ÇOCUKLUKTAN ERGENLİĞE, ÇALIŞKAN VE AZİMLİ ÇOCUKLAR YETİŞTİRMEK

Kişiliğin Oluşmasında İlk Adım, Bebeklik Çağı

Çocuklarımız okul çağına gelene dek, ev hayatının etkisiyle ilk öğrenme ve çabalama süreçlerinden geçerler. Bebeklik döneminde, sadece kendilerine odaklı bir yaşam anlayışı mevcuttur, acıktıysa hemen beslenmelidir, ağladıysa hemen sakinleşmelidir. Bunları ona sağlayan kişilerin kimlikleri pek de önemli değildir, önemli olan tatmindir. 21 - 24. aylar arasında ise kendi bedenlerinin, duygularının ve isteklerinin, anne-babası üzerindeki etkilerini algılamaya başlarlar. İhtiyaçlarını karşılayan, bağımlı oldukları bu bakıcı ebeveynlerin tepkileri, bebeğin yaşama dair oluşan güvenlik algısını geliştirmesinde, temel halini alır.

Anne ve babası, bebeğin her ihtiyaç anında ona yardımcı olacak şekilde destek olmuşsa, bu dönemin kişilikteki kazanımı, temel güven duygusunun gelişmesidir: ‘İnsanlar beni önemsiyor. Ben seviliyorum. Ben annem-babam için önemliyim. Dünya kötü bir yer değil, kimse bana zarar vermiyor.’ algısının huzuru yerleşir. Bu da bir sonraki büyüme adımına zemin hazırlar.

Bireysel Çabayla Hareket Etmeye İhtiyaç Duyan Çocuk

2,5 - 4 yaşları arasında çocuk, kendi başına hareket edebilme arzusu içindedir. Buna onu teşvik eden şey içgüdüsel bir meraktır. Yaşamak, tatmak, dokunmak, hareket ettiğini hissetmek ister. Bu aşamaya ilk özerk (tek başına) çabalama girişimleri diyebiliriz. Kendi başına yemek yemek, oyuncakları ile oynamak, eşyaları incelemek, anne-babasına karşı gelip tepkilerini ölçmek ilk girişimleridir. Bu özerk çabalarına müdahale edilmezse, baskı altında tutulmazsa ve merak güdüsünü uygun yollarla doyurmasına izin verilirse, kişilikteki ikinci önemli tuğla taşı olan özerk hareket edebilmeye olan güven kazanılır. Çok engellenen, korumacı yaklaşımlarla durdurulan ya da ayıp-günah gibi kavramlarla korkutulan çocuklar ise kendi çabalarından, girişimlerinden utanç duyarlar. Bu da heves edip, karar alıp, tek başına yaptığı her eylemin hatalı, yetersiz ve başarısız sonuçlanacağına dair ön inançları kişiliğine katar. Bu dönemde kazanılan sonuç, çocuğun ileriki yıllarında da izlerini taşıdığı kişilik özellikleridir.

Girişimci Özellikleriyle Öne Çıkan Çocuk

Okul öncesi dönemde, 4 - 6 yaş arasında ise artık öz bakımını sağlayan çocuk, zihinsel yetenekleri ile ön plana çıkmaktadır. Öğrenmeye ve bunları depolamaya açıktır. Eski öğrenimlerinin üzerine yenilerini ekler, her adımda daha başarılı sonuçlar ortaya çıkartabilir. Karalamadan başlayan çizimleri kafa yuvarlağından çıkan yatay düz çizgilere dönüşür, insan figürü çizdiğini fark eder. Hayal ettiği şekiller artık parmaklarının ucundaki sihirle kâğıttadır. Bu çocuk için zaferdir. Aldığı eğitimle ve kopya edebilme yeteneği ile çizgileri çeşitlenir, el kasları kuvvetlenir. İşittiği bilgilerin çoğunu hatırlar, pek çok da soru sorar. Artık duygularını ve isteklerini net cümlelerle ifade edebilmektedir. Yetişkinlerle ve yaşıtları ile daha zengin iletişim kurar. Ana okul ortamındaki arkadaşlık ilişkilerinde kendine ait alanı belirler. Kendini korurken, çevreye açıktır. Önceki yaş döneminden özerk (tek başına) çabalarda bulunma güvenini kazanmıştır. Sıra bu çabalarının sonuçlarını almaya gelmiştir. Bu yaş dönemi başarılı geçerse çocuk girişimciliğini kazanacaktır.

İçe dönük ya da saldırgan davranışlar sergileyen çocuklar da görürüz. Okul ortamında da uyum sorunu yaşayan çocuklar, yukarıda bahsettiğimiz sosyal ve duygusal kazançları zamanında edinemedikleri için bu şekilde tepkiler vermektedirler. Bir anlamda kendilerini dış dünyadan korumaktadırlar. Çünkü kendilerine ve çevreye olan güvenlerinde eksik bir şeyler vardır; ama bu sıkıntılar, doğru değerlendirilirse, değişmeleri için en önemli fırsatı yaratır. Çünkü okuldaki sosyal ortam ve eğitimcilerin tavrı çocuğa bu şansı verir.

Okul öncesinde, anne ve babalar, girişimci, cesur, kendine güveni olan ve öğrenmeye hazır bir çocuk yetiştirmek için şunlara dikkat etmelidir:

Çocuk merak ettiği hedefe ulaşmak istiyorsa ve çabalıyorsa bu özerk girişimi desteklenmeli ve karşılaştığı engelleri ortadan kaldırması için, çok müdahale etmeden, yardımcı olunmalıdır.

Başladığı işi bitirmesine izin verilmeli, hata yapsa bile düzeltme yapılmamalıdır. Ancak çocuk kendine göre eser olan çalışmayı bitirince iznini alarak ve oyunlaştırarak hatalarını düzeltmeye teşvik edilmelidir.

Çoğu ebeveyn ve eğitimci şu cümleyi tekrarlar: ‘İstese en iyisini yapabilir ama yapmıyor!’ Bu hatalı bir yargıdır. Çünkü her çocuk başarmak, takdir almak ister. Yapmıyorsa, bir nedeni vardır. Bu neden ya organiktir; yani, kaslarının ve zihin yeteneklerinin yeterince olgunlaşmaması ile ilgilidir ya da duygusal ve motivasyonel etkiler yüzündendir. Sebebi doğru analiz edip uygun yöntemle onu yeniden harekete geçirmek yetişkinlerin işidir.

Çocuğun kazanması istenilen bir bilgi ya da beceri varsa, bu resimli, çizimli, boyamalı ya da işitsel malzemeli kitap veya araçlarla verilmelidir. Sadece anlatım yeterli değildir. Çocuklar bu dönemlerinde gözle görülür, elle tutulur malzemeleri daha rahat öğrenir ve bizzat deneyerek kavrar. Örneğin, bisiklet kullanmayı öğretmek istiyoruz. Bunu sadece anlatarak ya da başkalarını izleterek kavratamayız. Çocuğun adım adım ve hata yaparak ama yılmadan deneyerek öğrenmesi gerekir.

6 yaşta, okuma ve yazma öğrenmeden önce, bu becerilere hazırlık olması amacıyla çocuklarla çizgi çalışmaları yapılır. Kalemi tutuş önemlidir. El kaslarının olgunlaşması ve hazır olması ile doğru tutuş sağlanır. Bunun da alt yapısı daha önceki yaşlarda atılmalıdır. Çocuk kendi yemeğini yiyebiliyorsa, kıyafeti kabaca giyebiliyorsa, evde boncuklarla, hamurla, kalemlerle çalışmışsa, el kasları çizgiye de hazırdır. Ebeveynler, çocuğun çalışmalarında yanında bulunmalı, çalışmalarında onu motive edecek sözler söylemeli, çabasını desteklemelidir. Çocuk, bunları yapamadığında ise, çocuğa yapabileceği daha basit bir parçayı belki de birlikte çizerek başlangıç adımını atmaya teşvik etmelidir. Çocuk her zaman başarabildim duygusunu yaşayarak etkinlikten kalkmalıdır. Ebeveynler her zaman sabırlı olmalı, ama asla çocuğun görevini yapmamalıdır.

Günlük ev yaşantısında da çocuklar ve anne-baba arasında düzenli bir iletişim olmalıdır. Anne ve baba, haftada bir gün mutlaka çocukla bir araya gelmeli, herkesin hoşlanacağı bir etkinlikte karar kılınmalı, kuralları birlikte belirleyerek oyun oynamalıdır. Anne ve baba, oyun esnasında, çocuklarına kurallar doğrultusunda yaklaşmalıdır. Çocuk, yaşıtıyla oyun oynarken de anne-babaya davrandığı gibi davranabilmelidir. Sınırlarını bilerek, fedakârlıkta bulunarak, paylaşarak ve iletişim kurarak… Bu sevgi-sınır-ilişki dengesini kurabilmeyi, anne ve babası sayesinde öğrenecektir.

Okul Çağı Çocukları; Başarıyorum ya da Yetersizim Etiketi

İlköğretimin ilk yılları olan 7-11 yaş arasında çocuklar, öğrendiklerini eksiklere yer vermeden, başarıyla uygulamaya dökebilecek beceriyi artık kazanmışlardır. Dikkat becerileri, düşünme ve hatırlama becerileri işlemeye hazır bir makine kuvvetine gelmiştir. Öğrenmeye dair farklı yetenekleri de belirgin olmaya başlamıştır. Bazı çocuk gördüklerini daha net hatırlarken, bazısı işitsel olarak almaya daha eğilimlidir; ama yine de bu yaşlarda bizzat deneyerek yapmak, okuduğunu ya da dinlediğini kendi sözcükleri ile anlatmak ya da kâğıda dökmek hepsinin en etkili öğrenme yolu olmaktadır. Bu nedenle, öğretmenler çocuklara ders bilgilerini çok malzeme ile ve çok yönlü duyu organına hitap ederek aktarırlar. Ama mutlaka ortaya bir yazı-proje-sunu; yani ürün çıkartmaya teşvik ederler. Çocuğun kazandığı kalıcı bilgi, çıkarttığı ürünle ölçülür. Öğrendiklerini pekiştirmeleri çok önemlidir, bu yüzden mutlaka ev ortamında çalışmaları, tekrar yapmaları gerekir.

Çalışma alışkanlığını kazandırmak için ebeveynlerinin çocuklarına yapabileceği katkılar şunlar olmaktadır:

Çocuğa sakin, sessiz bir çalışma ortamı ve istikrarlı bir ev yaşantısı sunulmalıdır.

Çocuğun her gün çalışmaya başlayacağı ve bitireceği saatler önceden çocukla konuşulmuş kararlaştırılmış olmalıdır, çocuk çalışmanın bir düzen ve süreklilik gerektirdiğini anlamalıdır.

Bu kararların uygulanması çocuğa bırakılmalı ama nasıl uygulandığı ebeveynlerce takip edilmelidir.

Çocuk çalışmalarına dair aldığı kararları uygulamazsa ne gibi hak mahrumiyetleri yaşayacağını önceden bilmelidir.

Anne ve baba bu sistemi istikrarlı ve kararlı biçimde uygulamalı, haftanın sonunda da aksaklıklar varsa çocukla beraber bunu değerlendirecek bir toplantı saati düzenlemelidir.

Toplantı saatinde önce çocuk kendi performansını 1-10 arası bir puanla değerlendirmelidir. Her çocuk, yargılanmadığını hissettiğinde kendini dürüstçe değerlendirir ve kendindeki eksiği belirtir. Kendindeki eksiği çocuğa buldurmak, söyletmek önemlidir. Bu eksiklerini telafi etme kararlılığını çocuğa katar. Anne-babalar yargılarsa, sorgularsa, kızarsa, artık çalışma çocuğun işi olmaktan çıkar anne ve babanın çok önemsediği bir zorunluluk haline gelir. Çocuktan fazla konuşan anne-babalar bu durumu fark edip, strateji değiştirmelidir.

Aile okulla daima sıkı temas içinde kalmalı, eğitimcilerine güvenmeli ve birlikte kararlar alıp buna uymalıdır.

Okul Çağı Çocuklarında Özgüvenin Gelişmesinde Belirleyici Etkiler

Bu dönemde çocuk, kendine güvenini oluştururken, kendisini yaşıtlarıyla kıyaslar. Bununla birlikte, kendini eksiksiz ve beğenilir hissetmek ister. Kuvvetli olduğu alanlara daha çok yüklenir, başarısızlıklarından kaçar. Çocuğun bu yaşlarda kazanması gereken kişilik özelliği “başardım” duygusudur. ‘Okulda arkadaşım var ve seviliyorum; öğretmenim beni ve yaptıklarımı takdir ediyor; ben sınıf için önemliyim; ailem benden umutlu ve onları hayal kırıklığına uğratmıyorum.’ gibi düşünceler ve inançları tatmalıdır.

Her insan hata yapar, hatalara öğretmenlerinin ve ailesinin verdiği tepkiler ya çocuğa bir ders alma fırsatı yaratacaktır ya da çalışmayı bırakıp aşağılık duygusu yaşamasına neden olacaktır. Hatalarını defalarca yapsa bile, korkmadan hataları ile yüzleşmede ona yardım edilmelidir. Hatasını tanıyan çocuk, bunu düzeltme şansı olduğunu da bilmelidir. Bu şansı hangi yollarla kullanacağını çözümler üreterek seçmeli ve bu çözümleri girişimci özelliğiyle denemelidir. Bu dönemin en temel kazancı işte bunlardır. Bunlar yetişkinlik hayatının provaları gibidir. Çocuktan hata beklememek, sabırsız olmak, onun adına çözümler bulmak, aşırı korumak veya ‘Beni üzdün, mutsuzum, hayal kırıklığına uğradım, güvenimi kaybettin’ gibi duygusal yıkıcı sözler sarf etmek, çocuğun kendini yetersiz ve kötü hissetmesine neden olacaktır. Bu dönemin olumlu ya da olumsuz birikimleri de ergenlik dönemini nasıl geçireceğini belirleyecektir.

Ergenlik Dönemindeki Değişimlere Uyum Sağlamayı Başaran Çocuk ve Ailesi

11 yaş civarında çocuk, tüm birikimleri ile artık ergenliğe girmiştir. Eskiden annesi, babası veya öğretmenlerinin takdirini kazanmak çok önemliyken, artık arkadaşlarının takdirini kazanmak önceliğidir. Bir yandan herkesten farklı ve beğenilmeyen yönlerle sivrilmemeye çalışır, grupla hareket edip onlarla özdeşleşir, öte yandan kendini farklı ama beğenilir kılacak özellikler arar. Bu ihtiyaç, bazen giydiklerinde, bazen saçını yapma şekliyle bazense farklı tavır ve hareketlerinde kendini gösterir. Bir rol model seçer, onun gibi olmak ister, daha çok hayranlık elde etme ihtiyacı bu davranışa kendisini iter. Bedeni, sesi, duyguları, zihnindekiler o kadar değişmiştir ki ve aynı zamanda anlık olarak değişmektedir ki, bir forma kavuşmak ister. Birileri gibi olup beğenilmek onu rahatlatır. Bu ihtiyaçlarının var olduğunu kabul etmek anne-babalar için zordur ama değişimi de kabullenmek gereklidir.

Ergenlik döneminde çalışma isteği yerini farklı alanlarda kendini gösterme, sosyal ilişkilerinde yaşadıklarından zevk duyma, engellerle mücadele etme ve hayal kurmaya bırakır. Ailesi ve öğretmenleri önceliklerini dikkate alarak çocuğa baskı kurmadan, onun yaşamını programlayabilmesinde yardımcı olmalıdır. Çocukluk dönemindeki kadar seçimlerine karışmamalıdır. Bazı konularda esneklik tanımalı ama asla değişmeyecek kurallarda da açıklama yapıp ikna ederek uzlaşmaya gitmelidirler. Ailesinin sevgi, hoşgörü ve yeterli kontrolle büyüttüğü çocuk, önceki kişilik basamaklarını da sağ salim geçmişse, kendi kimliğini oluştururken ailesinden kopmayacak ve yeni hayatına uyum sağlayacaktır. Ergenlik için sözü edilen ‘fırtınalı dönem’ tanımlaması, aslında gerçek değildir. Önceki yaşlarda demokratik ve sevgi içeren aile içi ilişkiler oluşmuşsa ve çocuğun duygusal gelişimi yeterliyse, ‘ergenlik değişimlere birlikte ayak uydurulan bir dönemdir’ sadece.

Ergenlik döneminde anne ve babaların dikkat etmesi gereken tutumlar şunlar olmaktadır:

Ergen değişmektedir ve kendini boşlukta hissetmektedir. Her karşıt tavrı, patlaması, aslında kendi ile ilgili kaygılar nedeniyledir.

Ergenin seçtiği arkadaşlar ailesinin istediği gibi olmayabilir; ama anne ve babalar daima daha yakından tanımak amacıyla arkadaşlarıyla ilişki kurmalıdır. Çocuklarına arkadaşlarının kusurlarını söylerken bile yargılayıcı ve öfke duygusu ile söylememelidir. Arkadaşındaki bir özelliğin, çocuğunu olumsuz yönde etkilemesinden duyduğu kaygıyı dile getirmesi ve bu konuda rahatlatılmaya ihtiyaç duyar tavırda beklentide olduğunu hissettirmesi yeterlidir.

Sorumluluklarını hangi zaman diliminde tamamlayacağı ergene sorulmalı, ondan alınan söze göre beklemeyi bilmelidir. Yerine getirmediği sözlerinde de sonuçların önceden konuşulmuş olması ve ebeveynler tarafından sakince ve tebessümle uygulatılmalıdır.

Her şeyden önce anlayış, dinleme, duygularını iyi anlayıp ona geri yansıtma (Üzülmüş gibisin, bana kızdın… vb.) ve zaman tanıyarak sözlerini yerine getirmesini bekleme, sonrasında da takip, en doğru tutumlar olacaktır.

Değerli anne ve babalar, çabalayan, kendine inanan, sonuçlarını sahiplenebilecek kadar cesur ve gerçekçi çocuklar yetiştirmek bizlerin elinde. Yeter ki bu kişilik yolculuğunda onları anlayalım ve yol gösterebilecek kadar akılcı tutumlar sergileyelim. Yaşamlarının sorumluluğunun onların elinde olduğunu bilerek ve onlara güvenerek…

Kaynaklar:

GORDON, Thomas “ Çocukta Dış Disiplin Mi? İç Disiplin Mi?”, Sistem Yayıncılık, 7.Basım, İstanbul

KORKMAZLAR, Ümran “Ana-Baba Okulu”, Son Çocukluk Dönemi, Remzi Kitabevi, 11.Basım, İstanbul

KULAKSIZOĞLU, Adnan “Ergenlik Psikolojisi”, Remzi Kitabevi, 9. Basım, İstanbul


İstanbul Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!