Hemoptizi, akciğerin kendisinden veya bronşlardan (hava yolları) kaynaklanan kanın balgamla çıkarılmasıdır. Tedavisi geçen yüzyılın ortalarına kadar mümkün olmayan ince hastalığı (tüberküloz) çağrıştırdığı için insanlar arasında telaşa yol açar.

Hemoptzi, balgamla kan bulaşma şeklinde de olabilir, hayatı tehdit edebilecek ve yoğun bakım takibi gerektirebilecek kadar aşırı da (masif) olabilir.

Tüm hemoptizilerin yüzde bir ila beşini oluşturan masif hemoptizi 24 saatte 600 ml üzerinde olan veya akciğerlere hava girmesini engelleyen kanamalar olarak tanımlanır. Ancak kanın bir kısmını öksürükle çıkarken, çoğu yutulduğu için miktar tam olarak ölçülemez. Akciğerlere kan iki sistemden gelir; bronşları besleyen yüksek basınçlı (bronşiyal) kan ve sağ kalpten gelen düşük basınçlı (pulmoner) kan. Hemoptizi %90-95 oranında bronşiyal arter kökenlidir.

AYRIM:

Kan varlığı gözle görüldükten sonra hemoptizi ve kan kusma arasında ayrım yapmak gereklidir. Hastaların kanı kusma sonrası mı öksürme sonrası mı çıkardığı, balgamda mı tükürükte mi görüldüğü dikkatlice irdelenmelidir. Hastanın yaşı, beslenme durumu, ek hastalıkları ve kullandığı ilaçlar tanı koymada yardımcıdır. Akciğerden gelen kan, tipik olarak öksürükten sonra olur. Öte yandan bir burun kanaması öyküsü veya öksürük olmadan kanın çıkarılması üst solunum yolu hastalıklarını düşündürür.

NEDENLERİ:

Akut veya kronik bronşit, zatürree, tüberküloz ve akciğer kanseri masif hemoptizinin en sık nedenleridir. Ancak nedenler toplumdan topluma göre farklılık gösterir. Örneğin Amerika'da akciğer kanseri ve kronik akciğer hastalıklarına bağlı masif Hemoptzi daha sık görülmekte iken, gelişmekte olan ülkelerde en sık sebep tüberkülozdur. Gene de tüm dünyada hemoptizin en yaygın nedenleri akut ve kronik bronşit yani akciğer enfeksiyonudur ve hastaların % 60 ila 70'ini oluşturur. Enfeksiyon, bronşlarda yüzeysel kan damarlarını tahriş ederek kanamaya neden olur. Tüberküloz ve akciğer kanseri çok daha az oranda görülür. Travma, kalp kapağı hastalıkları, akciğer embolisi ve kanamaya yatkınlık daha nadir olası nedenlerdir. Çocuklarda ise hemoptizin başlıca nedeni alt solunum yolu enfeksiyonudur. Dört yaşından küçük çocuklarda ikinci sıradaki sebep havayoluna kaçırılan cisimlerdir ve mutlaka akla gelmelidir.

TEŞHİS:

Detaylı hikâye alma ve muayene çok önemlidir ve titizlikle yapılmalıdır. Fizik muayene, kalp ve akciğerlerin durumu ve yoğun bakım ihtiyacı olup olmadığına karar vererek başlamalıdır. Tansiyon, kanama miktarı, mevcut ek hastalıklar, oksijenin yeterli olmaması durumu yüksek risk olarak değerlendirilir ve hastanın yoğun bakım ünitesinde takibi gerektirir.

Hemoptizi olan tüm hastalar için akciğer filmi ile başlamak tavsiye edilir. Filmde şüpheli bulgular ile tekrarlayan hemoptizi veya kanser için risk faktörleri varsa ilaçlı bilgisayarlı tomografi ön plana çıkar.

Bronkoskopi (hava yollarının ışıklı boru ile değerlendirilmesi) teşhis için çok değerli bir yöntemdir. Kanama yeri %40-90 oranında belirlenebilmektedir. Ayrıca eş zamanlı olarak, hava yolunun kanama ve artıklarından temizlenmesi gerekirse çeşitli yöntemlerle kanamanın durdurulması sağlanabilir.

Eğer hasta, kanamaya devam etmekte ve kanama yeri bulunamadı ise sonraki basamak anjiografi olmalıdır. Hem tanı koymak hem de bronşiyal arter kaynaklı ise bu damaraı tıkayarak tedavi sağlamak mümkün olur.

TEDAVİ

Tedavide amaç öncelikle kişinin kendi kanında boğulmasından koruma, daha sonra da kanama yerini bularak uygun tedaviyi seçerek kanamayı durdurmaktır. Masif Hemoptizili hastalar, öncelikle yoğun bakım ünitesine alınmalı ve ne kadar kan kaybettikleri değerlendirilmelidir. Hastalar üç basamaklı değerlendirmeye alınmalıdır; (1) hava yolunun açıklığının korunması (2) kanamanın kaynağının bulunması (3) buna uygun tedavinin yapılması.

Başlıca tedavi seçenekleri ise;

a-) İlk etapta kanama azaltıcı ilaç tedavisi, kesin yatak istirahatı ile tahriş edici öksürüğün durdurulması ile başlanır. Eğer kanamanın nedeni önceden var olan akciğer hastalığı, pıhtılaşmayı önleyen ilaç alımı, kanama bozukluğu, enfeksiyon vb. ise tek başına ilaç tedavisi ile düzelme sağlanabilir.

b-) bronkoskopi ile kontrol; hem kanamanın yerini belirlemede yardımcı olur hem de çeşitli ilaçların uygulanmasına fırsat verir. Bronkoskopi ile görülen kanamalar lazer, elektrokoter veya argon plazma yardımıyla da kontrol altına alınabilir.

c-) Bronşiyal atardamarın tıkanması: anjiografik olarak kanama kaynağının saptanmasının ardından yapılan tıkayıcı tedavi etkin ve güvenli bir seçenektir. Masif hemoptizinin,%80 -90 oranında kontrolü sağlanabilir. İşlemin en önemli komplikasyonu omurilik arterinin tıkanmasıdır. Seçici anjiyografi yapıldığı zaman bu olasılık azalmaktadır.

d-) Cerrahi tedavi; herhangi bir nedenle bronşiyal atardamar tıkanması uygulanamıyorsa veya bu tedaviye rağmen kanama devam ediyor ise, günlük kanama miktarı 600 ml’den fazla ise ve ilaç tedavisine cevap vermiyor ise, cerrahi tedavi gereklidir. Kanama odağı saptanmışsa ve hasta ameliyat için yeterli kondisyona sahip ise cerrahi uygulanabilir. Nefes borusu, kalp ve büyük damarlara yapışan akciğer kanseri varlığında, aktif tüberküloz, kistik fibrozis, çok odaklı bronşiektazi ve yaygın akciğer hastalığı olan hastalarda ve kötü kalp-akciğer rezerve sahip olgularda ise cerrahiden kaçınılmalıdır.

Cerrahiye uygun hastalarda; akciğerin o kısmının çıkarılması veya kanayan kısma çeşitli uygulamalar şeklindedir. Hastanın kliniğini kanama miktarından çok nefes borusuna kaçan kan miktarı belirlemektedir. Genellikle hastanın kaybedilme nedeni kan kaybı miktarı değil, kişinin kendi kanıyla boğulmasıdır.


İstanbul Göğüs Cerrahi uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!