AŞK ACISI

*Sadece üç haftadır, o adamla çıkıyorum ve şimdiden beni çekici görüp görmediği,arayıp aramayacağı,tekrar görüşmek isteyip istemeyeceği konusunda çaresizce düşünmeye başladım. Yeterince iyi olmadğım konusundaki vesvelerim başlar başlamaz da korktuğun başına gelir kehanetinin yaşanacağı ve bir aşkı daha kaybedip bir ilişki şanşımı daha kaybedeceimi biliyorum!

*Benim sorunum ne?

Gayet başarılı,kariyerli,yakışıklı bir adamım. Verebilecek çok şeyim var. Birkaç mükemmel kadınla çıktım ama kaçınılmaz bir durumda,bir iki hafta içinde kendimi tuzağa düşürülmüş hissetmeye başlıyorum.İstediği kişiyi bulamayacağımı düşünüyorum artık.

*Karımla yıllardır evliyiz,yine de kendimi çok yalnız hissediyorum. Benimle duygularını konuşmazdı zaten. Ve her şey çok daha kötüye gidiyor. Her akşam rahatsız,mutsuz ,yorgun. Ya erkenden uyuyor yada dizisini izliyor. Bizi bir arada tutan hiçbir şey kalmadı. Belki de ben de yalnız olsam daha iyi olurdu.

Evet , Sevgili okurlarım

Bu ve buna benzer cümleler tanıdık geldi. Bir arkadaşınız,akrabanız belki de siz de içinizden böyle düşünüyordunuz.Bu problemlerin her biri birbirinden çok acı verici.Yarım kalmışlık, sevmeyen birisi için sevenlerini kaybetme,sucluluk,degersizlik,terkedilme,kaybetme korkusu vb. Tüm derinlerde kalan kabuslarımızın hissetirdiği duyguların hortlaması…Bitmeyecek bir acı,ölmekle bir…

Bazen yaşam bunlar gibi şiddetle sarsar insanı, içine attıgın her şey çalkalanır. Suya atılan taş misali,yayılır yayılır…

Artık yeter! Üzülmekten tükendim, diyorsanız. O halde neler kazandın neler kaybettiğini görmekle başlayabilirsin. Kar ve zarar misali . Bir an once hesaba oturup hayatının muhasebesini yapmaya başlamalısın.

Yaşadıgın anılarınla yaşamak istediğin anılarını karşılaştır. Hayatınla yaşadıkların arasındaki kar-zarar farkını dengeleme yöntemlerini araştır.

Bir kişi en fazla aşkta yanlışa düşer. Aşkın gözü kör ya… Kalbin mutlu olma isteiğini, zihnin düşünmesini ve karar verme yetilerini kapatır. Bu da aşık olan insanın hataya sevk edebilir. Fakat üst üste gelen hatalar bireyde çok derin yaralar açar ve izler bırakır. Örneğin bir gün birini seversin ,daha da mühimi ona güvenir kendin gibi zannedersin. Doğru olabilir kendin gibi olması. Ancak yaraları senin gibidir. Peki sevgili dostum, aynı yaraya sahip olan bir kişi nasıl karşısındakini iyileştirebilir. Bilseydi yaralı olmazdı.

Işte bu yüzden birini kendinden çok sevme,güvenme veya çok sevip çok güvendiğini belli etme , asla kendin gibi düşünme. Unutma ! “ Ben hep yanındayım.” Diyenlerin arkasına bile bakmadan gidişlerini izleyeceksin.Sen sen ol kendinden baska kimseyi fazla sevme!

Bir kadına/erkeğe aşık olmak, ona saygı duymak,değer vermek,olumsuz davranışlarına katlanmak zorunda olmak demek değildir. Veya seni kırıp dökmesine izin verip,gönlünü almasını beklemek de değildir. Bunlar aşk değil eziyettir. Nasıl ki aşık olduğun insana sen,onu üzmemek için sesini dahi yükseltmekten utanıyorsan,o insan da eğer sana aşıksa sana senin ona davrandığın gibi sevgisini göstermelidir.

Mutlu mu olmak istiyorsun?

O zaman sana kör olanın gözü,sana sağır olanın kulağı, sana dilsiz olanın dili, seni bırakıp gidenin durağı olma lütfen!

Sana iyinle kötünle aşıksa yanında olmaktan korkma. Bir kadının/erkeğin sana sürekli hata yapmasını istemiyorsan, sınırlarını çizmekten,kırmızı çizgilerini göstermekten korkma. Yeri geldiğinde elinde noktanı tutup bunu kullanmaktan çekinmeyeceksin. Doğanın kanunu bu! Bir kış geçer yerine çiçekler açan bahar gelir. Kalbinde mevsimleri olduğunu unutma! Asla ve asla yıkılma! Çünkü seni yıkmak isteyipte yıkamayan insanlar, bir gün gelecek ününde eğilecekler.

Sabret! Her insan gini sende ektiğini biçeceksin. Hayatın senin için güzel kader ördüğünü lütfen unutma!

Sevgi ile mutlu kalmanız dileğiyle,bir daha ki, yazımda görüşmek üzere…


Adana Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!