İnsan beyni 1,5 kg ağırlığında, 140 milyar hücre ihtiva eden, elektriksel ve kimyasal ileti ile çalışan biyolojik bir bilgisayardır. Bu bilgisayarın iki önemli enerji kaynağı kan şekeri ve oksijendir. Beynimiz ağırlık olarak vücudun %2 si olduğu halde vücuda gelen kan oksijeninin % 20’sini, şekerin ise büyük bölümünü tükettiği bilinmektedir. Dolayısıyle her ikisinin de kısa süreli beyine ulaşmaması dahi çok ciddi beyin hasarlarına hatta ölüme yolaçabilir. . Kan şekerinin düşük olması beyinde ciddi rahatsızlıklara yol açtığı gibi yüksek olmasıda (Diabette olduğu gibi)uzun vadede beyinde ve sinir sisteminin diğer bölgelerinde ciddi rahatsızlıklara yol açabilir. Şeker hastalarının bu nedenle kan şekerini mutlaka makul sınırlar içersinde tutması, bunun için diyet yapması, ihtiyaç olduğunda da ilaç kullanması gerekir.

Temiz hava : Çevre kirliliği,sıgara hafıza zayıflamasının ilk sorumlularındandır. Ayrıca damar sertliğinin oluşumunda katkısı olduğundan, dolaylı olarak yine beyin sağlığını olumsuz yönde etkiler. Bu nedenle temiz hava ve temiz çevre sağlıklı bir beyin için şarttır.

Spor ve yürüyüş: Haftada bir yapılan, terletecek sporun beyinde morfin benzeri maddeler salgılatarak anti stres etkisi yaptığı bilimsel olarak gösterilmiştir.

Stres: Mekanizmasını tam olarak anlamasak bile, stresin beyin ve vücut sağlığı üzerine olumsuz birçok etkisi vardır. Stres anında böbrek üstü salgı bezinden salgılanan kortizol denen hormon kan şekerinin ve tansiyonun yükselmesine yol açar. Kalp ve damar sistemini olumsuz olarak etkiler. Beynin vücudun en fazla kan kullanan organı olması nedeni ile kan akışını bozacak kalp ve damar problemleri beynin fonksiyonlarını direk olarak etkilemektedir. Ateroskleroz (damar sertliği) kalp sağlığı açısından koroner problemler ve enfarktüse yol açması nedeni ile nekadar önemli ise beyin içinde o kadar önemlidir. Beyin yeterince kan alamayarak hafıza bozuklukları, damar tıkanıklıklarına bağlı felçler, bunama gibi tablolar ortaya çıkabilir.

Stresin yanında ortaya çıkan duygular da önemlidir. Zira farklı duygular farklı maddelerin salınımına neden olur. Örneğin; mutlu bir olayı beklerken duyduğumuz stresle, bir kaza yada korku anında yaşadığımız stres birbirinden farklı duyguları ortaya çıkarır. Olumsuz duygulara yol açan stres, beyni biyokimyasal olarak daha olumsuz yönde etkiler. Az miktarda stres öğrenmeyi arttırırken fazla miktarda stres öğrenmeyi zorlaştırmaktadır. Stres hormonu uzun süre salgılandığında beyinde hücreler arası transferi ve bilgi akışını bozar.

Beyin sağlığı ve iyi bir hafıza için dengeli ve bilinçli beslenme şarttır. İnsan vücudu ve beyin ihtiyacı olan binlerce biokimyasal maddenin bir bölümünü dışardan besinlerle alır. Ancak bunun yanında önemli bir bölümünü kendisi üretir. Dışarıdan alınan yada vücutta imal edilecek olan bu önemli yapı taşları tükettiğimiz besinlerde yeterince mevcut değilse yani dengesiz yada yetersiz beslenildiğinde tüm vücut fonksiyonlarında aksamalar olduğu gibi beyin fonksiyonlarında da unutkanlık, dikkat dağınıklığı, anlama, algılama güçlüğü gibi sorunlar ortaya çıkar. Özellikle beyin ve sinir sisteminin gelişiminin tamamlandığı erken çocukluk çağındaki protein ve diğer temel taşların eksikliği zekayı olumsuz etkilemektedir. Bu nedenle özellikle çocukluk çağında dengeli ve zengin çeşitli gıdalarla beslenme çocuğun gelecekteki zekası için çok önemlidir. Ancak unutulmamalıdırki zeka için tek şart çocukluk çağındaki iyi beslenme değildir. Zira zekada kalıtım ve sosyal çevrede çok önemlidir.

Dengeli beslenmenin yanında beyin sağlığı açısından özellikle gerekli gıdalar: Balık ceviz, fındık, yumurta, ıspanak, buğday ve balık yağıdır... Bunların hepsinin ortak özelliği Omega-3 adı verilen bir madde içermeleridir.Omega -3 ün beyin fonksiyonlarını düzenlemedeönemli rol oynadığı bilinmektedir. "Beyin, yüzde 60 ı yağdan oluşan bir organdır ve çalışması için omaga-3 yağ asitlerine ihtiyacı vardır."Form korumak" için insanlar balığın bile yağsız olanının tercih etmektedir. Oysa Omega -3 yağlı balıkta daha bol miktarda bulunmaktadır. Günde bir iki gram Omega-3 yeterlidir

Alkol fazla miktarda uzun yıllar boyunca alındığında yine beyni olumsuz etkilemekte, hafıza kusurlarına yol açmaktadır. Zira alkolün sinir kılıfındaki myelin denen ve sinir iletisinde rol oynayan yapıyı tahrip edici etkisi mevcuttur. Bu etki özellikle yıllar içersinde ortaya çıkar.

Vücudumuz gibi beynimizin de egzersize ihtiyacı vardır. Sürekli düşünen bilgi üreten, okuyan beyinlerindaha geç hafıza kusurlarına maruz kaldıkları bilinmektedir. .

Unutkanlığı azaltmak ve hafıza kapasitesini arttırmak için üç önemli tavsiye

· Düzenli okuma alışkanlığını edinmek

· Puzzle ve zeka oyunları çözmek

Arkadaş ilişkilerini canlı tutmak


İstanbul Beyin Cerrahi uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!