Gıda ve reklam sanayinin birbirlerine paralel şekilde büyümeleri, özellikle muhtelif gıda diye sınıflandırılan gıda tipinin temel müşteri kitlesinin çocuklar olması gerçeğini doğurdu. Bugün şekerlemeler, cipsler, gazlı içecekler vesaire sahte gıda neredeyse temel gıdalar olarak vasıflandırılan buğday ürünlerinden, pirinçten, süt ve süt ürünlerinden daha büyük bir ekonomik hacmi kaplıyor. Temel gıda sektörlerinde beklediği karlılığı bulamayan onlarca firma altyapılarını muhtelif gıda üretimine doğru yöneltiyor. Sektörün gelişimi rekabetin artması, ürünlerin amiyane tabirle sudan ucuz hale gelmesi ve reklam sektörünün imkânları ile bu gıdamsıların daha geniş bir çocuk-genç kitlesine ulaşması demek! Bu da elbette sağlıksızlık probleminin insanın çekirdeğine yerleşmesi gerçeğini doğuruyor.

Aslında çocuklar ve beslenme konusundaki en büyük açmaz bebek beslenmesi konusunda! Sentetik mamalar kolay hazırlanış ve ucuzluk özelliği ile ilgi odağı olsa da her sene yeni bir mama skandalının patlaması yavrularımızı nasıl bir riskin odağına oturttuğumuzun göstergesi. Market ve eczanelerdeki uzun ömürlü mamalar bebek sağlığını büyük ölçüde tehdit etmekteler. 100 mg'lık basit bir mamanın etiketini incelediğimizde onlarca katkı maddesi ile karşılaşıyoruz. Burada şuna açıklık getirelim, kimi araştırmacılar katkı maddelerinin zararlı hatta kimilerinin faydalı olduğunu söylese de, günümüzde katkı maddeleri en modern usullerle ve genetiği değiştirilmiş birçok gıda tipinden elde edilip, tasnifi dahi imkânsız birçok kimyevi metotla son halini aldığından, bu maddeler için faydalı veya zararsız diyebilmemiz imkânsızdır.

Yeni doğum yapmış danışanlarıma verdiğim bebek maması tariflerinin birçok sefer “ama çok uğraştırıyor” bahanesi ile yapılmaması, “aslında bebeklerimize onların beşiklerine verdiğimiz değerden daha azını veriyoruz” gerçeğinin başka bir ifadesi değil mi? Biraz zeytinyağı, biraz pirinç, pırasa ve havucun pişirilip ezilerek bebeğe yedirilmesinin nesi zor? Ya da birkaç yemek kaşığı has un ile birkaç hurma ve bir tatlı kaşığı Hindistan cevizi yağını birkaç dakika pişirdikten sonra bebeğimize yedirmenin ne zahmeti var? “İnsan yediğidir” geleneksel düsturunu dikkate almadan, yeme süreci henüz başlamış yavrularımızın taze hücrelerine ne idüğü belirsiz gıdalar yükleyerek “Allah'ın emaneti” olan yavrularımıza bir hakikat çerçevesinde mi muamele ediyoruz? Geleceği için çırpındığımız, hatta geleceğimize bir tohum olarak ektiğimiz yavruların bedenlerine nasıl tohumlar ekiyoruz?

Tohum, toprak, su ve hava konularında modern çarpıklıkları ilerlemişlik sayan birçok araştırmacının bile muhtelif market ürünleri konusunda herhangi bir savunma yapamaması meselenin ciddiyetini gösteriyor. Tansiyon, şeker, kardiyolojik rahatsızlıklar, cinsel gelişim geriliği veya ergenliği konusunda araştırmalar birçok sebebe değiniyor ama muhtelif market ürünleri tüketimi en sakil sebeplerden biri sayılıyor? Merkezi hükümetler kimi zaman ideolojik, kimi zamansa sağlık maliyesi kaygılı tedbirler alsalar da sonuçta beslenme aile merkezli bir eylem ve bütün sorumluluk her halükarda anne babaya düşüyor.

Günümüzde gıda sanayinde bir yıl içinde binlerce çeşit, milyon tonlarca katkı maddesi kullanılıyor. Tat vericiler, renklendiriciler, bozulmayı önleyici, kıvam arttırıcı vesaire. Karşımızda 1 TL'ye simit satmazken aynı bedele 3 paket cips satan bir canavar var. Ve bu canavar yıkıcı ihtirasını ünlü sanatçılar, grafik harikası çizimler, bol ünvanlı profesörlerle gizlerken, aklımıza gösterdiği cennet aslında gerçek bir cehennem olan Deccal'i hatırlatıyor. Akşamdan kalıpta ısıtılan yemeği yemeye imtina eden bir Nebi (asm)'nin ümmetiyken, bu kadar kimyevi katkıyı vücudumuza almak ne kadar nebevi bir tutum oluyor.


İstanbul Diyetisyen uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!