ankara Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!