Baş ve boyun tümörlerinin oluşmasında etken faktörler nelerdir? Risk grubuna kimler girer?

Baş ve boyun kanserleri adı çok geniş bir tanımlama olup birçok kanser çeşidini bünyesinde bulundurmaktadır. Baş boyun kanserleri denildiğinde; Larinks (gırtlak) kanserleri, dil kanserleri, dudak kanserleri, tonsil kanserleri, tükrük bezi kanserleri, burun kanserleri, paranazal sinüs kanserleri, nazofarinks (geniz) kanserleri, cilt kanserleri, dişeti kanserleri, farinks (yutak) kanserleri, kulak kepçesi ve kulak yolu kanserleri gibi birçok çeşidi olduğunu görmekteyiz. Bu kadar çok çeşitli kanserlerde etken ve risk faktörleri de beklendiği üzere çok çeşitlidir. Ama çoğu kanser çeşidinde etken olarak etkileri ispatlanmış sigara ve alkol kullanımını görmekteyiz. Sigara ve alkol, larinks (gırtlak), farinks (yutak), özofagus, dil, dudak, tonsil, yanak, dişeti kanserlerinin gelişmesinden birinci derecede sorumludur. Alkol, sigara ile birlikte kullanıldığında, supraglottik larinks kanserinin gelişmesinde rol oynar; diğer larinks kanserlerine (glottik, subglottik) bir etkisi yoktur. Bunların kullanım miktarı ve kullanım süresi çok önem arz etmektedir. Bu etkenlerin dışında bazı virüsler (HPV:Human papilloma virüs; EBV:Ebstein-Barr virüsü), çeşitli toksik gazlara ve kimyasal maddeler uzun süre maruziyet, güneş ışığına uzun süreli maruziyet, sigara ağızlığı ve pipo kullanımı, kötü ağız hijyeni, uyumsuz protez kullanımı, tütün çiğneme ve genetik faktörler etken olabilmektedir. EBV, nazofarinks kanseri ile ilintilidir; HPV ise larinks kanserinden sorumludur. Bu etkenlere maruz kalan kişiler risk grubuna girmektedir.

Baş ve boyun tümörlerinin klinik bulguları ve belirtileri nelerdir?

Kanser gelişen organa bağlı olarak görülen bulgular çok değişkendir. Larinks kanserlerinde ses kısıklığı, solunum zorluğu, yutma güçlüğü görülebilir. Dudak, dil, kulak kepçesi ve cilt kanserleri gibi dışarıdan görülebilen alanlarda geçmeyen ve sürekli büyüme gösteren yaralar olabilir. Burun ve paranazal sinüs kanserlerinde burun tıkanıklığı, burun kanamaları olabilir. Nazofarinks kanserlerinde burun tıkanıklığı ve burun kanamalarına ek olarak, boyundaki lenf bezlerine yayılma fazla görüldüğünden boyunda kitle ilk bulgu olarak görülebilir.

Baş ve boyun tümörlerinin çeşitleri hakkında bilgi verir misiniz? Hangi tetkikler kullanılarak teşhis konulabilir?

Baş boyun kanserleri denildiğinde; Larinks kanserleri, dil kanserleri, dudak kanserleri, tonsil kanserleri, tükrük bezi kanserleri, burun kanserleri, paranazal sinüs kanserleri, nazofarinks kanserleri, cilt kanserleri, dişeti kanserleri, farinks kanserleri, kulak kepçesi ve kulak yolu kanserleri gibi birçok türü mevcuttur. Bu alanlarda gelişen kanserlerinde kendi içinde iyi ve kötü davranışlı olanlar olduğu bilinmektedir. Şüpheli dokulardan parça alınarak patolojik incelemeyle kesin tanı konulabilir. Hastalığın yaygınlığını görebilmek için ise ilgili alanın bilgisayarlı tomografi (BT) ve magnetik rezonans görüntüleme (MRG) gibi görüntüleme tetkikleri kullanılmaktadır.

Baş ve boyun tümörlerinin tedavi yöntemleri nelerdir?

Baş boyun kanserlerinde diğer organların kanserleri gibi tanı konduğundaki yaygınlık derecesi tedavide önem taşır. İlk tanı konduğunda tümör erken evrede ise, gerek cerrahi gerek radyoterapi seçeneleri tek başına ve/veya birlikte kullanılarak tam tedavi şansı olabilmektedir. Fakat beklendiği üzere ileri evre tümörlerde tüm tedavi şekilleri kullanılsa bile, tam başarı şansı azalmaktadır. Tümörün yaygınlığı yanında tipi de tedavi yaklaşımlarını ve tedavi şansını önemli şekilde etkilemektedir. Bazı durumlarda ilk tedavi olarak cerrahi bazı durumlarda ise ilk tedavi olarak radyoterapi ve kemoterapi tedavileri tercih edilmektedir. Bu seçim hastaya, hastalığın yeri, tipi ve yaygınlığına bağlı olarak değişmektedir. İleri evre tümörlerde cerrahi başarılı bile olsa, hastalığın tekrarını önlemek için cerrahi sonrası radtoterapi de gerekli olabilmektedir.

Kulak tümörlerinde genetik yatkınlık söz konusu mu?

Bazı kanserlerde genetik faktörlerin etkisi kesin olarak gösterilmiş olsa da kulak kanserlerin kesin olarak gösterilmiş bir genetik yatkınlık bulunmamaktadır. Kulak kanserlerinin çoğu kulak kepçesinde görülmektedir. Bu kanserin ortaya çıkmasında en önemli faktörler güneş ışığına uzun süre maruz kalma, uzun süreli enfeksiyonlar, egzematöz cilt hastalıkları ve uzun süre kimyasal maderlere maruziyet olarak bilinmektedir. Bu kanserden korunma, bu risk faktörlerinden uzak durma ve en ufak şüphe duyulan bir durumda hekime başvurarak erken evrede tanı konması ve tedavi edilmesi ile sağlanabilir.

Baş ve boyunda bulunan yağ bezelerinin kanserlerle ilişkilendirilmesi söz konusu olabilir mi? Bu tarz bezelerinin cerrahi yöntemlerle alınması doğrumudur?

Boyundaki yağ bezeleri cilt altındaki yağ dokularından gelişen iyi huylu tümörlerdir. İleride kanser gelişme riski yoktur. Bu yağ bezeleri kişiye kozmetik bir problem yaratıyorsa cerrahi olarak basit bir işlemle çıkarılabilir. Bu cerrahi işlemin hastaya hiçbir zararı yoktur. Burada önemli olan yağ bezesi ile baş boyun kanserlerinde boyundaki lenf bezlerine sırçama ile oluşan boyun kitlelerinin ayrımının yapılmasıdır. Bu da uzman bir doktor tarafından muayene ve/veya gerekirse ince iğne aspirasyon biyopsisi yaparak mümkündür.


Ankara Kulak Burun Boğaz uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!