Nefes nefese girmişti seans odasına ve telaşla özür dilerim dercesine yüzüme bakıyordu. Ben ne söyleyecek diye merak ederken o bana neden geç kaldığını açıklamak için uzun cümleler kuruyordu. Benim en çok ilgilendiğim nokta ise neden bu açıklamaları yapmak gereği duyuyor olduğu ve bunları söylerken neden bir suç islemiscesine mahcup bir eda ile bunları anlattığı idi. Bir süre müdahale etmeden içindeki duyguyu bosaltmasina izin vermem gerektiğini söyledi sezgisel tarafım. Anlattı anlattı anlattı.. Çok yoğun trafik vardı, iş yerinden çıkarken patronu ekstra bir iş vermişti, tam yola çıkmışken telefonunu unuttuğunu farkedip geri dönmek zorunda kalmıştı... çok hızlı, telaşlı ve mahcup bir şekilde bunları anlatmaya devam ediyordu. Acaba zihninde benim bu durum ile ilgili ne düşündüğümü canlandırdı diye geçti içimden. Bir taraftan içimden bunlar geçerken diğer taraftan ,tabiri caizse, onda kalmak ve yürüyüşüne eşlik etmek için (psikoterapiyi birlikte yürümeye, yol almaya benzetirim hep) çaba gösteriyorum. Ağzımdan şu cümleler çıkıverdi; Terapist: Beklemediğin aksilikler yaşadın buraya gelmeden önce ve bu seni çok telaşlandırdı sanırım seansa geç kalma noktasında. Danışan: .... Sanırım evet. Bu cümleyi söyleyebilmek için 30 saniye kadar bekledi. Benim yaptığım yorumu zihninde tartıyor diye geçirdim zihnimden. Seanslarına hep zamanında gelmişti ve belli ki bugünkü geç kalışı onu çok telaslandirmisti. Terapist: Bu telaşının nedeni ne olabilir sence? Danışan: E geç kaldım işte neden olacak. Terapist: Peki, geç kaldın ve telaşlandın. Geç kalmak seni neden bu kadar telaslandiriyor hiç düşündün mü? Danışan: Ben hep böyleyimdir. Terapist: Hep böyleyimdir? Danışan: Yani dikkat ederim zamana uymaya ve etrafımdakilerin de buna dikkat etmesini beklerim. Bugün de geç kaldım ve sizi bekletiyor olmak beni telaşlandırdı... Bu noktada onunla aramızda bir şeyler oluyordu, duyguları harekete geçmişti. Bu, günlük hayatında da yaşadığı bir şeydi ve psikoterapi seansında yeniden sahneleniyordu. Hem geç kalan olmak onu kaygılandırıyordu hem de birilerinin geç kalması onu öfkelendiriyordu. Bu durumda muhtemelen geç kalmamak bir şeyleri kusursuz eksiksiz tam yerinde yapmakla ilgili olabilir diye düşünüyordum ama bunu kesin olarak söylemek mümkün değildi; çünkü bu onun hikayesiydi. Yani belki de hikayesinde onun her şeyi zamanında ve kusursuz yapmasını bekleyen bir ebeveyn ve kusursuz olması gereken kendisi vardı. O bu ikili etrafında zaman zaman rollerini değiştiriyordu; bazen kusursuzluk bekleyen bazen de kusursuz olması beklenen oluyordu. Bir dakika kadar sessizlikten sonra rüyalarında da hep bir yerlere bir şeylere geç kaldığını ve bunun tekrarlayan rüyalar olduğunu söyledi. Bu rüyalardan bir tanesini seçip anlatmasını istediğimde tam hatırlayamasa da deneyeceğini söyledi. D: Sanki bir bavul hazırlama telaşındayım. Eşyalarımı hazırlamaya çalışıyorum ama sanki bütün eşyalarım darmadağın, bir türlü toparlayamıyorum. Bir taraftan zamanı kontrol ediyorum diğer yandan eşyalarımı hazırlamaya çalışıyorum, o kadar telaşlıyım ki toparlanayım derken işler daha da karışıyor, daha da telaşlanıyorum. T: Nerede geçiyor bu rüya . D: Sanki çocukken ailemle yaşadığım ev gibi hissediyorum. T: Yalnız mısın peki odada? D: Bilmiyorum. T: Hissine odaklan yalnız gibi mi hissediyorsun yoksa birileri var gibi mi hissediyorsun? D: (Biraz düşündükten sonra) Sanki var gibi birisi ama arkamda sanki ama göremiyorum, kim olduğunu bilmiyorum. T: Peki yine hissine odaklanarak, bu arkanda olduğunu hissettiğin kişi erkek gibi mi kadın gibi mi? D: Saçma ama sanki erkek gibi. T: Peki bu erkek 90 yaşında yaşlı bir erkek mi yoksa 2 yaşında bir bebek mi? D: Yok orta yaşlarda sanki 50 li yaşlarda. Allah Allah bu nasıl oluyor ya? Hatırlamadığım birini nasıl tarif edebiliyorum?! (Bu bir sorudan çok şaşkınlık ifadesi gibiydi.) T: Peki bu 50 li yaşlardaki erkek 2 metre boyunda bir erkek mi yoksa 1 metre boyunda bir cüce mi? D: Yok sanki orta boylu 1,70 gibi sanki. T: Erkek, 50 li yaşlarda, 1.70 boylarında olan bu erkek epey şişman o zaman. D: Yok canım ne şişmanı zayıf birisi bu bence. (Bu cümleyi söyledikten sonra bir kere daha kendisine şaşırmıştı.) T: Peki bu 50 li yaşlarda, zayıf ve 1.70 boylarında olan erkek bir zenci mi beyaz tenli biri mi? D: Sanki böyle biraz esmer tenli ama çok koyu değil. Biraz benim tenime benziyor… (bu cümlenin sonunu getiremeden yarım dakika kadar öylece kaldı. Sanki göremediği bir şeyi görmüştü veya bir şeyi farketmişti. Sonra yüzündeki şaşkınlık ifadesi ile “bu nasıl oldu” dercesine yüzüme baktı.) T: Ne oluyor şu anda? D: Çok garip ama arkamdaki kişiyi tarif etmeye çalışırken giderek belirginleşti ve sanki o kişiyi bana çok yakın biri gibi hissettim. T: Kim olabilir bu sana çok yakın olan kişi? (Bir süre yine duraksadı.) D: Garip ama sanki babam gibi hissettim… Bilgi Notu: Gördüğümüz her rüyanın bir senaristi vardır, bir yönetmeni vardır ve oyuncuları vardır. Bunların hepsini belirleyen ise beynimiz ve psikolojik yapılanmamızdır. Yani her şeyi oraya yerleştiren bizden başkası değildir. Rüyanın senaryosu oluşturulup sahneye konulmak üzere oyuncular belirlenirken açıkça görülmesi yoğun sıkıntı yaratacak materyaller tabiri caizse “rüya sansür heyeti” tarafından sansürlenir. Sansürlemenin yollarından biri materyali bulanık, görülemeyen bir hale sokmaktır. Bu şekilde hissedilecek olan sıkıntıdan uzaklaşmış oluruz. Ancak bu örnekte de görüldüğü gibi bulanıklaşan, imaja ve algıya dönüşemeyen yerlere odaklanıp bireyin ne hissettiği sorulduğunda, o karanlık bölgeden nasıl bir duygu aldığı sorgulandığında kişi, görmediği, duymadığı ve algılayamadığı şeyi çok net bir şekilde tanımlayabildiğini fark eder. T: Peki arkandaki kişinin baban olduğunu görmek sana nasıl geldi, ne yarattı sende? D: Bunu görmek bir taraftan beni rahatlatırken diğer yandan rüyadaki korkumu hissettim ve göğüs kafesimde bir sıkışma oldu. T: Korku hissiyle birlikte göğsünde bir sıkışma oluştu. D: Evet ve giderek artıyor sizinle konuşurken. T: Peki bu giderek artan korkunun bu odayla ya da benimle bir ilgisi olabilir mi? D: Bilmiyorum. T: Şimdi bunu birlikte incelesek ve sen odaya ve bana odaklanarak bunun üzerinde düşünsen?... D: Olabilir. (yaklaşık 1 dakikalık sessizlikten sonra) Garip ama oda değil de sizden korkuyorum zaman. Bunu şimdi fark ettim ki özellikle sizi bir otorite olarak algıladığımda beni eleştirmenizden, yargılamanızdan çok korkuyorum. T: Benim eleştirel olabileceğimi hissettiğin durumlarda benden korkuyorsun. D: Evet. T: Peki bunun rüyan ile ya da rüyanda hissettiklerin ile bir ilgisi olabilir mi? D: (birkaç saniye düşündükten sonra) Evet olabilir, çünkü orada hissettiğim korkuyla çok benziyor hatta aynı duygu diyebilirim… Bilgi Notu: Bu noktada açıklanması gerektiğini düşündüğüm birçok durum gerçekleşmişti. Birincisi, danışanın günlük hayatında kendisi için önemli figürlerden (ki bu danışan babasıyla ilgili bir duygu getirmişti.) biriyle ilgili hissettiği bir duygunun psikoterapide yeniden canlanması, sahnelenmesi ile ifade edebileceğimiz bir “aktarım” gerçekleşmişti. Danışan, babasıyla ilgili hissettiği korkusunu benim üzerimden yeniden deneyimlemişti. İkincisi, deneyimlediği bu deneyimle ilgili bir “beden duyumu” ortaya çıkmıştı (göğüs kafesinde sıkışma). İnsan, deneyimlediği duyguları söze döktüğü zaman ,tabiri caizse, sindirmiş olur. Sözel olarak ifade bulamayan duygular “bedensel belirti” (ağrı, sıkışma, yanma…) olarak bedene kaydedilir. Burada da danışanın “beden hafızası” harekete geçmişti. Yüksek ihtimalle babasıyla ilgili yaşantılarında ifade edemediği korkusu bedeninde sıkışma yaratıyordu ve bedeni bunu kaydetmişti. Benim de zaman zaman danışanımın şaşkınlığına ve heyecanına eşlik ettiğim seansta vaktimiz dolmuştu ve şaşkınlığı halen geçmemiş olan danışanım düşünceli bir şekilde bir sonraki seansta görüşmek üzere benimle vedalaştı usulca açtığı kapıdan çıktı. Psikoterapi merak ve keşif duygusu hakim olduğunda insan için gerçekten muazzam bir sahneye dönüşüyordu… Not: Bu yazıda bahsi geçen diyaloglar psikoterapinin bilimsel ve teorik altyapısına bağlı kalınarak, gerçek bir seanstan esinlenilerek yazılmıştır. Bu yazı danışanın izni ve talebi ile tüm kişisel bilgilerin gizliliği sağlanarak ve olayların kurgusal yapısı değiştirilerek yayınlanmıştır.


İstanbul Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!