Boşanmanın çocuklar üzerindeki etkisi
Boşanmanın çocuklar üzerindeki etkisi

BOŞANMANIN ÇOCUKLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

Mail yolu ile bana ulaşan sevgili danışanlarımın isteği üzerine, boşanma ve boşanmanın çocukları üzerinde etkilerini anlatan yazımı sizlerle paylaşmak istedim. Bu yazının, seçtiğiniz yolda size ışık tutmasını diliyorum.

Yaklaşık bir hafta önce, bana internet üzerinden ulaşan bir okurum, eşinden boşandığını birisi 3 diğeri 12 olmak üzere 2 çocuğu olduğunu ve çocuklarının boşanmadan etkilenmelerinden çok korktuğunu, hatta bir anne olarak, sadece kötü giden evliliğini bitirdiği için kendisini suçladığını bu durum da uykularını kaçırdığını, hayatını çok olumsuz etkilediğini içtenlikle anlatmış. Bu annenin benimle içtenlikle paylaştığı hikayesini okuduktan sonra, ‘Boşanmanın Doğası' isimli yazımı kaleme aldım ve bu yazının hayatlarının belki de en keskin virajını alırken yalnız ebeveynlere ışık tutacağına inanıyorum.

BOŞANMANIN DOĞASI

Soğuk bir adliye binasında, bir duruşma salonunda, Hakimin ağzından çıkan iki cümle ile büyük kutlamalar ve tebrikler eşliğinde verdiğimiz o büyük söz bir anda bozuluverir. '………. 'nın Boşanmalarına çocukların velayetinin…. Diye devam eden o karar anı mıdır bütün bu ağır duyguları , sorumlulukları, acıları sırtımıza yükleyen ? Hakim kararı ile mi yükleniyor sırtlarımıza o büyük acılar hayal kırıkları … Buna yanıt vermek çok zor olsa da, aslında karar anı sadece bitmiş bir ilişkinin resmen, açıkca dillendirilmesinden başka bir şey değildir.

Evlilikler aslında zaman içinde biter, çoğu kişi de bittiğini fark eder yavaş yavaş, acıta acıta, kimi gün gün kramplarını hissedersiniz karnınızda kimi gün dolan gözlerle bakarsınız aynaya… Düşünceler, uyku tutmayan geceler hele o günler ve geceler boyu ne yaparsak yapalım geçmeyen o sinsi sancı… İçten içe herkes tanır mutsuzluğu, herkes bilir kötü giden evliliği hatta birçoğumuz evlenmeden önce bile biliriz yürümeyeceğini bu evliliğin… Ama bir umut ya kalpteki ‘dene ulan' der 'dene ne çıkar değişir düzelir, hele bir yuvamızı kuralım da gerisi kolay'……. Daha uzar gider bu düşünceler, hatta aile büyükleri, arkadaşlar destekler evliliği, yuva kurmayı, herkes sever düğünleri, kutlamaları. Haksız da değildirler hani, aile olmak, ömür boyunca sizi sevecek koruyacak, yanınızda olacak bir kişi, çocuklar aileler, büyük bir mutluluk, kulağa ne kadar hoş gelse de; günümüzde var olan sistemlerin aile olma ve evlilik üzerine bir görüş birliği vardır. Sistem derken Kültür, gelenek görenek, din, politika, hukuk, sosyo -ekonomik durum, aklınıza gelen her türlü toplumsal mekanizmadan bahsediyorum çünkü her birinin evlilik birliği, seçilen eş, yaşam biçimi üzerinde etkisi vardır.

Evlilik kavramının doğasına baktığımızda( ki ben bu gün sadece aşk evliliğini örnek alacağım)iki insanın birbirinden etkilenmesi sonucunda uzun süresiz olarak birlikte bir hayat kurma kararı almaları diyebiliriz. Peki neye göre, hangi fikir ve görüşe göre, kime göre bu seçim yapılmıştır. Kalp gerçekten onu görünce atar mı yoksa kalp onu görünce atmalı inancına göre mi atar ? Gören herkesin hayran kaldığı kadar yakışıklı/güzel/zengin, kariyerli vb…..bir insanla birliktesiniz, herkes bu insanla birlikte olmanızı onaylıyor hatta size hayran kalıyorlar, belki kıskanıyorlar yani toplumun onayladığı bir il ilişki içindeyseniz, derinlerde bir şey ‘ yanlış giden bir şeylerin olduğunu söylese de, genellikle onu duymamayı tercih ederiz…

Benzer bir durum, toplumsal baskı konusunda da geçerlidir içimizdeki ses gerçeği bilse de, başka insanlar, çevre, aile, arkadaşlar derken bir bakarız ki herkesin düşüncesi bizimde düşüncemiz olmuştur, Bir bakarız ki dilimizde-malı, -meli ile biten cümleler kurmaya ve gayet kendinden emin bir edayla yaşarız hayatı….. Ama içimizdeki o ses bilir gerçeği artık konuşmasa da o hep ordadır ve bilir…

Çoğu zaman evlilikler böyle gitse de, bazen iş işin içinden çıkılmaz bir hal alır, iki insan aynı çatı altında yaşayamaz hale gelir… Birisi dinler içinden gelen sesi, dur der kendine, dur devam etme… İnsanın doğası mutluk ister, huzur ister, yakınlık ister, ten teması ister, bütün bunların olmadığı bir ilişki zaman içinde kabusa dönüşebilir… bitmek bilmeyen tartışmalar, laf sokmalar, gıcık olmalar, içini kemiren öfkeler, Altan alıp alıp sonra, sebepsiz öfke krizleri vb… bu listenin ne kadar uzun olabileceğini tahmin edersiniz.

Boşanma kararı sanıldığının aksine çok zor verilen bir karar değildir, zor olan boşanma kararını verene kadar yaşanılan süreçtir. Kara verildikten resmen ayrıldıktan sonra genellikle çoğu insan, üzüntüsünün yanı sıra değişik bir rahatlama hissettiğinden bahseder. Fırtına artık sona ermiştir ve yorucu tartışmalarında sonuna gelinmiştir. Sırada yeni hüzünler, yeni başlangıçlar, çoğu zaman kırık bir kalp içinizde derin bir boşluk, belki birde masum gözleri ile yüzünüze bakan, dünyada her şeyden çok sevdiğiniz çocuklarınız kalmıştır…

Geçtiğimiz yıllarda, boşanmanın çocuklar üzerinde etkileri üzerine çok tartışılmış ve ağırlıklı olarak boşanma sonrasında çocuklarda depresyon, uygunsuz sosyal davranışlar geliştiğinden bahsedilmiştir. Bu durumun evlilikleri kötü giden bir çift üzerindeki etkisini bir düşünün, tabii ki bir çok ebeveyn en azından çocukları belirli bir olgunluğa gelinceye kadar evliliklerini sürdürme kararı almıştır. Oysaki son dönemde yapılan araştırmalar durumun tam aksini göstermektedir ki bende bu araştırma sonuçları ile hem fikir olduğumu söyleyebilirim. Çocuklar üzerinde etkisi olan resmi boşanma anne- babanın ayrılması değil, boşanma öncesinde ebeveynler arasında yaşanan çatışma, kavga huzursuzluktur. Birçok araştırma boşanma sonrasında, ebeveynleri ile işbirliği ve verimli bir iletişim içerisinde olan çocukların başarı seviyelerinin ve özgüvenlerinin boşanma öncesine göre daha yüksek bir seviyeye geldiğini göstermektedir.

Boşanmanın doğasını incelediğimiz de çocukların anne babanın ayrı yaşamasına vereceği reaksiyonun 3 temel faktörler ilişkili olduğunu söyleyebiliriz.

1. Çocuğun anne babası ayrılmadan önce her bir ebeveyni ile arasındaki ilişkinin niteliği

2. Ebeveynler arasındaki çatışmanın yoğunluğu ve devam etme süresi

3. Boşanma sürecinde ebeveynlerin çocuğun ihtiyaçlarını anlayabilme kapasitesi

Bu üç faktör, boşanma sonrasında ve öncesinde ebeveynlerin çocukla iletişim içerisinde, ona kendini güvende hissettirerek ve anlayabileceği yaş seviyesinde dürüst ve açık olmak sureti ile kaliteli bir iletişim kurmanın önemini göstermektedir.

Çocuk hangi ebeveyn ile yaşıyorsa, çocuğun diğer ebeveyni ile kurduğu ilişkiye velayet eden ebeveynin saygı duyması ve desteklemesi. Çocuğun rutin hayatının sürekliliğinin sağlanmasının, ihtiyaçlarının karşılanmasının önemsenmesi, çocuğun birlikte yaşadığı ebeveynin çocuktan yeni bir rol ve davranış modeli beklentisi içerisinde olmaması yani ‘sen artık bu evin babasısın' yada özellikle kız çocukları için annenin yerine geçme yemek yapma, temizlik, gibi anneye ait sorumlulukları tamamı ile çocuğun sırtına yüklenmemesi çocuğun boşanma sürecini daha sağlıklı ve kolay atlatmasına imkan sağlayacaktır.

Boşanmanın, hemen ertesinde çocuklarda bazı duygusal belirtiler görülebilir, okulda saldırganlık, iştahsızlık, altını ıslatma yada çocuğun normalde yapmadığı herhangi farklı bir davranış çeşidi olarak düşünülebilir, Özellikle cinsiyete göre kız çocukları duygularını daha çok içlerinde yaşarken erkek çocukları duygularını daha çok dışa vurma eğilimde olabilirler. Bu durum çocuğun değişim sürecine verdiği tepki olarak yorumlanmalı ebeveynler tarafından çocuğun özellikle duygusal ihtiyaçlarının farkına varılarak karşılanması sürecin daha kolay atlatılmasını sağlayacaktır.

Boşanmanın Olumlu Etkileri

Olabilecek olumsuz etkileri okumak sanırım yeterince yorucu oldu, birazda boşanmanın olumlu etkilerinden söz etmek istiyorum. Şimdi bazılarınız, Boşanmanın da olumlu etkisi olur muymuş diye düşünebilirsiniz. Evet, bu durum kulağa ne kadar kötü de gelse, olumsuz ve zorlu durumların y anı sıra boşanmanın tüm aile üzerinde olumlu etkileri de vardır. İnsan doğası gereği içinde olduğu kötü koşullardan kurtulmak ve daha konforlu huzurlu bir hayat yaşamak ister. İlk insanların kendilerini doğanın soğuğundan, sıcağından yada tehiliklerinden korumak için daha sakin kutu Mağaralarda yaşamaya başlamasını düşünün, günümüzde modern hayat, bu temel ihtiyaçlarını mızın çoğunu karşılasa da psikolojik olarak, hayatın tehlikelerinden korunmak için ıssız Mağaralara ihtiyaç duyarız hiç kimse fırtınaların ortasında sonsuza dek kalmak istemez. Boşanma süreci, sorunların yaşandığı bir dönem olsa da boşanma kararı artık anne ve babanın bu fırtınayı dindirmek için yaptıkları bir müdahaledir aslında. Çocuklar bu karar ile sorunların çözümsüzlüğünü değil çözülebilir olduğunu göreceklerdir. Sürekli kavga eden, birbirinden nefret eden, öfkeli mutsuz bir kadın-erkek modeli yerine anlaşarak ayrılabilen erkek-kadın modeli çocuğun yetişkinlik hayatında oluşturacağı cinsiyet kavramı ve kadın-erkek ilişkileri modeli bakımdan da önemlidir.

Bunun y anı sıra tüm enerjisini kötü giden evliliklerine harcayan ebeveynler, boşanmanın ardından çocukları ile daha nitelikli ve kaliteli zaman geçirebilir onlarla birlikte daha sağlıklı bir ilişki geliştirebilirler.

Hayatımızda yaşadığımız her olayın bizim üzerimizde olgunlaştırıcı ve olumlu bir etkisi olduğunu unutmayın. Ne kadar acı olursa olsun, yaşadığınız anın, geleceğinizi aydınlatmasına izin verin. Her zorluk bir sınavdır aslında size verilen derslerin sesini duyarsanız aynı acılardan yeniden sınava girmek zorunda kalmazsınız.


İstanbul Psikolog uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!