Omurgamızın boyun kısmı, yedi adet omur adını verdiğimiz küçük kemikçikten oluşur ve hareket kabiliyeti en fazla olan bölümdür. Omur
kemiklerinin birbiri ile bağlantısını sağlayan diskler ve faset eklemleri, omurların maksimum hareketlerine izin verecek şekilde dizayn
edilmişlerdir. Bu özel biçim, boynumuzu oldukça geniş bir şekilde öne arkaya eğmemizi ve de yanlara çevirmemizi mümkün kılar. Fakat bu çok hareketli yapı özelliği, omurgamızın daha az hareketli bölümlerine oranla boyun kısmında daha sık sorun oluşmasına da yol açar. Eskiden geçirilen trafik kazaları yada spor yaralanmaları gibi boyun travmaları yanı sıra bazı genetik faktörlerin varlığı sorun oluşumuna zemin hazırlayabilir. Omurların arasında yer alan diskler, kuvvetli bir bağ dokusu ile çevrelenmiş jelimsi bir maddeden oluşmuştur. Omurlar arasında yastık ya da darbe emicisi gibi görev yaparlar. Kurabiyeye benzeyen bu yapıda, dış kısımdaki sert tabaka zedelendiğinde içerideki yumuşak jelimsi kısım, omuriliğin ya da sinir köklerinin yer aldığı bölüme doğru fırlar. Yani sonuç olarak boyun fıtığı, tıbbi adıyla Servikal disk hernisi ortaya çıkar.ortaya çıkar. Boyun fıtığı, başlangıçta boyundan başlayan, kürek kemiklerinin arasından sırta ve omuz başlarına yayılan ağrı ile karşımıza çıkar. Hastalık ilerledikçe ağrı, omuzlardan kollara doğru yayılır, uyuşma yanında his kaybı, kuvvetsizlik ve refleks değişikliklerin bulunduğu ve radikülopati olarak adlandırılan tabloya neden olur. Bu durumda hastalar bir tepsi ya da çaydanlık taşırken güçsüzlük çektiklerinden ve özellikle gece ortaya çıkan uyuşmalardan yakınırlar. Hastaların yaklaşık dörtte birlik kısmında, özellikle fıtığın omuriliğe bası yaptığı durumlarda, omurilikte yapısal değişiklikler gelişebilir. Çoğu zaman geri dönüşümsüz olan bu patolojiye myelopati ismi verilir. Bu durum kol ve bacaklarda kuvvetsizlik, his kayıpları, düğme iliklemek gibi incelik gerektiren kabiliyetlerde beceriksizlik ve dengesiz yürüme gibi omurilik hasarı bulguları ile kendini gösterir.

Boyun Fıtığı Tanısı Nasıl Konulur ?

Unutmamak gerekir ki her boyun ve sırt ağrısı boyun fıtığı değildir. Bu tür ağrılar ile bize başvuran hastaların yaklaşık %5 ila 10’unda boyun fıtığı neden olarak karşımıza çıkmaktadır. Boyun fıtığının tanısı, hastanın ayrıntılı olarak muayenesi ile başlar. Şüphelenilen durumlarda, manyetik rezonans görüntüleme, yani MR çekilerek buyun fıtığı tanısı kesin olarak konulabilir. Bildiğiniz gibi MR, radyo dalgaları ile çalışmakta ve radyoaktivite içermemektedir. Sinir basısının ayrımı için EMG tetkiki de doktorunuz tarafından yaptırılabilir. Yine omurlar arasındaki eklemlerin durumunu ve tedavi şeklini değiştirebilecek kayma olup olmadığını anlamak için tomografi ve röntgenler de gerekli durumlarda istenilebilmektedir.

Boyun Fıtığı Nasıl Tedavi Edilir ?

Buyun fıtığı genellikle iyi seyirli bir hastalıktır. Çoğu fıtık, cerrahi gerektirecek ileri boyutlara ulaşmadan senelerce kalabilir. Bu dönemlerdeki tedavi seçeneklerimiz istirahat, boyunluk, ağrı kesici ve kas gevşetici ilaçlar yanında fizik tedavi uygulamalarını içerir. Hastaların boyun kaslarını güçlendirmeye yönelik egzersizleri yapması tedavinin en önemli basamaklarından biridir ve genellikle ağrısız periyodların uzunluğunu belirler. Bazı hastalarda sinir köklerinin rahatlaması amacı ile omurilik içerisine ve çevresine enjeksiyonlar da uygulanabilir.

Boyun Fıtığında Cerrahi Tedavi Ne Zaman Düşünülür ?

Fıtığın basısı artar ve ağrılar dayanılmaz bir hal alırsa, basıya bağlı his ve kuvvet kaybı oluşursa ya da omurilik hasarına ait bulgular (myelopati) mevcutsa cerrahi tedavi düşünülür. Cerrahinin amacı sinire bası yapan diskin yani fıtığın çıkarılmasıdır. Bası yapan diskin çıkartılması sonrasında, arası boş kalan omurlar çökmemeleri için birbirine bağlanır. Çok seviyeli fıtıklarda sorunlu bölgelerin ortasındaki omurun çıkarılması da zaman zaman uygulanan bir yöntemdir. Diğer bir tedavi seçeneği ise özellikle genç hastalarda omurlar arasındaki hareketi korumak amacı ile tercih edilen disk protezi uygulamalarıdır. Bu yöntemde, çıkarılan diskin yerine, omurlar arasındaki hareketi korumak amacıyla küçük protezler yerleştirilir. Uygulanacak metoda bağlı değişmekle birlikte, cerrahi sonrası hastalar genellikle 2-3 hafta içerisinde eski işlerine dönebilirler.


İstanbul Ortopedi uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!