Doğadaki her memeli yavrusu için en doğal ve ideal besin kendi annesinin sütüdür. Anne sütü bebek beslenmesinde; büyüme ve gelişme için gerekli tüm sıvı, enerji ve besin öğelerini içinde bulunduran, sindirimi kolay, biyoyararlınımı yüksek, kolay ulaşılabilen doğal bir besindir. Günümüzde birçok uluslar arası organizasyon (Dünya Sağlık Örgütü, UNICEF) ve bilimsel topluluklar tarafından anne sütü bebek için altın standart, en iyi besin kaynağı olduğu kabul edilmiştir. Başta beslenme olmak üzere anne sütünün bebek için sağlık, hastalıklara karşı bağışıklık, gelişimsel, psikolojik, sosyal ve ekonomik pek çok yararı olduğu anlaşılmıştır. Bebek ilk altı ay tıbbi bir gerekçe olmadıkça su dahi verilmeden anne sütü ile beslenmelidir. Altı aydan sonra uygun ek besinlerin verilmesi ile birlikte en az 2 yaşına kadar anne sütüne devam edilmelidir.

Anne sütü ile beslenme bebeklerin fiziksel gelişimini olumlu önde etkilemektedir. Bebeklik ve erken sebeplerindendir. Özellikle ilk 4-6 aylık dönemde yalnız anne sütü ile emzirme ve süt çocukluğunun ikinci döneminde anne sütü ile beslenmeye devam etme çocukluk çağında ve erişkin dönemde obezite gelişiminden korur. Anne sütü içindeki proteinler, bebeğin büyümesi açısından yeri doldurulamaz bir yere sahip olan esansiyel aminoasitleri sağlar. Daha ilginç olanı, protein konsantrasyonunun ilk ağız sütünden olgun süte büyük bir değişim göstermesidir. Anne sütü oldukça dinamiktir. Üretildiği zamana, salgılanma evresine, meme bölgesine, emzirmenin başında ve sonunda hatta çocuğun gün içindeki ihtiyacına göre değişim gösterir. Bazı çalışmalarda tam kanıtlanamasa bile cinsiyete göre yağ içeriğinin farklı olduğu bulunmuştur.

Proteinler vücudun ana yapı taşlarıdır. Tüm canlı hücrelerde bulunur ve yaşamsal öneme sahiptir. Sağlıklı büyüme ve gelişme için şarttırlar. Bebeğin ilk yaşı hızlı büyüme ve gelişme için açısından kritik bir zamandır. Bu hızlı büyümenin yüksek protein sentezi ile desteklenmesi gerekir. Anne sütünde protein miktarı formül mamalara göre azdır. Ancak biyoyararlanımı yüksek olduğu için ideal düzeydedir. Anne sütüne uyarlanmaya çalışılan bebek mamalarında ise protein miktarı yüksektir. Bu yüzden mama ile beslenen bebekler hızlı kilo alırlar ve ileride obez olma riski ile karşılaşırlar. Eskiden bebeklikte kilo alımı iyi beslenmenin ve gelişmenin bir göstergesi kabul edilirken şimdi birçok hastalığın kaynağı kabul edilen obeziteye sebep olmaktadır.

Bebeğin beslenme ihtiyaçları esas olarak çok özel ve tek besin kaynağı olan anne sütü ile karşılanır. Anne sütünün bileşimi bebeklik dönemindeki total protein ve esansiyel aminoasit ihtiyaçları için altın standarttır. Anne sütünde bulunan total protein içeriği ve her bir proteinin konsantrasyonu ilk yıl içinde bebeğin ihtiyaçları doğrultusunda değişikliğe uğrar.

Formül sütler (mamalar) anne sütü alamayan bebekler için geliştirilmektedir. Bu mamalar hem bileşim olarak hem de yeterli büyüme ve gelişme, bağışıklık sisteminin olgunlaşması ve metabolik sistemin düzenli çalışması gibi fonksiyonel sonuçlar açısından anne sütüne benzer olması önemlidir. Bu yüzden son çalışmalar ile mamalardaki protein miktarı azaltılmakta daha fonksiyonel aminoasitler ile zenginleştirilmektedir. Yapılan birçok gözlemsel çalışmaların sonuçlarına göre anne sütü ile beslenen bebeklerdeki nörolojik gelişim formül sütle beslenenlere göre daha iyi olduğunu göstermektedir.

Çocuklarda beyin gelişimi anne karnına düştükten sonra başlar ve ergenlik çağına kadar devam eder. Beyin gelişiminin en hızlı olduğu zaman dilimi ise anne karnından başlayarak ilk 2-3 yılda olur. Çocuklar 2 yaşındayken yetişkin ağırlığının %18’ine ulaşmışken, beyinleri ise yetişkin ağırlığının %80’ine ulaşmış olur. Dolayısıyla bu hızlı büyümenin desteklenmesi için beslenme çok önemlidir. İlk 6 ay boyunca anne sütü bebeğin beyin gelişimi için gerekli tüm besinsel ögeleri içerisinde bulundurur. Anne sütü emen çocukların matematiksel olarak daha başarılı ve psikolojik olarak da daha sağlıklı oldukları görülmüştür. Anne sütü ile ilgili çalışmalarda yeterli süre tek başına anne sütü alanların daha aktif oldukları, gelişim basamaklarına daha erken ulaştıkları, zekalarının ve öğrenme güçlerinin belirgin olarak yüksek olduğu belirlenmiştir. Yapılan çalışmalarda ayrıca anne sütü alan bebeklerin ortalama IQ puanları ile öğrenim hayatındaki başarıları da daha yüksek bulunmuştur. Anne sütü alan çocukların beş yaşına geldiklerinde bilişsel işlevlerinin diğer çocuklara göre daha yüksek olduğu gösterilmiştir. Dört-dokuz ay anne sütü almış, 7-13 yaşındaki ilköğretim çağındaki çocukların mental ve fizik gelişimlerinin hiç anne sütü almayanlara göre daha iyi olduğu bildirilmiştir. Anne sütü ile beslenen çocuklarda konuşma sorunlarının daha az olduğu ve matematik puanlarının daha yüksek olduğu da bildirilmiştir. Düşük doğum ağırlıklı bebeklerde yapılan çalışmalarda da aynı şekilde tek başına olsun veya olmasın anne sütü ile beslenme süresinin çocuğun bilişsel gelişimini olumlu etkilediği gösterilmiştir. Anne sütünün uzun zincirli çoklu doymamış yağ asitleri yönünden zengin olması da bilişsel gelişim üzerine olumlu etkisinde açıklayıcı bir faktördür. Bu nedenlerle anne sütü ile beslenmenin bilişsel gelişim üzerine olan etkisi küçük bile olsa toplum açısından düşünüldüğünde özellikle erken doğan ve düşük doğum ağırlıklı olan bebekler ile düşük sosyo-ekonomik düzeydeki bebekler için çok önemli bir etkendir.

Anne sütü alan çocuklarda başta enfeksiyon hastalıkları olmak üzere birçok akut ve kronik hastalığın görülme sıklığı azalmakta beyin gelişimi daha iyi olmaktadır. Anne sütü sekretuar Ig A, laktoferrin, lizozim, bifidus faktör, proteaz inhibitörleri, kompleman, B12 ve folik asit bağlayan proteinler gibi içerikleri sayesinde hastalıklardan korur, bağışıklık sisteminin gelişmesini kolaylaştırır. Anne sütü alan bebeklerde zatürre, orta kulak iltihabı, menenjit, ishal gibi bulaşıcı hastalıklar ile atopik egzama, astım gibi alerjik hastalıklar daha az görülür veya daha hafif seyreder. Bu durum dolaylı olarak bebeğin ruhsal gelişimini de etkilemektedir. Az hastalanan bebeklerin ruhsal ve nörolojik gelişimi de daha iyi olmaktadır. Anne sütü ile beslenenlerde ileri yaşlarda da allerji, obezite, diyabet, kanser, multiple skleroz, kalp damar hastalıkları gibi hastalıklara daha az rastlanmaktadır.

Emzirme annelik duygusunun gelişmesine yardımcı olur. Anne ile bebek arasındaki duygusal bağı güçlendirir. Emziren annelerin kendilerine güvenleri fazladır ve bu durum süt verimini olumlu yönde etkiler. Emzirme anne için doğal bir sakinleştiricidir. Anne sütünün sosyal ve ekonomik, yadsınamaz yararları da vardır. Daha az hastalanan çocuk için tedavi giderleri, iş günü ve gücü kaybı sonucu para kaybı azalır.

Anne sütünün bütün bu yararları yanında daha keşfedilmemiş birçok yararları da düşünülürse bebek için tek ve ideal bir besin kaynağı olduğu görülmektedir. Bu yüzden anne sütü ile emzirme konusunda anneler bilinçlendirilmeli, teşvik edici maddi ve manevi destek verilerek özendirilmelidirler.


Bursa Çocuk Doktorları uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!