Cinselliğin tarihi çok eski uygarlıklarda dahi en çok figür edilen, resmedilen ve dönemin soysa-kültürel yaşamını bize aktarmada kullanılan benzetmelerle bugüne kadar gelmiştir. Dönemin insanlarının kaygısını, endişesini, yaşadığı zorluğu anlattığı gibi mutluluğunu, hazzını, zevkini de anlatır.

Peki cinsellik nasıl olur da bu kadar çok şey anlatan bir sözsüz dil halini almıştır? Belki de bilinçdışı süreçlerimizin çoğu cinsel içerikli rüyalarda ya da cinsel ilişki sırasında yaşadığımız doyumda açığa çıkar. Çoğu insan cinsel birliktelik sırasında bedensel yakınlaşmayla hem tensel kimyasını hem de duygusal aktarımını aynı kapta, yani kalpte, eriterek bütünleşir ve özgürleşir.

Cinsel yakınlaşma tüm duyusal yani tat, koku, dokunma, görme ve işitme kanallarından hareket ederek beynimizde hormonal bir yükle karşılık bulur. Salgılanan hormonlar kendi bedenimizde yenilenme, onarılma ve rahatlamayla ruhsal gerginliğe, çökkünlüğe karşı koruyucu kalkan olmaya başlar.

Elbette ki tüm cinsel yakınlaşmalar sadece fiziksel yakınlaşma ile bu mekanizmaları çalıştıramaz. Beğeni, sevgi, önemsenme, kabul görme ve güvenme hisleri de beynimizin kimyasını harekete geçirecek cinsel yakınlaşmaya olanak sağlar.

Cinsel Uyum

Cinsel uyum; tensel önem kadar cinsel bilgi ve cinsel doyuma ulaşılacak, karşılıklı tatmin koşullarının sağlanması ile oluşur. Kendi cinselliğine uzak kişiler ve toplumlar için mutluluk kavramı, çatışma ortamından etkilenilen, görmezlikten gelinen, duygusal yoksunluklar oluşturulan yaşanmışlıklara dönüşür. Cinsellik çoğu zaman çiftlerin çatışmalarının çözümlendiği ya da ara verildiği, kendini yeniden doğururcasına yenilendiği, huzur bulduğu, güvende hissettiği bir temas noktasıdır. Bedenlerin bütünleştiği ve bir olduğu an, duygusal ilişkide sorun haline getirilen çözümsüz ya da yaralanmış hislerin aslında aşılabilecek kadar uzlaşılabilir konular olduğunu bize gösterir.

Aynı yatağı paylaşan ama bir o kadar uzak kalan çiftler için cinsel yakınlaşmadan söz etmek pek de mümkün değildir. Esasen bu uzaklığı çözümsüz kılan cinsel yakınlaşmanın olmayışıdır. Mutlu bir cinsel yaşam, sorunların konuşulabilir olması için beyne format atmak kadar etkilidir. İyi bir cinsel birliktelik sonrası karşılıklı empati yapabilme, sorun çözme, dinleyebilme ve anlayış gösterme gibi iletişim kanallarının yolunu da açmış olur. Hem cinsel doyumun hazzının getirdiği pozitiflik hem de fiziksel iyi hissetme cinsel yolla mutluluk aktarımını bize her seferinde haklı çıkaracak bir yol olduğunu gösterecektir.

İnsanlar konuşamadığı, ifade edemediği, direnç gösterdiği ve değiştiremediği duygusal yaklaşımlarını cinsel doyumla yapabildiklerini görmüşlerdir. Bu durum aslında istek olmadan da “eylem ile istek oluşturmanın” cinsel yolla nasıl olduğunu gösterir. Aynı durumu, sorunlarını çözmek amacıyla dirençlerini kırma gücü ve isteği için kullanırlar. Yani cinsellik, bazen iletişim kanallarını oluşturmak için bir eylem olarak da yaşanabilir.

Cinsellik Nasıl Yaşanmalı?

Gelelim mutlu bir çift olma yolunda cinselliğin nasıl yaşanması gerektiğine… Bu konuda her çiftin kendi özel cinsel yakınlaşmaları olabilir. Önemli olan her iki kişinin de cinselliği yaşarken iyi ya da kötü gelen yakınlaşma şekillerini deneyimleyerek birbirlerine geri bildirim yapabilmeleridir. Cinsellik, öğrenilebilen ve geliştirilebilen bir ilişkidir. Ergenliğe adım atmaya başladığımız an itibari ile hem hormonal hem de algıların açılması sonrası merak duygusu ile cinselliği deneyimlemeye başlarız. Masturbasyon ile başlayan cinsel serüven erişkin cinselliği ile her deneyim sonrası kendi cinsel yaşamını geliştirmeye başlar. Cinsellik yaşandığı anlarda çiftlerin uyumu yakalaması için belli ritmik hareketlerle birbirlerine eşlik etmesi gerekecektir. Bu da hayata dair eşlik edebilecek yaşamsal ilişkisel kaynakları oluşturur. Yani hem kendi hem eşinin cinsel doyumunu gözeten kişiler aynı uyumu duygusal yakınlaşma için de karşılıklı gözetirler ve renklendirirler.

Çiftler birbirlerine olan sevgisini ve beğenisini cinsel birliktelik sırasında daha rahat ifade edebilirler. Cinsel birliktelik için istedikleri ortam ve koşulu oluşturmada öncelik sırası olmaksızın kur yapan taraf her ikisi olabilmelidir. Elbette ki bedensel hijyen önemsenmeli ve romantik ortam oluşturulmalı. Ortam ısısı ve mekansal ahengi kışkırtıcı bir cinsellik için oluşturmak çok şık olacaktır. Her cinsel yakınlaşma cinsel doyum için orgazmla sonuçlanmak zorunda olmadığı gibi cinsel birliktelik keyif veren yakınlaşma olarak görülmelidir.

Duygusal olarak kendini hazır hissetmeyen taraf için cinsel zorlama olmaksızın şevkat ve güven sarılmaları ile sevgi dili sözsüz de olsa mutlaka gösterilmelidir.

Unutmayalım ki aşk; cinsel yolla bulaşan tutkunun gerçek yüzüdür.


İstanbul Psikiyatri uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!