Bel fıtığında ameliyatsız yöntem
Bel fıtığında ameliyatsız yöntem

İnsan omurgalılar sınıfının en üst canlısıdır. Omurga gövdeyi dik tutan iskeletler gurubudur. Gövde dik olmanın yanında esnek ve hareketli olmalıdır. Gövdenin hareketleri omurların arasındaki eklemler ve bu eklemleri destekleyen, bir suspansion görevi gören diskler vasıtası ile olur. Omurga; ayni zamanda içerisindeki yukardan aşağıya uzanan kanal vasıtası ile vücudun en değerli organı, beynin uzantısı olan omuriliği koruyan, onu muhafaza eden bir kemik yapıdır. Yandaki resimde iskelet yapıyı görüyoruz. Omurga kemikleri, bunların aralarında diskler ve omurga kemiklerinin aralarından çıkan sinir kökleri Görüldüğü gibi omurganın iki kısımdan oluşur. Kitle şeklinde bir gövdesi ve ark şeklinde arkada kanalı oluşturan yapısı vardır. Arkadaki kemik yapının çıkıntıları, buralara kasların yapışabilmeleri içindir ve bu kasların kasılması ile gövdemiz eğilip kalkma gibi hareketleri yapar. Tabii ki bu resimde yapıyı sararak birbirine bağlayan bağlar kirişler ve kaslar kaldırılmış, görülmüyor.

İnsan homo habilisten, homo erectusa dönüştüğü zaman yani, iki ayak üzerine kalkarak dik insana dönüştükten sonra bel ve gövde hareketleri daha fazla artmış, böylece bele binen yük de artmış sonuç olarak omurga zedelenmeleri. Bel fıtıkları ortaya çıkmıştır. Dört ayak üzerinde yürüyen hayvanlarda bel fıtığı insana göre çok daha az orandadır. Herni discal, dediğimiz bel yahut boyun fıtığı, omurların arasındaki suspansion görevi gören diskin sıkışarak dışarıya bombeleşmesi ve şekilde görüldüğü gibi sinir kökünü sıkıştırmasıdır. Bunu şöyle tarif edebiliriz. Üst üste pamuk balyaları koyalım. Bunların esnek olabilmeleri için de aralarına şişirilmiş şambreller koyalım, fakat bu şambrellerin ortaları delik değil de kapalı olsun. Diskler bu şambreller gibidir, yalnız onların içerlerinde hava değil koyu bir sıvı bulunur. Bu pamuk balyalarının hareketi ve esnemesi esnasında zorlanan şambrelin balon atması gibi diskler de balonlaşır ve arkasındaki sinir kökünü sıkıştırır. Bir sinir sıkışırsa önce şiddetli ağrı ortaya çıkar. Her hareket diski daha fazla esneterek sinirin daha fazla sıkışmasına neden olduğu için hareketler çok ağrılıdır. Ağrı aslında vücudun bir korunma mekanizmasıdır. Ağrıyan yeri koruyup kollarız. Fazla hareket ettirmeyiz, böylece orasının tamiri tedavisi sağlanır. Bir sinirin sıkışması devem ederse o sinir liflerinin iletimi bozulur. Sinir hareket ve duyu ilettiği için, kuvvette ve his etmede azalma başlar. Bu daha fazla devam ederse sinir canlılığını kaybeder. Bir sinirin iletimini kaybetmesi demek onun felç olmuş halidir. Artık ağrı yoktur, fakat hareket ve duyu da kalmamıştır. Boyun omurları arasından çıkan sinirler kollara gittiği için kollarda ağrı uyuşukluk ve kuvvetsizlik ortaya çıkar Resimde gördüğümüz belden çıkan bu dört sinir birleşerek siyatik sinirini oluşturduğu için kuvvetsizlik, uyuşukluk ve ağrı siyatik sinirinin uzandığı bacakta ortaya çıkar. Halk arasında siyatik denilen rahatsızlık aslında bel fıtığı sonucu bu sinirin hassaslaşması ve ağrımasıdır.

Ne Yapmalı

Disk bazen patlayarak, parçalanarak sinir kökü üzerine baskı yapar. O zaman yapılacak tek şey ameliyattır. Ancak ‘faragmanlı disk' dediğimiz bu tür bel yahut boyun fıtıkları, bütün omurga fıtıklarının sadece yüzde on üçüdür. Fıtıklarının yüzde seksen yedisi ameliyatsız tedavi olabilecek fıtıklardır. Ülkemizde bu oran daha yüksek. Bunun nedeni her türlü omurga fıtığında ilk olarak beyin cerrahlarına müracaat etmek gibi bir alışkanlığın yerleşmiş olması.

Bel veya boyun fıtıklarının ameliyat dışı tedavileri

Bel veya boyun fıtığında birbirini takip eden iki durum oluşur.

1.Yapılan her hareket, Atılan her adım belde esneme yapacağı, bu da diskte baskıyı artırıp siniri daha fazla sıkıştıracağı için ağrı ortaya çıkar.

2. Ağrı olan yerde hareketi kısıtlamak için adaleler refleks olarak kasılır ve o bölgeyi bir nevi alçıya alır.

Fakat adalelerin kasılması ile sinir daha çok sıkışır, bu ağrıyı daha fazla artırır. Daha fazla ağrı daha çok kasılmayı, daha fazla kasılma daha çok ağrıyı getirir Yani bir kısır döngüye girilir. Tedavide amaç bu kısır döngüyü kırmaktır ve tedavi bu iki duruma karşı uygulanır. Ağrıyı gidermek ve kasılan adaleleri gevşetmek.

Bunu önlemek için de iki tür ilaç verilir kas gevşetici ve ağrı kesici ilaçlar. Fakat bu ilaçlardan daha öncelikli olan, yapılması gereken ilk şey kesin istirahatdir.

Bel yahut boyun fıtığı hastalarına uygulanan fizik tedavilerde de prensip aynidir. Ağrıyı azaltmak, adaleleri gevşetmek ve fıtıklaşmış diskin tekrar yerine oturmasını sağlamak. Bunun için traxion dediğimiz cihaz ile bel yahut boyu hafif, hafif gerilerek oradaki baskının azaltılması sağlanırdı. Traxionda amaç kasılıp gerilmiş adaleleri esneterek onların baskısını ortadan kaldırmaktır. Bu konudaki son gelişme ‘Decompressin' yahut DRX–9000 dediğimiz cihazdır. Decompression cihazında amaç sadece sıkışmış olan iki omur arasındaki baskıyı kaldırarak, orda negatif basınç oluşturarak diskin yerine oturmasını sağlamaktır. Bel fıtığı olan hastalar üzerinde yapılan çok ciddi bir çalışma sonucu, kaç kilo ağırlığındaki bir hasta, kaç derecelik bir açı ile, ne kadarlık germe ile çekilirse hangi iki omur arasındaki baskının kaldırılabileceği tespit edilmiş ve buna cihaz geliştirilmiş bir cihazdır. İçerisinde üç ayrı bilgisayarı vardır. Hastanın verilerini disk seviyesini kaydettikten sonra kendisi otomatik olarak hazırladığı bir program çerçevesinde hafif, hafif çekip bırakarak fıtıklaşmış diskin yerine oturmasını sağlar. Yandaki resimde böyle bir hastanın tedavi öncesi ve tedavi sonrası MR görüntülerini görüyoruz.


İzmir Fizik Tedavi uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!