İnsanlar dünyaya geldikleri andan itibaren muhteşem becerilerle gelirler ve bu becerileri hayatta kalabilmek ve yaşamını sürdürebilmek başta olmak üzere birçok davranışı edinebilmek ve yapabilmek için kullanırlar.

Mesela yeni doğan bebeklerde adım atma refleksi ve daha birçok refleksler vardır.

Yeni doğan bir bebek dik durumda ayakları yere değecek şekilde tutulduğunda bacakları yürümeyi andıran adım atma hareketi yapar.

Yetişkin bir insan kendisini bu açıdan düşündüğünde adım atmak çok komplike bir iştir.

Yani yetişkin bacağını belirli bir açıyla kırar bir adım atar ve sonra diğerini kırar adım atar. Bunu bir kişinin düşünerek yapabilmesi mümkün değil.

Bilim adamları tarafından bebeklere yaşamının ilk iki ayı içerisinde günün değişik zamanlarında birkaç dakikalık adım atma egzersizleri yaptırılıyor ve bu egzersizleri yapan bebeklerle yapmayan bebekler arasında anlamlı farklar çıkıyor.

Yürüme egzesizleri yapan bebekler 5-6 hafta daha erken yürüdüğü görülüyor.

Ancak bu noktada bir uyarı da yapmakta fayda var ki egzersizler bebeklerin ayakları yere belli belirsiz değecek şekilde hatta yalnızda parmak uçları dokunacak şekilde yapılması gerekiyor.

Aslında bu durum bize çocukların nasıl programlandığını kaç yaşında öğrenebildiğini gösteriyor.

Bu çok önemli.

Çocuklarınız doğuyor onlarla ilgileniyorsunuz veya ilgilendiğinizi düşünüyorsunuz veya gerçekten ilgileniyorsunuz ve ortalama olarak şöyle bir sonuç çıkıyor.

Bir bebeğe adım atma egzersizleri yaptırdığınızda 5-6 hafta daha önce yürümeye başlıyor. Demek ki bebeklerin bilinçaltları doğduklarında kaydetmeye başlıyor. Hatta birçok durumda bu doğumdan önce başlıyor.

Bu beceri, konuşma yeteneğinde ve zeka gelişimi için de böyle.

Örneğin çocuk daha anne karnındayken bebekle konuşulması, barok largo tarzı müzikler ya da anne kalp vurum sayısına eşit sesler melodiler dinletilmesi çocukta zeka gelişimini ve konuşma yeteneği olumlu yönde etkiliyor.

Bebek anne karnındayken de kayıt yapıyor. Hatta çok ilginçtir ki bebekler müziksel bir skalada iki nota arasındaki farkı ayırt edebiliyor. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki bir aylık bir bebeğin verdiği tepkideki farklılıklar ortaya çıkmıştır.

Yapılan farklı bir araştırmada bebeklere vızıltı gibi herhangi bir ses veriliyor ve sesi işittiklerinde başlarını sağa sola çevirmeye başlıyorlar ve bebekler tatlı bir sıvıyı tatmak için bir ses işittiğinde sağa, bir vızıltı işittiğinde sola dönmek zorunda bırakılıyor.

Birkaç denemeden sonra sadece ses verildiğinde sağa ya da vızıltı verildiğinde sola başlarını çevir meye başlıyorlar.

Bu araştırmadaki gibi bunlar pavlov şartlanmasında veya edimsel koşullanma gibi deneylerdeki gibi birçok örnek araştırma ile karşımıza çıkmaktadır.

1-2 saatlik çalışmadan bahsediyoruz aslında.

Çok kısa sürelerde çok iyi öğrenmeler gerçekleştiren bebeklerimize çocuklarımıza biz ne diyoruz..

Yapamazsın, başaramazsın, sen başarısızsın, aile içinde sürekli yaşanan tartışmalar, yaşanan problemler ve bu yaklaşımların ve yaşantıların emin olun hiçbiri kaybolmuyor. VE EMİN OLUN BUNLARIN HEPSİ BEBEĞİN BİLİNÇALTINA KAYDOLUYOR.

Üç aylık bebeklerin ne kadar iyi hatırladıklarını ortaya koyan çok güzel tespitler var psikoloji biliminde. Örneğin üç aylık bir bebeğin karyolasına asılan bir oyuncak düşünün. Bebeğin koluna ya da bacağına bir kurdelayla bağlandığında bu oyuncak, oyuncağın nasıl hareket ettireceğini öğrenir. Hatta daha ileri bir aşama da bebekler uterus içinde hatırladıklarına dair birçok bilimsel araştırma mevcut.

Yani hamilelik döneminde anne karnındaki bebeklerden bahsediyorum. Yeni doğmuş bebekler insan sesini başka seslerden ayırt edebiliyor.

Doğumdan sonra birkaç gün içinde kaydedilen herhangi bir konuşmanın ya da müziğin başlaması için yapay bir memeyi emme davranışını öğreniyorlar.

Yani emince konuşma başlayacak birkaç defadan sonra bebek sizi konuşturmak için emmeye başlıyor.

Bebekler ayrıca anne kalp atım sesiyle başka bir kadının kalp atım sesini ayırt edebiliyor.

Bebekler anne kucağında kendini çok rahat hisseder tensel uyum bir sürü faktör var ama bir şey var ki bebekler dokuz ay boyunca annenin kalp atışı ile zaman geçirmiştir.

Bu noktada şu durumu da ifade etmekte fayda var düşüncesindeyim, anne gerginse çocukta gergin anne sakinse çocukta sakin olacaktır ve bu durum doğumdan önce veya sonra hiç fark etmez bebekler annenin ruh halini çok iyi anlarlar ve tepki verirler.

Özellikle aşırı ağlama uyku sorunu veya buna benzer yaşanan sorunların temelinde annenin ruh halini de gözden geçirmesi faydalı olacaktır.

Mesela annenin kalp vurum sayısı 72’den 140’a yükselsin bebekte hareketlenir. Doğumdan sonra anne olumsuz şeyler düşünsün ya da hissetsin kalp vurum sayısı 30-40 artsın bebekte gerginleşmeye huzursuzlanmaya ve ağlamaya başlar.

Aslında burada çok önemli bir tespitten bahsetmek gerekir o da şu ki; bırakın sözleri, anlamları, bebek anne kalp vurum sayısını hatırlıyor. İşte bu çok önemli bir bilgi.

Sora diyoruz ki bu çocuk kime çekti. Evet mutlaka birilerine benzer davranışlar sergiliyor çocuklarımız ancak onların kendilerine has kişilik özellikleri davranışları var ve bu göz ardı edilmemesi gereken bir durum.

Çocuklarımız mükemmel bir şekilde dünyaya geliyorlar.

Yapılan bir araştırma da doğumdan sonra belli bir zaman diliminde devamlı ve aralıklı olmak koşuluyla birinci grup bebeklere anne kalp vurum sayısına yakın 80 vurumluk, ikinci grup bebeklere 120 vurumluk, üçüncü grup bebeklere ise hiçbir ses verilmiyor.

Ve araştırma sonucu çok ilginçtir ki bebeklerin ağırlıklarında büyüme oranlarında değişimler gözleniyor.

Bu ve buna benzer araştırmalar da gösteriyor ki bebeklerin zihinlerinde kodlanmış olan süreçler değiştirilebiliyor ve eğer doğru ortamlar ve doğru uyaranlarla karşılaştırılırsa bebekler, çok sağlıklı ve gelişimi her yönüyle devamlılık gösteriyor.

İnsan beyninde çok kompleks bir yapı var. Ve bu yapının her bir hücresinin işleyişi ve görevi farklı. Bizim davranışlarımızda bu yapının sağlıklı bir şekilde kullanılmasıyla her şekilde geliştirilmesi ve yönlendirilmesi mümkün.

Beynimizdeki bu yapı kaba bir tabirle bilinç ve bilinçaltı olarak ikiye ayrılıyor. Ve bunların görevleri sistemleri işleyişleri de farklılık arz ediyor.

Acı sistemini ele alalım. Deride yüksek eşikli reseptörler var ve bu reseptörler bir şekilde alıcıdır ve uyarılar beyne gider acıyı hisseden derinin kendisi değildir beyindir.

Acı iki tiptir fazik acı ve tonik acı olarak ikiye ayrılır.

Yani ayağınız burkulduğunda geçici ve keskin bir acı hissedersiniz ki bu fazik acı olarak ifade edilir. Fakat ayağınız şiştikten sonra kalıcı ve devamlı olan bir acı ortaya çıkar ki buna da tonik acı denir.

Bu iki acıyı da hisseden yer beyindir.

Fakat bilinçaltınız sizin sisteminizde bir şeyleri değiştirirse acıyı hissetmeyebilirsiniz.

Mesela futbol maçlarında zihin bir yere odaklandığında siz acıyı hissedemezsiniz şiştikten sonra hissedersiniz. Sıcağı sıcağına hissedilmez diye bir söz vardır bir yönüyle bunu kasteder.

Bunun gibi Amerika da ya da çeşitli ülkelerde insan beyninin işleyişi verdiği tepkilerin kontrolü gibi bir çok araştırma mevcuttur ve bu araştırmalarda bizim bebeklerimizin gelişimi ve sağlıklı yaşamları hakkında çok ilginç ve etkili ve kullanılabilir sonuçlar vermektedir.

Çocuklarımız bizim için değerlidir. Karşılıksız ve koşulsuz sevdiğimiz tek varlıktır onlar.. öyleyse onların gelişimi ve sağlıklı büyümeleri için her zaman üstümüze düşen görevler var ve bunları en iyi şekilde yapmanın bilinciyle yaşamak durumundayız..


Denizli Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!