Cinsel işlev bozuklukları çok sık rastlanan durumlardır. Kadın ya da erkek ayrımı olmaksızın her üç kişiden en az birinin, yaşamlarının bir döneminde en az bir cinsel işlev bozukluğu yaşadığı tahmin edilmektedir. Cinsel işlev bozukluklarının ortaya çıkmasında ve sürmesinde, genellikle çok sayıda psikososyal ve kültürel etken birlikte rol oynar.

Vajinismus

Cinsel birleşme sırasında kadının vajinayı dış çevreleyen kaslarının yineleyici ya da sürekli bir biçimde istemsiz kasılarak cinsel birleşmenin gerçekleşmemesi veya ağrılı gerçekleşmesi durumudur. Ülkemizde oldukça sık görülür. Cinsel sorunlar nedeniyle psikiyatriye başvuran kadınların çoğunda vajinismus görülür. Vajinismus tanısı olan kadınların eşlerinde yüksek cinsel işlev bozuklukları olduğuna rastlanmıştır. Vajinismus en kolay tedavi edilen cinsel işlev bozukluğudur. Hastanın eşi ile birlikte uygulanan ve bilişsel-davranışçı terapi ilkelerine dayanan cinsel terapileri etkili bir yöntem olmaktadır.

Cinsel istek azlığı

Cinsel istekte azalma, cinsel düşünce ve fantezilerin, cinsel birleşme ve orgazma ulaşma sıklığının azlığı ya da yokluğu, cinsel bir etkinliği başlatma, ya da yanıt verebilme motivasyonunun yetersizliğidir. Genel olarak kadınlarda erkeklerden daha fazla görülür. Nedeni çoğunlukla psikolojiktir. Stres, eşle uyumsuzluk, çatışmalar, psikiyatrik hastalıklar, çeşitli kronik hastalıklar, madde kullanımı bu cinsel bozukluğun ortaya çıkmasında ikinci faktörlerdendir.

Cinsel Tiksinti Bozukluğu

Cinsel ilişki kurmaktan sürekli ve aşırı bir biçimde tiksinti duyma ve bu nedenle cinsellikten tümüyle kaçınma durumudur. Tecavüz gibi cinsel travmaya maruz kalma, acı dolu geçmiş cinsel yaşantılar bu bozukluğu ortaya çıkarabiliyor. Bireyler, cinsel ilişkiye karşı korku, endişe ve tiksinti tanımlarlar.. Klinik olarak fobiye benzer. Birey partneriyle birlikte olmaktan kaçınır. Kişi cinsel ilişki olasılığını düşündüğü zaman yoğun kaygı hali görülür.

Kadınlarda Orgazm Bozukluğu

Yeterince cinsel uyarıya karşın çoğunlukla ya da her zaman orgazmın yaşanması, gecikmesi ya da güçlükle ulaşılabilmesidir. En önemli psikolojik nedenleri arasında tutucu değer yargıları, suçluluk duyguları, cinsel travmalar, yetersiz cinsel bilgi ve deneyim, duygusal hazırlığın ya da eşle olan duygusal iletişimin yetersizliği, yetersiz sevişme ve cinsel uyarı, eşteki erken boşalma ya da ereksiyon (sertleşme)güçlüğü nedeniyle yetersiz cinsel birleşme süreci sayılabilir.

Eşler arası uyumsuzluk, evlilik içi çatışma, cinsel travma çeşitli jinekolojik ve sistemik hastalıklar, kullanılan ilaçlar alkol ya da uyuşturucu madde kullanımı da neden olabilir.

Kadında Uyarılma Bozukluğu

Yeterli cinsel uyarıya rağmen, kadında beklenen salgı-kabarma yanıtının yeterince oluşmaması ya da cinsel etkinliğin sonuna kadar sürdürülememesidir.

Sıklıkla orgazm bozukluğuyla beraber görülür. Yetersiz cinsel bilgi ve deneyimler, tutucu değer yargıları, suçluluk duyguları, cinsel travmalar, duygusal olarak ilişkiye hazır olamama ya da duygusal iletişimin yetersizliği bu bozukluğun ortaya çıkmasında rol oynayan faktörlerdendir.

Sertleşme Bozukluğu

Penisin cinsel beraberlik için gerekli sertleşmeyi tekrarlayıcı, kalıcı biçimde sağlayamama ya da sürdürememe durumudur. Bu sorunun tanısı konulabilmesi için tekrarlayıcı ve altı ay gibi uzun sürmelidir.

Geçici sertleşme güçlükleri her erkeğin yaşamının çeşitli dönemlerinde olabilir ve kısa sürede kendiliğinden geçer. Oysa kişi paniğe kapılarak hızla performans anksiyetesi geliştirir. Psikolojik olarak sertleşme bozukluğunun ortaya çıkaran en önemli neden budur.

Performans anksiyetesi, özellikle cinsel bilgi ve deneyimi yeterli olmayan kişilerde bir kez yaşanan sertleşme güçlüğünün ardından bile ortaya çıkabilen sıklıkla geçici ve hafif olarak yaşanabilen bir durumdur. Sertleşme bozukluğu en sık rastlanan değil ama en fazla doktora başvuru nedeni olan cinsel işlev bozukluğudur.

Erken Boşalma

Çok kısa cinsel uyarılmanın ardından cinsel birleşme olmadan ya da olur olmaz, kişi henüz istemeden boşalmanın olması durumunun süreklilik kazanması ya da yinelemesidir. Süre asıl ölçüt değildir fakat birleşmeden önce veya birleşmenin ilk 3 dakikasında boşalma durumunda kesinlikle erken boşalma olduğundan bahsedilebilir. Genelde hekime tedavi amaçlı başvurularda bu süre 1 dakikanın altındadır. Erkeklerde en sık karşılaşılan cinsel işlev bozukluğudur.

Erkeklerde Orgazm Bozukluğu

Erkeklerde orgazm bozuklukları cinsel uyarılma sonrasında orgazmın çok geç olması ya da olamaması durumudur. Bu durum zihinsel nedenlerden kaynaklanabildiği gibi depresyon kaygı, stres, cinsel kimlik çatışmaları, ergenlik dönemi sorunları, cinsel taciz gibi psikolojik nedenlerden de kaynaklanabilmektedir.


İstanbul Psikiyatri uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!