ÇOCUK CİNSEL İSTİSMARI

İstismar / çocuk istismarı/çocuk cinsel istismarı

İstismar kelimesinin anlamı suistimal etme, kötüye kullanma,sömürme,zarar verme,uygun olmayan bir biçimde kullanma veya kötü muamele şeklinde açıklanabilir. Bir kişinin diğerini istismar etmesi bilerek ve kasıtlı olarak karşı tarafı incitmeye çalışmak, ona zarar vermektir. Cinsel istismar ise bir kişinin cinsel doyum elde etmek amacıyla başka bir kişiyi kullanmaya çalışmasıdır. Çocuk cinsel istismarı ise çocuğun kendinden yaşça büyük biri tarafından cinsel doyum elde etmek amacıyla zarar görmesidir. İstismar eden kişi çocuğun cinsel organlarını okşayabilir, bedeninin herhangi bir bölgesine kendisi cinsel doyum sağlamak için dokunabilir ya da çocuğa erotik film izlettirebilir, çocuğa kendi cinsel organını gösterebilir, çocuğun cinsel organını görmek isteyebilir. Bunların tümü çocuk cinsel istismarıdır. Bu olaya göz yuman da olayı uygulayan gibi bu olaydan yasal olarak sorumludur. Çocuğu istismar eden çocuğun hiç tanımadığı bir yabancı da olabilir ya da tanıdığı yakın bir insan da olabilir. Genellikle çocuğun tanıdığı ve bildiği bir insan tarafından istismar edilme olasılığı daha fazladır.

ÇOCUKLARIN KENDİ ARALARINDA OYNADIKLARI CİNSEL OYUNLAR

Okul öncesi dönemde çocuğun kendini en rahat ifade etme yolu oyundur. Yetişkinlerin –mesleklerini- ciddiye aldıkları gibi çocuklar da oyunlarını ciddiye alırlar. Çocuğun cinsel konulardaki merakı da oyunlarına yansır. Ancak, çocuğun oynadığı cinsel içerikli oyunlar yetişkinlerin düşündüklerinden ve eylemlerinden çok farklıdır. Çocuklar için evcilik oyunu, doktorculuk oyunu gibi oyunlar hem kendi bedenlerini hem de karşı cinsin bedenlerini keşfetmenin bir yoludur. Ancak çocuklar cinsel oyunlara çok da fazla zaman harcamazlar ve üstünde düşünmezler. Bu da çocuğun diğer oyunları gibi sadece bir oyundur. Bu durumda evebeynin sergilemesi gereken ve sergilememesi gereken bazı tutumlar vardır. Bazı ebeveynler çocuklarını cinsel oyun oynarken gördüklerinde ‘’ eyvah benim çocuğum sapık mı olacak ya da çocuğum zarar mı gördü? Acaba diğer çocuk başka ne yaptı çocuğuma ‘’ gibi olumsuz düşünceler akıllarından geçebiliyor. İşin aslı elbette çocuğunuz sapkın bir şey yapmıyor bu sadece bir oyun eğer ebeveyn çocukları cinsel oyun oynarken gördüğünde bir anda bağırmaya başlar, çocukları azarlar ise çocukların orada hissedecekleri suçluluk duygusu olacaktır. Çünkü çocuk neden annesinin ya da babasının ya da her kim bağırdıysa onun kendisine bağırdığını anlayamaz. Yetişkin, ona bağırdığı için utanır ve bu oyunları gizli gizli oynamaya başar. Ailelerin bilmesi gereken; çocuklar cinsel oyunları oynayabilir, bu doğaldır. Ancak ebeveynin tutumu son derece önemlidir. Çocuğu sıkıştırmak, oyunu yasaklamak uygun bir yaklaşım değildir. Bu sergilenen yaklaşım çocukta suçluluk duygularının oluşmasından başka bir şeye sebep olmaz. Çocuğunuzun bu oyunu oynamasına engel de olmaz. Çocuğunuz oyunu sizden gizli de olsa oynamaya devam eder. Aklınızda tutmanız gereken cinsel oyunların çocuğunuzun gelişiminin sağlıklı bir parçası olduğudur. Oyunu oynadığını gördüğünüzde sakin kalmaya çalışın ve çocuğunuzun sorduğu cinsel içerikli sorulara kısa, net, somut cevaplar vermeye çalışın. Çocuk verdiğiniz cevaplardan tatmin olmuşsa zaten bu konuda size bir defa daha soru sormaz çünkü verilen bilgiyi anlamıştır. Sizin bu uygun yaklaşımınız çocuğunuzun da rahatlamasına ve aynı zamanda bu konuda doğru şekilde bilgilenmesine yardımcı olacaktır.

Çocukların kendi aralarında oynadıkları cinsel oyun ile cinsel istismar -taciz arasında fark vardır. Burada belirleyici olan yaş ve niyettir. 5 yaşındaki iki küçük çocuğun birbirlerine cinsel organlarını göstermeleri bir cinsel oyundur. Ancak 13 yaşında bir ergenin 5 yaşındaki bir çocuğun cinsel organına dokunması ya da kendi cinsel organını göstermesi ya da çocuğun cinsel organını görmek istemesi ise bir cinsel istismar yani tacizdir. Burada 13 yaşındaki çocuk eğer normal bir zekaya sahipse yaptığı eylemin suç olduğunu ve bedel ödeyeceğini biliyor ise bunu yapmaması gerekmektedir.

ÇOCUK CİNSEL İSTİSMARININ SIKLIĞI VE YAYGINLIĞI

Çocuk cinsel istismarının büyük bölümü aile içinde gerçekleşir ve bu nedenle bu durum yasal sürece taşınamaz çünkü bazen bazı aile üyeleri bu durumu ‘’aman duyulmasın diye’’ gizlemeye çalışabilirler. İşin vahim taraflarından biri de çocuk cinsel istismarı sayısının bilinenden yani adli makamlara taşınandan çok daha fazla olduğu düşünülmektedir. Biz sadece rakam olarak buzdağının üstünü bilebiliyoruz.

Toplumuzda cinsel istismara kalkışanların genelde kötü görünümlü, yaşlı, antipatik bireylerden oluştuğu düşünülse de aslında bu çok da doğru bir düşünce tarzı değildir. Yapılan araştırmalar 20-40 yaşlarındaki erkeklerin daha çok istismara kalkıştıklarını göstermektedir. Bu kişi çocuğun sevdiği, güvendiği biri de olabilir, toplumda saygı gören ve sevilen biri de olabilir. Genelde istismar edenlerin ortak noktası bu kişilerin çocuğun ve ailesinin güven duyduğu bir kişi olmasıdır. Cinsel istismara kalkışan saldırganların yaş ortalaması 31-32’dir ve bunların % 21’i 20 yaşın altında olup, yalnızca %10’u 50 yaşın üzerindedir. Cinsel istismara uğrayan çocukların yaş ortalaması 11’dir. İstismara sıklıkla özellikle küçük yaştaki kız çocuklarının uğradığı bir gerçektir ancak erkek çocuklar da istismara en az kız çocuklar kadar uğramaktadır.

‘’ Uzun yıllar önce böylesi bir sorun nedeniyle 5 yaşlarında bir kız çocuğu izlemiştim. Çocuk apartman görevlisi tarafından zaman zaman taciz edilmişti. Anne çocuğundan bu durumu öğrenince,aceleyle doğrudan bana gelmişlerdi. Çocuk korku ve endişe içindeydi. Kapıcı , çocuk bahçede oynarken şeker verme bahanesiyle eve çağırıyor ve orada cinsel bölgelerini okşuyormuş. Babayı da çağırıp , dr Hüsnü Uçar ile beraber uzun bir aile görüşmesi yaptık. Hepsi de son derece öfkeli ve sinirli durumdaydı. Olayın adliyeye havale edilmesi durumunda anlaştık. Biz de tedavi ekibi olarak ayrıca savcılığa suç duyurusunda bulunduk daha sonra polis çocuğun ifadesi aşamasında yardım istedi. Ancak polis ve mahkeme aşamaları hem çocuk hem de aile için cidden çok sıkıntı vericiydi. Bütün bu aşamalardan sonra apartman görevlisi tutuklanabildi.’’

Görüldüğü gibi bu vakada da çocuğu istismar eden kişi çocuğun güvendiği bir kişidir. Ailelere bu noktada çok iş düşmektedir. Çocuklara uygun şekilde bedenleriyle ilgili sınırları anlatmak , çocuğa ‘’ bu senin bacağın, kolun, saçın, senin cinsel organın, ağzın bunu annen ve doktor dışında kimsenin ellememesi gerekir. Eğer biri ben yanında yokken sana dokunursa bağır ve yardım iste’’ şeklinde bir defa açıklama yapmak ve çocuğun bu açıklamayı anladığına emin olmak gerekir. Ancak bazen ebeveynler bu durumu çok fazla abartıp çocuklara bu açıklamayı defalarca yaparak çocuğun huzurunu kaçırabiliyorlar. Peki neden ebeveynler zaman zaman bu açıklamayı abartabiliyorlar? Eğer ebeveyn de çocukken tacize uğramış ise çocukluğunda yaşadığı travmanın etkisiyle bu açıklamayı abartabiliyor. Kendi başına gelen taciz olayının sanki çocuğunun başına da geleceğine inanıyor ve çocuğunu aşırı korumaya alıyor. Çocuğunu kendi anne babasına bırakırken bile zorlanıyor. Fiziksel olarak çocuğun yanında olmadığı zamanlarda çocuğunun başına da aynı olayın gelebileceği ile ilgili olumsuz senaryolar kurabiliyor. Ve çocuğu eve geldiğinde onu sorularıyla boğabiliyor, sorgulama tarzı çocuğunun öfkelenmesine sebep olabiliyor. Bu durumda çoğu zaman çocuk ve ebeveyn arasındaki ilişki de maalesef bozulabiliyor. Bazen de kişilik özelliğinden dolayı örneğin ebeveyn obsesif, takıntılı, pimpirik ya da evhamlı bir kişi ise çocuğu sık sık tacize karşı uyarabiliyor. Ebeveyn bu durumu ne kadar çok söylerse kendini daha bir rahatlamış hissedebiliyor. Ancak çocuk açısından bakarsak çocuk ebeveynin sık sık uyarılarından dolayı hem kızıyor hem de sanki ebeveyni yanında olmadan hiçbir şey yapamayacakmış gibi hissediyor ,yetersizlik duygularıyla boğuşuyor, kendine olan güveni sarsılıyor. Çocuğun üstüne gitmek, onu sorularla boğmak ve sanki ebeveyni yanında yokken çocuk zarar görecekmiş gibi hissetmesine sebep olmak da bir nevi istismardır. Ebeveynler tarafından yapılan başka bir hata da ‘’ aman oğlum/kızım yolda bir amca sana şeker verirse sakın alma, biri seni çağırırsa sakın gitme ‘’ gibi çocukta korku ve şaşkınlık uyandıran mesajları çocuğa vermeleridir. Çocuğun huzuru bozulduğu ve çocukta derin bir korku ve kaygı uyandırdığı için bu mesajlar da aslında çocuğa zarar vermektedir. Yani ebeveynler çocuklarını kötü adamlardan korumaya çalışırlarken aslında bilmeden, farkında olmadan çocuklarının psikolojilerini bozabilmektedirler. Yine anne-babalar dünyayı güvenilmez ve tehdit edici bir yer olarak algılıyorlar ise her an çocuklarının da başlarına kötü bir şeylerin gelebileceği olasılığını düşünüyor olabilirler ve bu yüzden çocuklarına karşı olağanın dışında korumacı bir tavır takınabilirler. Aslında anne-babaya ‘’ takma kafana bırak çocuğu özgürce sokakta oynasın uzaktan izle rahat ol’’ demek laf aramızda çok da işe yaramaz. Çünkü dünyanın güvenilmez ve tehdit edici bir yer olduğu algısına takılı kalmak kişinin elinde , kontrolünde olan ve beyin gücüyle kontrol edilebilecek bir durum değildir. Ruhsal bir sorun olan böylesi bir durumda kişinin bir uzman yardımı alması gerekebilir.

Bir diğer önemli nokta da yine çocukluğunda kendisi tacize uğramış bir ebeveyn çocuğuna ‘’ erkekler kötüdür, onlar çağırırsa onların yanına gitme, onların amacı sana kötülük yapmaktır’’ gibi çocukta çocuğun huzurunu ve psikolojisini bozacak mesajlar verebilir. Elbette ki ebeveynin bu mesajları verme nedeni, çocuğunu zarar görmekten korumaktır ancak mantıklı düşünürsek çocuk kendisine verilen bu mesajla tüm erkeklere karşı bir korku hissedecek ve ilişkilerini bu durum olumsuz şekilde etkileyecektir. Aslında burada ebeveynin yaptığı ancak farkında olmadığı şey, bunun da bir nevi istismar olduğudur ve ebeveyn bilmeden çocuğuna zarar verebilmektedir. Cinsel istismarı önlemenin yolu çocuğa bu tür abartılı mesajlar vermek değildir. Çocuğa bedeniyle ilgili sınır kavramı öğretilmelidir. Çocuk başıboş ve yalnız bırakılmamalıdır. Ancak sürekli de etraftaki tehlikelere karşı uyarılmamalıdır, özellikle sokakta, mahalle arasında oynaması elbette teşvik edilmeli ancak çocuk uzaktan takip edilmelidir. Yine ailelerin önemle üstünde durmaları gereken bir diğer nokta da gerçek tehlikenin internetten de gelebileceğidir.

Yine bundan seneler önce 13 yaşında bir kız çocuğu getirmişlerdi. Anne ve babası eğitimli ,bilinçli insanlar. Kız internette kendisinden yaşça büyük biriyle sohbet etmiş. Tabii bu sohbetler sırasında karşısındaki kızın güvenini kazanmış, ona iltifatlar etmiş. Ve kız da kamera açıp soyunmuş, birbirlerine cinsel organlarını göstermişler. Bu durum epey bir süre devam etmiş. Anne-baba farkeder etmez önce savcılığa başvurmuşlar ve ardından da çocuklarının ruhsal tedavileri için bana getirmişlerdi. Anne –baba kızlarının iyi huylu olduklarını,kızlarının asla böyle bir şey yapacaklarını tahmin etmediklerini ,ona çok güvendiklerini , okuldan eve evden okula bir hayatının olduğunu, internette de müzik dinlediğini,film izlediğini sandıklarını söylediler.

Oysa internet ortamında çocuklarınızı takip etmemeniz çocuğunuzu geceyarısı barlar sokağına bırakmanızla aynı anlama gelir. Yani ‘’çocuğum bilgisayarda ders çalışıyor ben de evimin işini yapayım ‘’diyerek aman ha çocuğunuzu boş bırakmayın. Ne olursa olsun mutlaka ara ara çocuğunuzun bilgisayarda ne yaptığını kontrol edin ve ve bilgisayarı yaşam alanınızda bulundurun. Aynı zamanda da internetteki kötü niyetli insanların olabileceğini ve bu insanların ruhsal olarak sağlıksız olduğunu çocuğunuza bir defa anlatın. ( sık sık sürekli değil) Bu konuda çocuğunuzu bilinçlendirin.

Çocuk istismarcıların pek azı bir çocuğa darp yoluyla zarar verir. Unutmayın ki istismarcıların çoğunluğu önce küçük çocukların güvenini kazanırlar ergenlerde ise ergenin kendisini değerli,güzel,yakışıklı hissetmesini sağlarlar. Ergenlik dönemindeki bir kız ya da erkek kendini sıklıkla güzel,yakışıklı,değerli hissetmez ve istismarcılar bunu bildikleri için ergenin kendisini güzel ve yakışıklı hissetmesini sağlarlar ,ardından da istismar ederler.

Çocuğunuz cinsel istismara uğramış ise bu olayı gizlemeniz veya göz yummanız çocuğunuzu istismar etmektir. İstismar durumunda önce polise haber vermeniz gerekir. Bedensel hasar için çocuk doktoru muayene eder. Ancak burada en önemlisi ruhsal hasardır ve bu konuda yardım alınması gerekenler psikiyatrist ,çocuk psikiyatristi ve bir klinik psikologdur. Genellikle yaşanan bu tür olaylardan sonra anne-babalar birbirlerini suçlama eğilimindedirler. Çocuklarının başına gelen bu vahim olaydan dolayı anne babayı ilgisizlikle suçlayabilirken baba da anneyi aynı şekilde suçlayabilmektedir. Hatta zaman zaman çocuğa bu durumu hemen anlatmadığı için de kızabilirler. Ancak zaten korkmuş olan çocuk anne-babası kızdığında daha çok korkar ve içe kapanır hatta çocuğun istismarı bir süre gizlemesi veya hiç dile getirmemesinin nedenlerinden biri de anne-babasının vereceği tepkiden korkmasıdır.

ÇOCUĞUNUZUN CİNSEL İSTİSMARA UĞRADIĞINI NASIL ANLARSINIZ?

Cinsel istismara uğrayan çocukta sıkıntı,ağlama,gece altını ıslatma,korkulu rüyalar görme,uyku sorunları,bebek gibi davranma,insanlardan uzak durma ve yanına yaklaştırmama, okul başarısızlıkları görülebilir. Çocuk özellikle bir kişiden uzak durabilir ve o kişinin evine gitmek istemeyebilir. Ancak bu belirtilere bakıp da çocuğunuzun istismar edildiğini düşünmeden önce onu bir uzmana götürmenizde fayda vardır. İstismara uğrayan çocuklarda, ergenlerde depresyon, travma sonrası stres bozuklukları, yeme bozuklukları, anksiyete bozuklukları görülme olasılığı yüksektir. Ancak bu belirtiler çocuğunuzda var ise bunun anlamı ille de çocuğunuz tacize uğramış demek değildir. Bu belirtiler çocuğunuzun bir nedenle yardım almasının uygun olacağını gösteren belirtilerdir.

TÜRK CEZA KANUNUNDA ÇOCUKLARIN CİNSEL İSTİSMARI İLE İLGİLİ MADDELER

Madde 103

•(1) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Cinsel istismar deyiminden;

a) 15 yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış

b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar, anlaşılır.

(2) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(3) Cinsel istismarın üstsoy, ikinci veya üçüncü derecede kan hısmı, üvey baba, evlat edinen, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, sağlık hizmeti veren veya koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan diğer kişiler tarafından ya da hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle veya birden fazla kişi tarafından birlikte gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(4) Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehdit kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(5) Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

(6) Suçun sonucunda mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulması hâlinde, onbeş yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur.

(7) Suçun mağdurun bitkisel hayata girmesine veya ölümüne neden olması durumunda, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.

Reşit olmayanla cinsel ilişki

Madde 104

1.Cebir, tehdit ve hile olmaksızın, onbeş yaşını bitirmiş olan çocukla (15 - 18 yaş arasında) cinsel ilişkide bulunan kişi, şikâyet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

PSİKOLOG ARMAĞAN PINAR ADANAR


İzmir Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!