Dış dünyamız vardır, dışarıya yansıyan görünümümüz, rollerimiz, yansımamız….

Bir de iç dünyamız vardır. Kendiyle yarışan, çelişen, konuşan kimi zaman gurur duyan, seven, öven kimi zamanda olumsuz düşünce, duygu ve değerlendirmeler yaptığımız bir tek bizim bildiğimiz BEN vardır. Olmak istediğimiz benler vardır. Benle ilgili düşünce ve duygularımızın olumsuz olanları ağır bastığında ise bazı sorunlar yaşarız. Bir de yaşam olayları vardır baş edemediğimiz, sevdiğimiz insanın kaybı, iş kaybı, ardı ardına gelen başarısızlıklar, tüm bunları çözmekte zorlanırız.

Ve bunlar; Depresyon, Panik atak, Anksiyete, Kaygı bozuklukları, Cinsel sorunlar, Evlilik ve çift sorunları, Ölüm ve Yas sürecinde başa çıkma, Travma sonrası stres bozukluğu, Sosyal fobi, Fobiler, Kişilik bozuklukları, Yeme bozuklukları, Uyku bozuklukları, Obsesif Kompulsif bozukluk, Özgüven eksikliği, Çatışma çözememe, İletişim sorunları gibi bir çok sorun olarak karşımıza çıkarlar.

Terapi sürecine giren kisi, kendi içine bakmaya ve kendisini başka bir şekilde sevmeyi ve kendisine başka şekilde saygı duymayı öğrenmeye baslar. Sözlerin, konusulanlarin nasil bir mucize yaratacagina tanik olur.

Cocukluktan beri suregelen sagliksiz ruhsal gelisim asamalari zamanla ruhsal acilara donusur. Bu nedenle terapinin amaci dayanilmaz hale gelmis tum acilari azaltmaktir, ic catismalari onarmaktir.

Terapi sonucunda kişi terapistin rehberliğinde kazandığı yeni teknikler ve yaklaşımlarla kendini tedavi etmeyi ve kendine yardımcı olmayı öğrenir.


Ankara Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!