Erkeklerde Cinsel İsteksizlik:
Erkeklerde cinsel isteksizlik, kısaca erkeklik organının boyunun (kişinin kendi düşüncesine göre) normalden küçük olması, iktidarsızlık, erken boşalma gibi özel durumlar ve eşini tatmin edememe duygusuna kapılmadan ileri gelir. Birçok erkeğin cinsel organı normal büyüklükte olduğu halde, bunu yeterli görmeyerek dehe fazlasını ister. Normalde uyarılmış bir penisin boyu, 12-16 cm arasındadır. Aslında bu da fazla bir önem taşımaz. Çünkü eğer penis, kendisini kabul edecek olan vajinaya girebilecek kadar büyükse, ortada bir problem yok demektir. Eğer iktidarsızlık ya da erken boşalma gibi problemler var ise, gerekli bölümlere bakılabilir. Bedensel güçsüzlük tesbit edilirse, aşağıda verdiğimiz çeşitli formüller faydalı olacaktır. Problem psikolojik ise, bir uzman kontrolünde tedavisi mümkündür.

Kadınlarda Cinsel İsteksizlik:
Eşiyle arasındaki büyük yaş farkı, erkeğin yanlış ve kaba davranışları, gebe kalma korkusu, yanlış eğitim, cinsel hastalıklar (rahim iltihabı, rahimde tümör vs.) ve doğum sırasında meydana gelen yaralanmalar, bayanların cinsel ilişkiden kaçmalarına ya da soğuk davranmalarına sebep olabilir. Ayrıca, kadınlarda da erkeklerde olduğu gibi, yetişme tarzı ve çevre etkileri ile psikolojik olarak isteksizlik olabilir. Bunun da tedavisi bir uzman telkini ile mümkün olmaktadır.

Eşlerin, bu tür tek taraflı isteksizlikler karşısında son derece anlayışla yaklaşmaları ve zorlayıcı olmamaları gerekmektedir. Karşılıklı telkinlerle, çözüme ulaşmak mümkündür.

Cinsel isteksizliği psikolojik sebepler ve organik sebepler olmak üzereikiye ayırmaktayız. Cinsel isteği sağlayan hormon kadında ve erkekte aynıdır, bu hormon testesteron, erkeklik hormonudur. Hem erkekte hem de kadında bu hormon cinsel isteği yönlendirmektedir. O yüzden hastalarda testesteron düzeyine bakmak yararlı olabilir. Bunun dışında psikolojik bir takım sebepler de cinsel isteksizlikte önemli bir neden olabilir. Çocukluğunda yaşadığı bir takım deneyimler. Cinsellikten tiksinme. Bir takım psikolojik sebepler buna yol açabilir. Biz böyle bir hastaya ilk önce hormon testleri yapıyoruz. Ondan sonra eğer hormon testleri düşükse, bu hastayı 6-8 hafta tedaviyle (hormon takviyesi) cinsel isteğini arttırmak mümkün olabilir. Eğer organik temeli yoksa, o zaman bu kişinin psikiyatrlar tarafından sebebe yönelik tedaviyle değerlendirilmesi uygun olur.

Cinsel isteksizlik en yaygın ve belki de en karmaşık cinsel sorunlardan biridir. Cinsel dürtülerimiz doğuştan vardır, ama cinsel davranışlarımız cinsellik konusundaki tutumumuz ve cinsel deneyimlerimizle belirlenir. Cinsel isteğimizi belirleyen çok sayıda faktör söz konusudur. Genel veya cinsel sağlık durumumuzdaki bozukluklar, hormonlardaki aksaklıklar, kullandığımız ilaçlar doğrudan cinsel isteğimizi etkileyebilir.

VAJİNİSMUS (VAGİNİSMUS)

Vaginismus cinsel birleşme sırasında kadının vajen kaslarını istemsiz bir şekilde kasarak cinsel birleşme olanağı vermemesidir. Bu kasılmalar tamamen kadının kontrolü dışında olur. Vajinanın girişindeki kasların kasılmasının yanında tüm vücutta bir kasılma, endişe, korku ve panik hali olur ve kadın ilişkiyi reddederek bacaklarını sıkıca kapatır. Bu kasılmalar aslında vücudunkendini korumaya yönelik bir savunmasıdır.
Çocukluk çağından kalma korkular, suçluluk duygusu, ayıp ve günah kavramlarının yeri büyüktür. Korkular en çok, kadının zihninde aşırı büyüttüğü bir penis yüzünden çok acı çekme, parçalanma ve yırtılma, aşırı derecede kanama gibi korkulardır. Ayrıca gebe kalmaktan korkma da bazı kadınlarda vaginismusa yol açabilir.

Vajinismus, kadın veya erkeğin genital organların anatomik yapısından ilişkisiz bir şekilde ortaya çıkar. “Vajinam çok küçük veya dar” diye bir kavram genellikle yoktur, vajina esnektir ve doğumda bir çocuğun başını çıkaracak kadar genişleyebilir.

Vajinismuslu hasta gebe kalabilir ancak bu esas problem olan vaginismusu tedavi etmez, ayrıca bu hastanın normal doğum yapması çok zor olmaktadır ve genellikle sezaryan operasyonu ile doğum yaptırılmaktadır.

AĞRILI CİNSEL İLİŞKİ ( Disparoni )

Disparöni, aile planlaması kliniklerinde çok karşılaşı1an bir sorundur. Aksi kanıtlanıncaya kadar disparöniyi fíziksel bir sorun olarak ele almalıdır, psikolojik olarak değerlendirilmemelidir. Çoğu kez fiziksel bir sorun vardır veya disparöni fiziksel bir sorunla birlikte başlamıştır. Normal cinsel ilişkide, cinsel uyarım vajen genişlemesine ve ıslanmasına, bu da daha fazla heyecan ve zevk duyulmasına yol açar. Her hangi bir nedenle ağrı ortaya çıkarsa, kadının coşkusu ve zevk alması önlenir, vajinal genişleme olmaz, vajinal kuruluğa yol açar. Bu durumda penis hareketleri daha da ağrılı olur. Cinsel ilişki, zevk verecek yerde ağrı uyandıran bir kısır döngüye dönüşür.

Yaygın sebepler şunlardır ;

- Lubrikantların yokluğuna bağlı olarak gelişen vajinal kuruluk
- Atrofik vajinit (sıklıkla menopoz sonrası kadınlarda görülen vajinal mukozanın incelmesi durumu)
- Bazı ilaçların yan etkileri (örneğin antihistaminikler ya da tamoksifen )
-Sentetik iç çamaşırları, spermisitler (gebeliği önleyici maddeler) ve vajinal yıkama materyallerine karşı oluşan alerjik durumlar
-Endometriozis: uterusun en iç tabakası olan endometriumun normal yeri dışında pelvis içinde, farklı yerlerde de bulunması ve büyümesi nedeniyle, başta kısırlık olmak üzere pelvik ağrı ve disparoni ile seyredebilen hastalık
-Vulvo - vajinal vestibülit
-Vajinal bölgeyi etkileyen cilt hastalıkları
-Üriner sistem hastalıkları,vajinal mantar hastalıkları,cinsel yolla geçen hastalıklar
-Psikolojik travma (özellikle çocukluk yaşlarında olmakla birlikte ergenlikte de yaşanmış olan cinsel taciz veya benzeri ruhsal travmatik olaylar)

-Cinsel ilişki sırasında ağrının oluştuğu yer de önemlidir. Ağrı penisin vagene girişi sırasında vagen girişinde mi oluyor (yüzeyel disparoni)? Ve ya vaginaya tam olarak girdikten sonra alt kasık bölgesi veya karında mı oluyor (derin disparoni)? Bu iki ağrı çeşidinin ayrılması tanıya yardımcıdır.

Disparöni, şu aşamaları izleyerek tedavi edilebilir:

1- Hekim tarafından, hastaya ağrılı bölgenin ve ağrı nedeninin ne olduğunun açıkça anlatılması
2- Mümkünse ağrı nedenini ortadan kaldırın.
3- Bol miktarda lubrikan (kayganlaştırıcı) kullanılması. Vazelinli jel kullanmayın. Kontraseptif amaçla kondom kullanılmıyorsa nemlendirici deri losyonları da kullanılabilir. Lubrikan, hem penise, hem de vulva ve vajene bol miktarda uygulanmalıdır (iki yemek kaşığı dolusu).
4- Kadının, penisin girişini kontrol etmesi önerilebilir.
5- Çiftlere, her zamanki ilişki1erine bazı hoş ve cinsel yönden uyarıcı deneyimler katmaları önerilebilir (birlikte duş yapma, cinsel ilişkiye girmeksizin karşı1ık1ı okşama, cinsel kitaplar ve resimler gibi). Bu gibi uygulamalar vajinal genişlemeyi artırıp kuruluğu önleyerek sürtünme ve ağrıyı azaltır.
6- Pelvik patolojiye bağlı derin ağrısı olan kadınlarda (endometriozis, pelvik enflamatuar hastalık gibi), patoloji ortadan kaldırılamıyorsa penis girişine en az olanak veren koital pozisyonu denemeleri önerilir.

Kasık Ağrısı (Kronik Pelvik Ağrı)

Kronik pelvik ağrı (KPA), 6 aydan uzun süre devam eden nonsiklik pelvik ağrıdır. Bu tanıma dismenore dahil olmayıp ağrılı cinsel ilişki dahildir. Jinekoloji polikliniklerine başvuranların ortalama %10’unu, laparoskopi endi-kasyonlarının üçte birini ve histerektomi endikasyonlarının %12-16’sını oluşturur.

Birçok olguda ağrının nedeni bulunamadığı için tatminkar bir tedavi yapılamaz. Bu durum hastada, ailesinde ve doktorunda stress oluşturur, hastanın iş ve aile yaşantısında problemlere neden olur. Çoğu zaman pelvik enfeksiyon tanısı ile gereksiz antibiyotik tedavileri verilir.Kronik pelvik ağrının sebepleri arasında jinekolojik bazı nedenler olabileceği gibi, ürolojik yani idrar yolları ile ilgili, barsaklarla ilgili, kas-iskelet sistemi ile ilgili ve nörolojik sebepler de olabilir. Kronik pelvik ağrıya 18-50 yaş arası kadınlarda %14-25 oranında rastlanır.

Kronik pelvik ağrı hem şikayetlerin çeşitliliğinden dolayı hem de nedenleri çok çeşitli olabilmesinden dolayı tanısı zor bir durumdur. Tanıda hastanın detaylı öyküsü ve muayenesi dışında enfeksiyonu araştırmak için yapılan kan ve idrar tahlilleri, ultrason ve bazen karın içerisini gözlemek amacıyla laparoskopi gerekebilmektedir

Kronik pelvik ağrının jinekolojik nedenleri:
- Endometriozis
- Adezyonlar (Karın içi yapışıklıklar)
- Myomlar
- Over (yumurtalık) kistleri
- Adenomyozis
- Pelvik konjesyon sendromu
- Vestibulit
- Kronik PID

Kronik pelvik ağrının gastrointestinal nedenleri:
- İrritabl barsak sendromu
- Kronik appendisit
- İnflamatuar barsak hastalıkları
- Divertikülozis
- Divertikülit
- Meckel divertikülü
- Herni (fıtık)

Kronik pelvik ağrının ürolojik nedenleri:
- Anormal mesane fonksiyonu (Detrusor instabilitesi)
- Üretral sendrom (Kronik üretrit)
- İnterstisyel sistit

Kronik pelvik ağrının psikolojik nedenleri:
- Depresyon
- Somatizasyon
- Psikoseksüel bozukluk

Kronik pelvik ağrının kas-iskelet sistemi ile ilgili nedenleri:
- Sinir basısı (nörit )
- Fasiit
- Skolyoz
- Diskopati
- Spondilolistezis
- Osteitis pubis

Tanı

Kronik pelvik ağrının tanısında amaç altta yatan etkeni ortaya çıkarmaktır. Bu amaçla muayeneden laparoskopiye kadar pekçok tanısal girişimde bulunulur. Kan tetkikleri enfeksiyonu gösterme açısından yardımcı olabilir.

Tanıda kulanılan yöntemler:

Muayene
Enfeksiyon bulgularının saptanması, pelvis boşluğunu dolduran kitlelerin tespit edilmesi ve hassas alanların belirlenmesi açısından önemlidir.

Görüntüleme yöntemleri
Ultrason, karın rontgen filmi, bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans karın boşluğu içindeki anormal oluşumları saptamak için önemlidir.

Kan ve idrar tetkikleri:
İdrar yolu enfeksiyonlarını ve kasık ağrısına yol açabilen bazı kan hastalıklarını tespit için kullanılır.
Cinsel yolla bulaşabilen hastalıkların tespiti için vajinal ve servikal kültürler alınabilir.
Laparoskopi
Endometriozis ya da pelvik konjesyon gibi hastalıkların saptanması açısından kronik kasık ağrısında son çare olarak laparoskopi yapılabilir.

Tedavi:

Kronik pelvik ağrının çok çeşitli sebepleri olabilmektedir, bu tür kesin bir sebep saptanabilmişse o sebebe yönelik tedavi verilir. Yapılan tahlillerde hiç bir sebep saptanamadığı durumlarda ampirik olarak ağrı kesici (NSAI ilaçlar)ve bazen doğum kontrol hapları (oral kontraseptifler) verilebilmektedir.

Ağrının sebebi olarak endometriozis düşünülmüşse veya laparoskopi ile tanı konmuşsa GnRH ilaç tedavisi verilebilmektedir.

Psikolojik sebepler düşünülüyorsa anksiyolitikler, antidepressan ilaçlar kullanılabilmektedir.

Akupunktur tedavisinin de bazı hastalarda tedavide başarılı olabildiği bildirilmiştir.
Kronik pelvik ağrıda birden çok unsur birlikte olabilir. Kronik pelvik ağrıya neden olan en sık hastalıklar endometriozis, ağrılı mesane sendromu, yapışıklıklar, irritabıl barsak sendromu ve kas iskelet sorunlarıdır. Aynı olguda jinekolojik sebeplerin yanında idrar torbası ve barsak problemleri birlikte olabilir.


İstanbul Kadın Doğum uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!