Bugün hep gözümüzün önünde olan ama bir türlü merak edip araştırmadığımız bir besin üzerinde duracağım. Tabi ki çay. Her gün mutlaka hepimizin birer bardak içtiği, sağlığımıza oldukça faydalı bu küçük taneler neyin nesiymiş birde yakında bakalım.

Çay dünyada sudan sonra en çok tüketilen içecek olduğu için üzerinde yapılan çalışma sayısı oldukça fazla. Havaların soğuduğu şu günlerde elimiz hep sıcak içeceklere gittiğinden olsa gerek bu konuyu sizler için ben de mercek altına almak istedim.

Yüksek anti oksidan kapasiteye sahip olan çayın sağlığımız üzerinde oldukça güzel etkileri var. Bir diyetisyen olarak size yeşil çayı anlatmamı bekleyebilirsiniz. Ama ister beyaz, ister siyah isterse de yeşil olsun hiç farketmez, hepsi aynı bitkiden geliyor. Bu yüzden ben genel olarak bugün çaydan bahsedeceğim.

Camellia sinensis olarak bilinen bitkinin yapraklarından elde edilen çay, üretim teknolojisine bağlı olarak farklı şekillerde isimlendiriliyor. Örneğin okside olmayan çaylara yeşil veya beyaz, yarı okside olmuş çaylara oolong çayı, okside olmuş çaya ise siyah çay diyoruz. Tabi ki örnekleri uzatmak mümkün. Ancak ben size bu oksidasyon işini anlatmak istiyorum biraz.

Oksidasyon sırasında polifenolik bileşikler- yani çayın sağlıklı olmasını sağlayan bileşikler- üzerinde bazı değişiklikler olur. Özellikle kateşinler bir enzim yardımıyla yükseltgenir ve renk değiştirir. Neticede birçok uçucu bileşik oluşurken, asıl bizim siyah çayın sevdiğimiz kokusu, aroması, rengi bu aşamada oluşur.

Bu yüzden okside olmamış çay tüketimini yani yeşil çayı ve beyaz çayın tüketimini daha çok önerir uzmanlar. Zaten yapılan bir çok çalışmada yeşil çay gibi okside olmamış çaylar üzerinde yapılmıştır. Ancak bu siyah çay içmeyelim, zararlıdır anlamına gelmiyor.

Çayın yararlarına şöyle bir bakmak gerekirse:

Düzenli olarak tüketildiğinde tansiyonu düşürebilir (?). Soru işareti koydum çünkü çalışmalar çelişkili. Hipertansiyonlu bireylerde anlamlı bir düşüşün olduğu ancak normotansif (yani normal tansiyona sahip bireylerde) herhangi bir değişikliğin olmadığı gözlenmiştir. Ancak düzenli tüketimde (1-2 fincan kadar) kan basıncında düşüş olduğunu gösteren çalışma sayısı daha fazla.

Kolesterolü düşürme etkisine sahiptir. Yapılan çalışmalarda siyah çay ve yeşil çay tüketiminin total kolesterolü %20-28 oranında düşürdüğü, HDL (yani iyi kolesterolü) ise yükselttiği gözlenmiştir.

Günde yaklaşık 2 fincan yeşil çay tüketiminin özellikle Tip 2 diyabeti önlediği, glikoz seviyesinde düşüş sağladığı bilinmektedir.

İçeriğinde flavanoidler dediğimiz antioksidan kapasitesi yüksek bileşikler bulunmaktadır. Bu bileşikler serbest radikal oluşumunu azaltarak özellikle kolon, mide ve pankreas kanserine karşı korumaktadır.

Yapılan çalışmalarda günde 2 fincan yeşil çay tüketiminin bel çevresini azalttığı ve zayıflamaya yardımcı olduğu bilinmektedir.

2 fincan yeşil çayda yaklaşık olarak 150-200 mg flavonoid bulunmaktadır. Düzenli olarak günde 2 fincan yeşil veya beyaz çay içmenin sağlık üzerine oldukça yararlı etkileri bulunmaktadır. Ancak siyah çayı seven bir toplum olduğumuz için kafein alımını da düşünürsek günde yaklaşık olarak 3-4 fincan çay tüketimini aşmamakta yarar var. Tabii ki şekersiz olmak şartıyla…


Ankara Diyetisyen uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!