Türkiye Özürlüler Araştırması’na göre tek veya iki gözünde tam veya kısmı görme kaybı veya bozukluğu olan kişiler görme engellidir. Az gören ise standart refraktif düzeltmelerden sonra görme fonksiyonundaki bozukluğu devam eden ve görme keskinliği 6/18 (20/60) den az olan yalnızca bir işi planlamak ve yerine getirmek için görmeyi kullanılabilen kişi olarak tanımlanır. Birçok komponent ve fonksiyonu içinde barındıran görme; bilişsel, emosyonel ve motor gelişimde temel role sahip bir duyudur. Özellikle şiddetli görsel kayıplar motor davranışla ilişkilidir ve bu durum çeşitli alanlarda gelişimin gerilemesine yol açabilir. Çocuklardaki görme problemleri, okul, sosyal hayat ve ev yaşantıları ile okuldan eve gidip gelme, yazı yazma ve okuma becerileri, merdiven inip çıkma, kaldırım basamak gibi engelleri geçme gibi aktivitelerde zorlanmalara sebep olarak sosyal beceri seviyesini etkilemektedir.

Sosyal beceriler, görme fonksiyonu etkilenmiş bireyler için daha da önemli becerilerdir. Bu yüzden, görme fonksiyonu etkilenen kişilerin sosyal yeterliliğinin değerlendirilmesi ve buna yönelik müdahalelerin uygulanması oldukça önemlidir. Yapılan araştırmalara göre görme engellilerde aşağılık duygusu, kaygı, özgüven eksikliği, farklı durumlarla karşılaşıldığında paniğe kapılma, gözetlenme korkusu, düşme, çarpma endişesi gibi kişilik özelliklerinin daha sık görülebileceği düşünülmektedir. Buna bağlı olarak, bu mevcut niteliklerin az gören bireylerin benlik gelişimlerinde ve toplumsal katılımlarında etkili olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Bu bilgiler ışığında, görme fonksiyonu etkilenen bireylerin öz yeterlilik, baş etme becerileri, özgüven, konuşma başlatma ve bitirme, toplum içinde istek ve şikayetlerini belirtmede, akran ilişkilerinde zayıflık, kızgınlık, saldırganlık, anksiyete, içe dönüklük, sosyal kaygı konuları ve sosyal yeterlilik konularında problem yaşamakta ve baş etmede zorluk çekmektedirler.

Herediter retinal distrofiler, retinitis pigmentosa, prematüre retinopatisi, albinizm, serebral palsi, yaşa bağlı makula dejenerasyonu, katarakt, glokom ve diyabetik retinopati gibi az görmeye neden olan durumlarda birey merkezli ve aktivite temelli ergoterapi ve rehabilitasyon müdahaleleri planlanmakta ve uygulanmaktadır. Müdahale programlarında; bebeklikten yaşlılığa kadar bireyin sahip olduğu geride kalan görme düzeyini gülük yaşam, üretkenlik ve serbest zaman aktivitelerinde fonksiyonel olarak kullanma becerisini artırmak amacıyla;

Görsel algılamayı geliştirme,
Emniyetli mobilite becerileri kazandırma,
Günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlığı artırma eğitimi,
Odaklama, obje takibi ve el-göz koordinasyonunu artırma eğitimi,
Ev, okul ve iş yerinde üretkenliği artırma stratejileri,
Uygun aydınlatma ve kontrast ile çevresel düzenlemeler,
Aile eğitimi yapılmaktadır

Bu yazıda az gören rehabilitasyonu hakkında genel ve bilimsel temellere dayanan kısa bilgiler verilmeye çalışılmıştır. Benzer sorunları yaşayan bireylere ne tür bir yardım almaları gerektiği konusunda yardımcı olmak amaçlanmıştır. Daha ayrıntılı bilgi ve yardım almak için ergoterapistinizle görüşmenizi tavsiye ederim.


Ankara Ergoterapi Uzmanı uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!