İnsan gelişimi dört ayrı alanda meydana gelmektedir. Fiziksel, bilişsel, duygusal ve sosyal olmak üzere doğumdan ölüme dek değişime açık bulunmaktayız.

İnsanoğlunun gelişimi en hassas ve özenle üzerinde durması gereken gelişim alanı şüphesiz bilişsel gelişimidir. Düşünme, dil becerisi, karar verme, planlama, zekâ, dikkat, öğrenme, hafıza ve daha birçoğunu sayamadığımız türlü zihinsel işlevlerimiz bizlere hayatımızı organize etmeyi ve sosyal bir varlık olarak toplum içine karışabilmemizi sağlamaktadır. Peki, tüm bu süreçler nasıl olmaktadır?

Henüz anne karnından itibaren gelişmeye başlayan beynimiz, bu faaliyetleri de gerçekleştirebilmek üzere doğumdan sonra da gelişmeye devam etmektedir. Öyle ki, organlar arasında doğumdan sonra gelişimi en uzun süren beynimizdir. Yaklaşık 1500 gram ağırlığında ve jel kıvamındadır. Bilişsel becerileri gerçekleştirmeye yarayan en temel beyin bölgemiz ise beynimizin frontal denilen ön bölgesidir. Bilişsel becerileri açıklamak üzere psikolojide çeşitli kuramlar geliştirilmiştir. Bunlardan bir tanesi dört ayrı evre tanımlamıştır.

Doğumdan itibaren ilk yıl bellek gelişimi hızla devam etmektedir. 12 ay itibariyle bebekler önce görüp sonra kaybolduğunu fark ettikleri bir eşyanın aslında hala orada olduğunu fark edebilirler. Yani 1 yaşındaki bir çocuğun karşısında topu gösterip saklarsanız aslıdan onu kandıramazsınız JBu özellik, nesnenin devamlılığı ilkesidir.

3 ila 6 yaş arasındaki çocukların büyüye, sihre inandıklarını, süper kahramanların var olduklarını düşündüklerini görebilirsiniz. Balkonda oynarken aniden yağmur yağdığında hemen içeri çağırdığınızda kızların aklı balkondaki bebeklerinde kalır, çünkü yağmur yağıyor ve bebekleri üşütüp hasta olabilir veya araba bozulduğunda aslında o hasta olmuştur ya da gökyüzü çok üzüldüğü için çok ağlıyordur yağmur yağdığındaJBu yaş grubunun evdeki oyuncağın aynısını almak istemediğinizde tutturmaları ve ağlama krizlerine girmeleri de son derece doğaldır, çünkü onlar henüz dünyaya sadece kendi pencerelerinden bakabilmektedirler. Bu nedenle istediğiniz kadar anlatın, onlar sizin düşündüğünüz gibi düşünemezler. Nesneleri onlara farklı işlevler yükleyerek kullanırlar bazen, mesela kumandayla veya tarakla şarkı söyleyebilir, tahta bir çubukla at binercesine koşturabilirler. Mutlaka karşılaşmışsınızdır, onlara banknot 5 lira verdiğinizde mutlu olmazlar. İki demir 1’er lirayı isterler, acaba çok mu alçak gönüllüler? Halbuki çok olanı isterler, yani iki tane parayı J Nedense canavarlar, hayaletler hep onların odasında olur, bir türlü yalnız uyumak istemezler. Aslında yalan söylemiyorlar, çünkü 7 yaşına kadar koruyabildikleri olağanüstü bir hayal gücüne sahipler.

7 yaşına kadar dil becerileri de benmerkezcidir. Kendi başlarına konuşur veya şarkı söyleyebilirler. 7 yaşından itibaren artık 5 liranın değerli olduğunu anlamaya, mantıksal ilişkiler kurabilmeye ve benmerkezcilikten uzaklaşmaya başlarlar. Okul çağı ile birlikte bilişsel beceriler de yerine oturmaya başlar. Parça ve bütün ilişkisini anlayabilirler. Matematiksel beceriler hız kazanır.

11 yaşından sonra yani ergenlik ile birlikte çocukların soyut düşünme becerileri kazandıklarını görmeye başlarız. Artık siyaset gibi sosyal olaylar önem kazanmaya başlar ve okul hayatı ile bu noktaya gelmiş olan çocuklar arkadaşlık ilişkilerine daha fazla değer vermeye başlarlar.

Yaşamın ilk iki yılında çocuklar onlara ne verilirse almaya son derece açıktır. Beyindeki sinir ağları her yeni bilgi öğrenildikçe artmakta ve daha etkin ve hızlı öğrenmemizi sağlamaktadır. Bu nedenle çocukları erken yaşlarda yabancı bir dille, yaşlarına uygun zihinsel gelişimi destekleyici oyunlarla (yapboz, bulmaca vb.) tanıştırmak onlar için faydalı olacaktır.


İstanbul Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!