Diyabet hastalığı, çeşitli çevresel ve bünyesel sebeplerden dolayı vücutta pankreastan insülin salınımının yetesiz ya da hiç salgılanmaması sonucu kanda şekerin yükselmesi olarak tanımlanabilir. Bu duruma da HİPERGLİSEMİ adı verilmektedir. Daha çok yetişkin hastalığı olarak bilinse de çocuklarda da görülme sıklığı hiç azımsanmayacak derecededir. Vücudumuz gün içinde hem organlarımızın sağlıklı çalışabilmesi hem de sağlıklı yaşamamız için gerekli olan enerjiyi birinci derecede şekerlerden (karbonhidratlar) karşılamaktadır. Şeker vücuda alındıktan sonra kanda düzeyi yükselir ve pankreasın uyarılması ile insülin salgılanır. Kandaki fazla şeker dokulara taşınır. Dokulara taşınan şeker de enerji için kullanılır. Şekerin kandaki olması gereken düzeyi 70-107 mg./dl kadardır. Sağlıklı bireylerde açlık ve beslenme sırasındaki şeker seviyesine göre pankreas insülin salınımını kendisi ayarlar. Ve kan şekeri düzeyini normal sınırlar düzeyinde tutar.

Çocukluk çağı diyabeti daha ziyade Tip 1 diyabet dediğimiz, insülin hormonunun pankreastan hiç salgılanmamasına bağlı olarak gelişen diyabet şeklidir. İnsülin hormonu hiç yoktur. Tip 1 diyabet hastalığı ani başlayan ve şiddetli bulguları olduğu için tanısı genellikle çabuk konulabilen bir hastalıktır. Diyabetin belirtileri, çok su içme, çok idrara çıkma, çok yemek yeme ve buna rağmen ani kilo kayıpları gibi belirtilerdir. Ayrıca tanıda hastalarda halsizlik, hafif ateş, bulantı, kusma, karın ağrısı, ağızda aseton kokusu gibi bulgularda vardır. Aşırı su içme, neredeyse suya doyamama gibi bir durum söz konusudur. Buna bağlı olarak çok sık idrara çıkma meydana gelmektedir. Hatta çocuklarda gece işemesi veya idrara çok fazla uyanma gibi durumlarda görülmektedir. Bununla beraber çok fazla yemek yemeye bağlı olarak kan şekeri yükselir. insülin hormonunun olmaması da şekerin enerji için kullanılamamasına sebep olur. İhtiyaç duyulan enerji de kas ve yağ dokularının yıkımı ile sağlanır. Bu da idrarda keton dediğimiz maddelerin yükselmesine ve ileri seviyede de diyabetik ketoasidoz sonucu hastayı komaya bile sokabilmektedir.

Günümüzde diyabet hastalığının artmasına en önemli sebep, bebeklik ve çocukluk çağındaki sağlıksız beslenmedir. Enerjisi yoğun besinlerin (fastfood beslenme, şeker ve şekerli besinler, çikolata, dondurma ..vb.) tüketiminin artması, teknolojinin gelişimi ile beraber hareketliliğin azalması ve bunun yanında da aile de diyabet hastalığının olması riski daha da artırmaktadır.

Diyabet hastalığında beslenme ve spor çok önemlidir. Diyet düzenine çok dikkat edilmelidir. Yani uzun süreli açlıklar ani şeker düşmelerine sebep olabilir. Ya da çok fazla şeker tüketimi kan şekerinin yükselmesine sebep olabilir. Bütün organlarımız damar yolu vasıtası ile kanla beslenir. Şeker hastalığı da bir damar sistemi hastalığıdır. Kanda şekerin yükselmesiyle organlarda yetersiz beslenmeye bağlı bozukluklar olabilmektedir. Yani diyabet sadece kanda şekerin yükselmesi değil, diğer organları da olumsuz etkileyen bir hastalıktır.

Diyabetli bir çocuğun beslenmesi düzenli olması gerektiği kadar yeterli ve dengeli de olmalıdır. Bir çocuğun ihtiyacı olan kalorinin %55’i karbonhidratlardan gerisi yağ ve proteinlerden sağlanmalıdır. Ancak, çocuğun ihtiyacı olan karbonhidratlar basit şekerler yani çay şekeri, çikolata, kurabiye şekerli besinler, tatlı …vb gibi besinler olmamalıdır, kompleks karbonhidrat dediğimiz tam buğday, bulgur, kepekli makarna, kepekli ekmek, çavdar unu ve ekmeği gibi besinlerden sağlanmalıdır. Sebzelere diyette uygun miktarda yer verilmelidir. Meyveler yanında mutlaka süt, yoğurt, badem…..vb.gibi proteinli gıdalar ile beraber tüketilmelidir. Kabukları yenilebilen meyveler bol posa tüketimi açısından kabukları ile birlikte yenilmelidir.

Beslenme düzeni 3 ana 3 ara öğünden oluşmalıdır. Uzun süreli açlıklar ya da düzensiz beslenme kan şekerini olumsuz yönde etkiler. Az ve sık beslenme açlık krizlerini ve kan şekerini kontrol altında tutar.

Ayrıca düzenli egzersiz diyabetli çocuklar için olmazsa olmazdır ve çok önemlidir. Günde en az ½ saat tempolu yürüyüş, yüzme, futbol, voleybol, basketbol gibi sporları rahatlıkla yapabilirler. Ancak burada dikkat edilmesi gereken en önemli şey egzersiz sırasında ani şeker düşmesi riskidir. Egzersiz öncesi mutlaka şeker seviyesine bakılmalı, kanda şeker düşük ise ek bir karbonhidrat alımının yapılması uygun olur. Bazı durumlarda ağır ve uzun süreli sporlarda insülin dozu da düşürülebilir. Ancak bu bir uzman hekim ve diyetisyen kontrolünde olmalıdır.

SAĞLIKLA KALIN.


Balıkesir Diyetisyen uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!