Benim de panik atağım var
Benim de panik atağım var

Panik atak, ani bir şekilde başlayan ve zaman içerisinde tekrar eden yoğun huzursuzluk, sıkıntı ve korku nöbetleri olarak tanımlanabilir. Panik atakları yaşayan yada yaşayacağı hususunda tedirgin olan kişilerin hayatları belirgin bir şekilde değişir. Kişi, kontrolünü kaybedeceği, ölmek yada bayılmak üzere olduğu gibi bir takım endişeler içerisine girer. Bu düşünceler kişinin vucudunda hızlı ve karmaşık değişikliklere ve reaksiyonlara sebebiyet verir. Panik atağı olan kişiler ataklar arasında gergin ve huzursuz olurlar ve her an yeni bir atak gelişebilir korkusuyla genel bir endişe durumu geliştirir ki buna ‘beklenti anksiyetesi' adı verilir. Kişi evden çıkamamaya, yalnız kalamamaya başlar, aşırı derecede evhamlı ve hassas davranışlar, etraftan gelen tepkilereve özellikle de kendi bedebsel sinyallerine karşı aşırı duyarlılık geliştirir.

Panik ataklar kadınlarda erkeklerde olduğundan iki kat daha fazla görülür. Toplumda her 100 kişiden 3-4 kişi ya panik atak hastalığı geçirmiş ya da halen bu hastalığı yaşamaktadır.

Panik bozukluğun oluşmasında etkili olan etmenler

-Uzun süreli stres koşullarına maruz kalma.
-Savaş, kaza, tecavüz vs. gibi geçmişte yaşanılan travmatik olaylar ve korkular.
-Heyecanlı, pasif ve içe dönük kişilik yapısı.
-Beyinde kimyasal iletimi sağlayan; nörokimyasal maddelerin işleyişinde bozulmaların olması.

şeklinde özetlenebilir ancak oluşum sebebi kişinin öznel yaşantısı sonucunda faklı bir nedenle de olabilir.
Ailesinde ve yakın akrabalarında panik bozukluk olanlarda genetik yatkınlık söz konusudur. Olumsuz koşullara maruz kalmaları durumunda, bu kişilerde panik bozukluk görülme olasılığı yüksektir.

Panik bozukluğu olan kişilere fiziksel bir hastalığının olmadığını söylediği halde ikna olmazlar ve hastanelerin acil servislerine ya da kardiyoloji servislerine başvururlar. Bu nedenle zaman açısından ve ekonomik açıdan önemli kayıplara uğramaktadırlar.
Bu kişilerde şiddetli ölüm korkusu nedeniyle çökkün ruh hali yani depresyon da görülebilmektedir.

Panik bozukluğu olan kişilerin bir çoğu sosyal ortamlara girmekten kaçınırlar. Yalnız kalamama, sokağa çıkamama, kalabalık ortamlara girememe en belirgin görünen durumlardır.

Panik bozukluğu olanların bir çoğunda “agorafobi” de görüldüğünden bu kişiler aylarca evden dışarı çıkmazlar. Bu nedenle işini veya okulunu aksatırlar ya da bırakırlar.

PANİK BOZUKLUĞUN TEDAVİSİ
Panik bozukluk, tedavisi olan bir psikolojik rahatsızlıktır. Bu rahatsızlığı yaşayan kişinin öncelikle tedaviyi kabullenmesi ve rahatsızlığının psikolojik nedenlerden kaynaklandığına ikna olması gerekir. Bu özellikle terapiler için çok önemlidir. Panik bozukluğu olanlar için özellikle bilişsel davranışçı terapi uygulamaları son derece başarılı sonuçlar vermektedir. Bunu yanında gerekli görüldüğü taktirde medikal tedavi de uygulanabilir. Panik bozukluğu tedavisinde kullanılan yeni kuşak antidepresan ilaçlar (SSRI) bağımlılık yapmazlar. Yan etkileri ise son derece azdır ve tehlikeli değildir. İstenildiğinde doktor önerisi ile rahatlıkla kesilebilirler. Yapılan araştırmalara göre, panik bozukluğun tedavisi için psikoterapilerin birlikte kullanıldığı ilaçlı tedaviler, psikoterapilerin kullanılmadığı ilaçlı tedavilere göre daha çok başarı sağlamaktadır.

İlaç tedavisine ek olarak uygulanan psikoterapi ile kişinin olumsuz düşünce ve davranış biçimlerinin değiştirilmesi ve hastalıkla mücadele etmesi için daha aktif olması amaçlanır.
Nefes alma ve çeşitli gevşeme egzersizleri, stresle başa çıkma yöntemleri ile kişinin rahatlaması sağlanır. Ve hasta tekrar panik nöbetiyle karşılaştığında bu baş etme mekanizmalarını kullanarak kendini daha güçlü kılabilir.

Panik atak, DSM-IV kriterlerine göre (DSM-IV psikiyatrik bozuklukları standardize ederek kolay sınıflandırılmasını sağlayan ve tüm dünya psikiyatristlerinin kullandığı ortak dilin yeraldığı kitap olarak tarif edilebilir).

DSM-IVe göre aşağıdaki belirtilerden dördünün ya da daha fazlasının kişide aniden başlaması ve 10 dakika içinde en yüksek düzeye ulaşması durumunda panik atak sözkonusu olabilir:

1. Çarpıntı, kalp atımlarını duyumsama ya da kalp hızında artma olması
2. terleme
3. tüm vücutta titreme ya da sarsılma
4. nefes darlığı, boğuluyor gibi olma duygusu
5. soluğun kesilmesi
6. göğüs ağrısı ya da göğüste sıkıntı hissi
7. bulantı ya da karın ağrısı
8. baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma
9. gerçekdışılık duyguları ya da benliğinden ayrılmış olma
10. kontrolü kaybetme ya da çıldırma korkusu
11. ölüm korkusu
12. paresteziler (uyuşma ya da karıncalanma duyumları)
13. üşüme, ürperme ya da ateş basmaları

Yukarıdaki belirtiler önemli bir kalp, beyin ya da diğer bir organ sistemi bozukluğuna işaret eden belirtiler de olabilir. Bu tür hastalıkların hayati önemi nedeniyle panik atak tanısı tüm tıbbi hastalıklar araştırılıp organlarda herhangi bir problem bulunamadığı zaman konulan bir tanıdır.

Bazı insanlar panik bozuklukları olmasına rağmen bu durumun farkında değildirler ve doğru şekilde tedavi olmadıkları için hayatları onlar için çok zor ve çeklimez bir hal almaktadır. Çünkü bu kişiler ciddi bir fiziksel rahatsızlıklarının olduğunu düşünür yada olmasında korkarlar. Oysa, yaşadıkları psikolojik bir rahatsızlıktır ve tedavisi mümkünüdr.

Bunun yanında bazı insanlar da yaşadıkları olağan günlük endişe ve sıkıntıları “panik atak” olarak yorumlayıp “benim de panik atağım var” diyerek kendilerini bir “hastalık şartlanması” içine sokmaktadırlar. Her iki yanlıştan da kaçınmak için kişilerin konunun uzmanları ile iletişim halinde olmalarında ve panik bozukluk ile ilgili sağlıklı bilgiye bu yolla ulaşmalarında fayda vardır.


İstanbul Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!