Bir Bebeği Beklerken...

Hamilelik, bir bebek sahibi olmak belki de tanrının kadına sunduğu en büyük lütuf. Ama acaba hamile kadınların ne kadarı bu lütufun farkında olarak hamileliklerini geçiriyorlar? 4 ay kaldı, 3 ay kaldı, 1 ay kaldı derken yavaş yavaş insanı bir endişe hali, sıkıntı hali kaplamaya başlıyor. İçimden çıkacak o küçücük şeyle nasıl başa çıkacağım, ne yapacağım, nasıl bir anne olacağım, becerebilecek miyim... Bir tarafınız herkes nasıl yapıyor ben de öyle yaparım derken bir yanınız korku içinde kıvranıyor. Uykusuz geceleri düşünüyorsunuz. Bir gün bile uyuyamadığınız zaman ertesi gün işyerinde ne kadar berbat hissettiğinizi düşünüyorsuz. Diyorsunuz ki bu nasıl olacak?? Bir de çevrenize üşüşecek bir dolu insan... Anneniz, komşular, kayınvalindeniz ve daha birçok kişi... Sürekli bir yorum duyacaksınız. O öyle yapılmaz kızım, şöyle yapılır... Sanki biz anne olmadık da bize anneliği öğretiyor... Bu kız da doğum yaptı huy değiştirdi... Böyle cümlelere, zor bir hayata maruz kalacağınızı bile bile herhalde gerçekten biyolojik olarak anne olmaya ayarlandığımız için birçok kadının en büyük arzusu çocuk sahibi olmak.

Eskiden kadınlar kolaylıkla 3-4 çocuk doğurup mutlu mesut onları büyütürlermiş. Ama şimdi bakıyorum da eğitimli, çalışan kadınlar senelerce düşünüyor bu kararı vermek için. Çok da haksız sayılmazlar aslında. Hayatta olasılıklar çoğaldıkça, internet sayesinde herşeyi o anda takip etmek, tüm dünyaya hakim olmak kolaylaşmış gibi görünse de ben hayatın daha zorlaştığını düşünüyorum. Şimdi ergenlik dönemini yaşayan çocuklara bakıyorum da bu kadar bolluğun içinde mutsuzluk yaşayan çok çocuk var. Tabi düşünmeden edemiyorum acaba yeni nesil git gide daha mı zorlaşıyor. Benim çocuğum da mutsuz mu olacak... Ama bir psikolog olarak savunduğum bazı gerçekler var: Ailenin çocuğa yaklaşımı ve çevre etkisi genler kadar etkili. Yani aile ortamı, aile için ilişkiler bir çocuğun kişiliğinde çok önemli. Ama tabi bu bilgileri bilmek uygulamak anlamına da gelmiyor. İstediğiniz kadar bilin, sizin anne babalık stiliniz aslında taa çocukluk yıllarından yazılmış durumda. Ne tip bir ebeveyn kimliğine sahip olacağınız aslında üç aşağı beş yukarı belli. Tabi ki okunan kitaplar, öğrenilen bilgiler, akıl ve mantığınızla nasıl bir ebeveyn olacağınızla ilgili verdiğiniz kararlar da ebeveynlik stilinizi etkileyecek. Ama bu size bağlı. Aynı eğitime katılan, aynı çocuk yetiştirme kitabını okuyan ebeveynler farklı farklı davranıyorlar. Bunun nedeni işte çocuklukta atılan ebeveynlik temelleri.

Bir bebeği beklerleken hissettiğim duygularımdan bahsederken söz döndü dolaştı başka yerlere geldi.. Bir bebeği beklemek güzel ama bir o kadar da tedirgin edici. Herhalde normal olsa gerek bu hissettiklerim. Hayat felsefem yapmaya çalıştığım bir cümle var: “Carpe Diem” yani “Anı yaşa”. Hamileliğin, bebekliğin, çocukluğun... her anını doya doya yaşamak lazım. Aslında her anımızı böyle yaşamak lazım. O zaman hayat kalitesi artıyor. Mutluluk ve doluluk geliyor hayata. Çok sıkıldığım anlarda böyle düşünmeyi planlıyorum. Umarım başarabilirim. Herkese mutlu ve an içinde doya doya yaşanan günler diliyorum...


İzmir Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!