Cinselliği yepyeni bir politik çözümlemenin odağına oturtmak
Cinselliği yepyeni bir politik çözümlemenin odağına oturtmak

Cinselliği yepyeni bir politik çözümlemenin odağına oturtmak

—İktidarda olmak siyasetçiyi nasıl etkiliyor?

—Kendini doğrulayan kehanet olarak cinsel iktidar
—Cinsel hayatın esrarını çözmek için tek yol, kişinin kendi esrarını çözmesidir
—Cinselliği yepyeni bir politik çözümlemenin odağına oturtmak
—İktidarın cinselliğe bakış açısının değişmesi zamanı artık gelmiştir
—Siyasi iktidarın cinsel iktidar üzerinde olumlu ya da olumsuz etkileri nedir?
—İktidar cinsel gücü, cinsel güçte iktidarı arttırmaktadır
—Güç ve iktidara ulaşmak insanoğlunun en temel haz kaynaklarından birisidir
—Türk kadını Kadir İnanır tipi erkeği çekici buluyor .

Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED), siyasal iktidar ve cinsel güçle ilgili, cinselliği yepyeni bir politik çözümlemenin odağına oturtacak iddialarda bulunarak, cinselliğin daha özgürce tartışılmasının ve iktidarın cinselliğe bakış açısının değişmesinin zamanın artık geldiğini açıkladı.

İktidarda olmak siyasetçiyi nasıl etkiliyor?


Kendini diğerlerinden ayırıp, daha yüksek, daha güçlü ve daha dokunulmaz bir yerde gören erkeklerin, cinsel yaşamlarında kendilerini daha güçlü hissederek daha aktif olma beklentisine bilinçdışı sahip olabileceklerini söyleyen CİSED Başkanı Dr. Cem Keçe; “Toplumun kaderine hükmetme gücünde yani iktidarda olan erkeklerin cinsel olarak daha aktif olmaları gerekir gibi bir kehanet kurmaları sık rastlanan bir durumdur. Uygun olmasa da herhangi bir beklenti oluştuğunda, kişiler genellikle bu beklentileri ile uyumlu hareket etmeye çalışırlar. Yazgı çağırma, sakınan göze çöp batarmış, kırk gün deli dersen deli olur, ben sana demiştim türünden ifadelerin işaret ettiği kendini doğrulayan kehanet kavramına göre; doğru ya da yanlış herhangi bir kehanet, inanç veya beklenti, bu tanımlamayı doğrulayacak yeni bir davranış ortaya çıkarmakta ve bu olayın sonucunu veya kişinin davranışını etkilemektedir. Sonuçta, beklentiler gerçek olmaktadır. Sonuçta, sanki sihirli bir güç sayesinde beklenti doğrulanır. Örneğin, bir kişiyi suçlu diye nitelemek ve ona bu şekilde davranmak, suçlu olduğu beklentisine karşılık kişinin içindeki suçlu davranışları ortaya çıkarmasına neden olabilmektedir. Bir başka örnekte; iktidarı ele geçiren bir erkek cinsel yaşamda daha fazla aktif olmak gibi bir davranış sergileyebilir. Buradaki süreç, gerçek olduğuna inanılan şeylerin gerçekleşmesi olarak açıklanabilir. Yani kişi cinsel hayatta nasıl davranacağına ilişkin bir beklentiye girmekte, partnerine karşı bu beklentiye uygun bir tutum sergilemekte ve partneri de onun tutumuna uygun davranışlar geliştirmektedir. Böylece bilimsel olarak başlangıçta gerçekliği olmayan bir şey gerçekleşmiş olmakta, daha fazla cinsel aktivitelere girişilmekte hatta çapkınlık diye tarif edebileceğimiz davranışlar artabilmektedir” dedi.

Kendini doğrulayan kehanet olarak cinsel iktidar


Erkeklerin genellikle çevrelerinde olup biten her şeyin kontrolleri altında olmasını istediklerini ifade eden ve bu nedenle olaylar ve kişiler hakkında beklentiler oluşturma eğiliminde olduklarını savunan CİSED Başkanı Dr. Cem Keçe; “Beklentiler insanın olduğu her yerde varlığını gösterir ve davranışlarımızı yaratır. Beklentilerini kontrol altına alan kişi aslında cinsel yaşantısını da kontrol altına almış olur. Çünkü insanlardan, olaylardan, genel olarak hayattan beklentilerin analizi yapılarak sahip olunacak bilinç sayesinde hayata olumlu tutum ve yaklaşım içinde olmak mümkün olacaktır. Çünkü inançlar, mevcut cinsel bilgiler ve hisler cinsel hayatta yapılan seçimleri etkiler ve bu seçimler sonucunda kişiler kendilerine güven kazanır ya da kaybederler. Kişinin kendisine duyduğu güven sürekli olarak artıp azalabilir ve bu kendini gerçekleştiren kehanet haline gelir. Sonuç olarak, cinsel yaşamda daha aktif olma davranışında tüm düşünce ve enerji aslında bu noktaya yoğunlaştığından başarıya ulaşmak kolaylaşmakta, belki de daha kolay bir hale gelmektedir. Kendini gerçekleştiren kehanet olarak bilinen bu kavrama göre; kişi eğer kendisini iktidarda hissediyorsa, algılarında uyumsuzluğa neden olmamak için cinselliği hayatına daha fazla sokacak ve sonuçta cinselliği daha fazla yaşaması beklentisinin gerçekleştiğini görecektir. Kendini doğrulayan kehanet olarak cinsel iktidar kavramı şu ilkelerden oluşmaktadır: İnsanlar kişiler ve olaylar hakkında belirli beklentiler oluştururlar. Çeşitli yollar ile bu beklentilerini belirtirler. Genellikle davranışlarını beklentilerine uyumlu hale getirecek şekillerde karşılık verirler. Sonuçta orijinal beklenti gerçekleşir. Böylece kendini doğrulayan kehanet konusunda bir kısır döngü oluşur” dedi.

Cinsel hayatın esrarını çözmek için tek yol, kişinin kendi esrarını çözmesidir


Cinsel iktidarın yaş ilerledikçe azalmasının doğal olduğunu söyleyen CİSED Başkanı Dr. Cem Keçe; “Cinsel güç, beyinden çıkan uyarıların omurilikteki sinirlerle penise ulaşması ve penisin uzunluğu boyunca bulunan iki süngersi cismin kanla dolarak penisi dikleştirmesi biçiminde olaylar zincirine dayalıdır. Ruhsal, sinirsel ya da damarsal nedenler bu olaylar zincirinde kopukluk yaparak, iktidarsızlığa neden olabilir. Erkeğin cinsel iktidarı, genellikle onun kendini ailesel, toplumsal, siyasal ve ekonomik anlamda da iktidar hissetmesiyle doğru orantılıdır. Evlilikten önce ve evliliğin ilk yıllarında erkeğin cinsel iktidarı daha yüksektir. Yani cinsel iktidar erkekte yaşa, kişiliğe ve çevreye, aynı zamanda kadının yaşına, vücut yapısına bağlıdır. Cinsel güç yalnızca yaşlanmayla azalmaz. Sigara, stres, alkol ve beslenme de iktidarsızlığı tetikleyebilir. CİSED olarak yaptığımız araştırmalara göre, 40 yaşını geçen erkeklerin %50'i ara sıra iktidarsızlık sorunu yaşamaktadır. 35 yaşın altındaki erkeklerde ise bu sorunun kaynağı genellikle psikolojiktir. Bu nedenle kişinin kendini tanıması ve yeterliliklerinin farkında olması önemlidir. Çünkü kişi kendi içindeki bilinmeyeni bilmeden, başka hiç kimseyi tanıyamaz. Cinsel hayatın esrarını çözmek için tek yol, kişinin kendi esrarını çözmesidir. Cinsel olarak yaşanan bu varoluşsal süreçte kişi kendi içinde ne kadar derine inerse, partnerinin de kadar derinine iner, onu anlar, cinsel gücüyle bedenini ve ruhunu korkusuzca paylaşır” dedi.

Cinselliği yepyeni bir politik çözümlemenin odağına oturtmak


Eskiden imparatorların güç ve iktidarlarını doğrudan Tanrı'dan aldıklarına inandıklarının altını çizen CİSED Başkanı Dr. Cem Keçe; “Cinselliğin Tarihi adlı eserinde Michel Foucault cinsellik sorununa bir iktidar sorunu çerçevesinden bakar ve bunu yaparken kabul gören iktidar kuramlarını reddederek siyasi iktidar sahibi erkeklerin kendilerine daha çok güvendiklerinden bahseder. Foucault'ya göre sadece sınırlayıcı değil üretici bir niteliğe de sahip olan iktidar; sayısız noktadan çıkan ve bu noktalar arasındaki değişken simetri ve asimetri ilişkileri boyunca işlerlik gösteren karmaşık bir mekanizmadır. Bu iktidar anlayışıyla birlikte cinselliği yepyeni bir politik çözümlemenin odağına oturtmak mümkündür. Cinsellik dediğimiz şey, insanın otantik benliği ya da doğası ile ilintilendirebileceğimiz bir sabit değil iktidar mekanizmaları tarafından üretilen hoş bir duygudur. Çünkü toplumsal, psikolojik ve fizyolojik etkenler bilimsel olarak cinselliğe yön vermektedir. Bu anlamda cinsel özgürlüklerin yasaklayıcı bir iktidarın değil, bilme istencini ön plana koyan ve cinselliği halkın kendini tanıma sürecinin temel belirleyicilerinden biri olarak gören üretken bir iktidarın ürünü olabileceğine inanıyoruz” dedi.

İktidarın cinselliğe bakış açısının değişmesi zamanı artık gelmiştir


Cinselliğin yaşanması karşısında insanların izlediği bazı davranış kalıplarının olduğunun altını çizen CİSED Başkanı Dr. Cem Keçe; “Yasaklama, yok sayma, suskun kalma, meşrulaştırma ve yüceltme insanların cinsellik konusunda izlediği davranış kalıplarının başında gelir. Bu kalıpların tartışılması ve iktidarın cinselliğe bakış açısının değişmesi zamanı artık gelmiştir. Bu çerçevede anaokulundan başlayarak cinsel eğitimin verilmesini, ergenlik ve evlilik öncesi cinsel danışma ve rehberlik hizmetlerinin ve yine evlilik öncesi anne, baba ve eş eğitimlerinin yasal olarak zorunluluk haline getirilmesini CİSED olarak acil bir düzenleme olarak bekliyoruz. Hatta üniversitelerimizde Seksoloji Ana Bilim Dalı'nın kurularak Seksolog, Cinsel Terapist veya Cinsel Tıp Uzmanı yetiştirilmesinin gerekliliğini savunuyoruz. Ayrıca annelik ve babalığın kutsal bir görev olduğuna inanıyoruz ve dünyanın en ucuz mesleği olarak algılanmasına karşıyız” dedi.

Siyasi iktidarın cinsel iktidar üzerinde olumlu ya da olumsuz etkileri nedir?


Siyasi iktidarın cinsel iktidar üzerinde olumlu ya da olumsuz etkilerinin olabileceğine dikkat çeken CİSED Başkanı Dr. Cem Keçe; “Helen Andel erkek liderlerin psikolojik yapılarının siyasal alanda başarı ile uyumlu olduğuna dikkat çekmektedir. Yani erkekler daha girişken, daha otoriter, daha faal, daha kararlı ve daha baskın oldukları için liderliğe daha yatkındırlar. Kaldı ki Max Weber'e göre iktidar aslında meşrulaşmış asgari bir rıza çerçevesinde uygulanan güçtür. Güç iktidarın ayrılmaz bir öğesidir. İktidar salt olarak devlet ve devleti oluşturan mekanizmayla bağlantılandırılmamalıdır. İktidar mücadeleler ve karşı karşıya gelmeler yoluyla toplumsal ve cinsel ilişkileri dönüştüren, güçlendiren bir süreçtir. İktidar her yerde hazır ve nazırdır. Her an, her noktada, daha doğrusu bir noktayla bir başka nokta arasındaki her irtibatta ürüyor olmasından kaynaklanır. İktidar her yerdedir. Her şeyi kapsadığından değil, her yerden geldiğinden dolayı her yerdedir. Bu nedenle iktidar cinsel güce çok benzer. Kendini cinsel anlamda güçlü ve iktidarda hisseden, bütün iradelerini ve enerjilerini başka insanlara kendi güçlerini kabul ettirmek için harcayan erkekler kadınlara genellikle daha çekici gelmektedirler. Ayrıca kadınlar da genellikle güç ve iktidar sahibi erkeklerin daha anlayışlı, daha güçlü, daha karizmatik ve sıcak olacağına dair bir beklenti içindedirler. Güç ve iktidar sahibi erkeklerde genellikle bu kehaneti doğrular tarza davranmaktadırlar. Çünkü cinsellik bir varoluş nedenidir, kendini yeniden üretmek için değil, bollaştırmak ve yenilemek için yaşanmaktadır. Cinsellik evlilik bağı tertibatından yola çıkarak ve onun çevresinde kurulmuştur. Yani iktidar ilişkileri cinsellik gibi var oldukları yerde doğrudan üretici bir rol oynamaktadır” dedi.

İktidar cinsel gücü, cinsel güçte iktidarı arttırmaktadır


Cinselliğin çeşitli yansımalarının olduğunu savunan CİSED Başkanı Dr. Cem Keçe; “Toplumun temel yapı taşlarından biri olan aileyi oluşturmak, ticaret öznesine sahip olmak, ekonomik faaliyetlerle ilgili olmak, haz ve arzu nesnesi olmak, siyasal işlemlere konu olmak, ahlaki ya da sorumlu kılma amacıyla girişilen ideolojik kampanyaların öznesini oluşturmak, sorun yaşandığında tanı ve tedaviye müsait olmak cinselliğin çeşitli yansımalarıdır. Bütün bu unsurlar yaşanılan cinselliğin etrafında şekillenmekte ve bu yaşanılanlar gündelik hayatta söylemlere yol açmaktadır. Bu nedenle güç ve iktidar sahibi erkekler genellikle hem biraz övünebilmek hem de güçten yorulan ruhlarını biraz dinlendirebilmek için cinselliği daha fazla yaşama eğilimi içine girebilirler. Ancak hükmetme arzusu ve gücü erkeğin iktidar anlayışına katkı yapsa da kontrol edilmediğinde en büyük zaaflardan biri haline gelebilir. En korkulan zaaf ise cinselliktir. Cinsel davranışa değer katan şey, kişinin hükmedilmesi zor iktidar gücü karşısında, haz duygusunu ahlaki çerçevede yaşamasıdır. Rasyonel ve ahlaksal olarak kabul edilebilir bir tutum sergileyebilmek için kişinin diğerleri üzerinde uyguladığı iktidarda dâhil her alanda kendisinden daha güçlü olabilecek nefsine yönelik kesin bir kontrole sahip olmasıdır. Hatta iktidarın, politika arenasında olduğundan bile daha büyük bir öneme sahip olduğu yatakta erkekler güçlerini yalnızca fiziksel performanslarıyla değil kendi görkemlerini parlatacak konuşmalarla pekiştirmeye çalışabilirler, bu da sık rastlanan bir durumdur. Bazen bunun tersi durumlara da rastlanabilir, yani aşırı sorumluk duygusu ve yoğun çalışma temposu cinsel istekte azalmaya yol açabilir. Ayrıca CİSED olarak yaptığımız araştırmalara göre; sağlıklı ve mutlu bir cinsel yaşam insanı daha çok iktidarlı, daha sağlıklı, daha canlı ve daha genç tutmakta, iktidar cinsel gücü, cinsel güçte iktidarı arttırmaktadır” dedi.

Güç ve iktidara ulaşmak insanoğlunun en temel haz kaynaklarından birisidir


Yapılan çalışmaların kadınların genellikle kaderlerine hükmeden güçlü ve iktidar sahibi erkekleri daha çekici bulduklarını gösterdiğini söyleyen CİSED Başkanı Dr. Cem Keçe; “Aslında baba otoritesine ve erkeğin üstünlüğüne dayanan Türk toplumunda iktidar kavramını ile cinsel güç kavramı arasında bir ayırım yapmak oldukça zordur. Çünkü pek çok kadın kılıbık ve güçsüz erkekten hazzetmez, bu feministleri kızdırır belki ama, kadınlar genellikle erkeğin doğal yapısından gelen iktidarın ve gücünün tezahürlerini görmek isterler. Tabi burada fiziksel şiddetten söz etmiyoruz. Bunu geçmiş çocukluk döneminde yaşananlara bağlamak doğru olur. Cinsel kimlik 3-6 yaşlarında kız çocuklarının anneyi, erkek çocuklarının babayı benimsemesi ile gelişir. Klasik psikanalitik yapı içerisinde kız çocuğu için bu dönem elektra kompleksi olarak isimlendirilir. Elektra kompleksi teorisi ana hatlarıyla kız çocuğunun güç ve otoriteyi temsil eden babaya karşı özlem duyduğu ve anneye karşı kıskançlık hatta haset ve düşmanlık beslediğini iddia eder. Bize burada ışık tutacak olan şey kız çocuklarının yaşadıkları ve hissettikleri olmalıdır. Tabloya dinamik açıdan bakacak olursak kendi cinsel kimliğinin farkına varmış ve kadın olma rolünü benimsemiş bir kız çocuğu sosyal bir rol olarak otorite durumundaki erkeklere karşı bilinçdışı bir yönelim yaşayacak, gelin veya eş olma rolünü oynayacaktır. Kadınlar güce sahip olan erkeği kontrol ederek elde etmek isteyeceklerdir. Çünkü güç ve iktidara ulaşmak insanoğlunun en temel haz kaynaklarından birisidir. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de genellikle baba otoriter roldedir. Yani dışa karşı aileyi savunan, düzeni sağlayan, aile birliğini elinde tutan, gelir sağlayan kişidir. Her şeyden önce eşi ve çocukları için güven kaynağıdır. Çocuklar, genellikle babayı anneye göre daha güçlü, daha bilen, daha çok saygı uyandıran kişi olarak bilirler. Anne ise çocuğun yanındadır. Şefkat doludur. İlgi ve sevgisini bebeğe tutarlı ve dengeli şekilde verebilir. Babanın hayat arkadaşı, besleyen, büyüten, evde sıcaklık ve sevgi sağlayan kişidir. Böyle ailede büyüyen kız çocuklar otoriteyi sevmeyi ve ona hayranlık beslemeyi öğrenirler” dedi.

Türk kadını Kadir İnanır tipi erkeği çekici buluyor


Ülkemizde 3 tip erkek tipinin var olduğunu söyleyen CİSED Başkanı Dr. Cem Keçe; “Bunlardan birincisi Kadir İnanır tipi erkek yani güçlü, otoriter, karizmatik, güven veren ve ölümüne seven. İkincisi Tarık akan tipi erkek yani sevecen, anlayışlı, eşitlikçi, romantik ve çağdaş. Üçüncüsü ise Cüneyt Arkın tipi erkek yani arada kalan, Araf'ta kalan. Toplumsal olarak baktığımızda ülkemiz kadınları genellikle Kadir İnanır tipi erkeğe karşı daha duyarlıdır, daha çok yönelim içindedir. İktidarın ayartıcılığına olan tutkunluklarıyla kadınlarımız; güç ve iktidara hayranlık ve ona sahip olma düşüncesini daha fazla yaşamaktadırlar” dedi.


Ankara Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!