Kabızlık, katı dışkının seyrek olarak ve zorlanarak dışkılanmasıdır. Çocuklarda genellikle günde iki-iki günde bir dışkılama normal sayılmaktadır. Özellikle anne sütü ile beslenen bebeklerde günlük dışkılama sayısı daha fazla olabilir.

Kabızlığın en sık sebebi anne sütü kesildiğinde başlanan besinlere uyum sağlama aşamasında ya da tuvalet eğitimi sırasında başlamaktadır. Seyrek olarak anne sütüne ek olarak, bebek için yeni olan besinler başlandığında da ortaya çıkabilir. Burada seçilen besinin niteliği kadar bireysel faktörlerin de rolü vardır. Ayrıca kabızlığa, kullanılan ilaçlar (demir ilaçları, idrar söktürücüler, bazı psikiyatri ilaçları, vb) neden olabileceği gibi, bu durum bazı önemli hastalıkların ilk habercisi de olabilir:

Doğuştan olan darlık ve anomaliler (anüste çatlak, darlık, apse, basur, tümör,..)

Barsakların bir bölümünde sinir hücrelerinin doğuştan yokluğu ile karakterize hastalıklar (Hirschprung hastalığı ve benzerleri)

Bazı hormon bozuklukları (tiroid ve paratiroid hormon eksikliği, kistik fibrozis, şekersiz şeker hastalığı, vs)

Nörolojik bozukluklar (bazı kas hastalıkları, inme vs)

Psikolojik sıkıntılar (aile içi huzursuzluk, kardeş gelmesi, tuvalet eğitimi, vs)

Beslenme bozuklukları (Çeşitli nedenlere bağlı iştahsızlıklar, aşırı inek sütü alımı, anne sütünden yoksun beslenme, uzamış kusmalar, vs)

Diğer nedenler

Şüphelenilen durumlarda bu hastalıkların varlığı da araştırılmalıdır.

İlk belirti bebek ya da çocuğun kakasını yaparken zorlanması ve acı çekmesidir. Hatta dışkılama hastayı ağlatacak kadar ızdırap verici olabilir. Dışkılama aralıkları gitgide uzar. Bebeğin bezi değiştirilirken seyreklik ve dışkının katılaştığı fark edilebilir. Ancak tuvalet eğitimini almış çocuklarda bu durum gözden kaçırılabilir. En sık yanılgı kakanın iyice katılaşmamış olmasıdır. Kıvamdaki belirgin artışlar çocuğun kakası iyice sert olmasa da kabızlık lehine düşünülmelidir. Dışkılamanın olmadığı zamanlarda şiddetli karın ağrıları ve hatta kusma bile olabilir. Büyük çocuklarda dışkının özellikle ilk kısmı kuru, sert ve iridir. Üzerinde çizgi şeklinde kan görülebilir veya küçük küçük sert parçalardan oluşabilir. Kan miktarı fazlaysa başka önemli bir nedeni olabileceği unutulmamalıdır. Gecikmiş ya da uygun tedavi almamış hastalarda bağırsağın yukarı kesimlerindeki henüz katılaşmamış kaka son bağırsaktaki katılaşmış kakanın etrafından sızarak kaka kaçırma hatta kakayı hiç tutamama da görülebilir. Bu nedenle tedavi başlangıcında alınan iyi sonuçlara bakarak tedavi kesilmemeli, tekrarlamaması için sabırla ve dikkatle sürdürülmelidir.

Uzun süren ya da eksik tedavi edilen kabızlık sonucu makat etrafında çatlak ve mor renkte damar genişlemeleri oluşur. Yeterli önlem alınamaz ise bu damar genişlemeleri sonraki yıllarda hemorid (basur) halini alırlar.

Tedavide özellikle kabızlık nedeni olduğunu iyi bildiğimiz besinler (muz, elma, kola, çay, aşırı tüketiliyorsa inek sütü) kabızlık geçene kadar diyetten çıkarılmalıdır. Dolayısıyla kabızlık oluşmadan bu besinlerin aşırı tüketilmesinden kaçınılmalıdır. Kabızlığın derecesine göre yumuşatıcı ilaçların da doktor kontrolünde kullanımı faydalı olacaktır. Eğer çatlak varsa tedavisi edilmeli ve çocuğun acı duymadan kaka yapması sağlanana kadar tedaviye devam edilmelidir.

Çocukta iyi bir tuvalet alışkanlığı sağlanmalıdır. Dışkılama arzusu nerede ve ne zaman hissedilirse hissedilsin ertelenmemeli, her erteleme kabızlığa bir adımdır. Her gün, özellikle bir öğünün ardından kaka yapmaya alıştırılan çocukların tüm yaşantıları boyunca rahat ettikleri bilinmektedir. Kaka tutmayı öğrenme becerisi çocuktan çocuğa büyük değişiklikler göstermekle birlikte genellikle 1-3 yaş arasında gerçekleşir. Bu eğitim sırasında çocuğa baskı yapılmamalıdır. Asla ceza konusu olmamalı ve bunun normal bir vücut olayı olduğu uygun bir dille anlatılmalıdır.


Kayseri Çocuk Cerrahi uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!