Son zamanlarda bütün dünyayı etkisi altına alan Corona Virüsü hastalığı fiziksel sağlımızı bozduğu kadar ruhsal sağlığımızı da bozuyor. Corona Virüsü insan psikolojisi üzerinde ciddi kaygılar travmalar yaratıyor. Travmatik etkiye sebep olmasının en önemli nedeni halihazırda bir tedavisinin bulunmaması . Bu durum herkeste panik, korku, çaresizlik, umutsuzluk gibi duyguların açığa çıkmasına sebep oluyor.. Yaklaşık birkaç aylık bir süreç içinde okullar tatil oldu, iş yerleri kapandı, günlük hayat durma noktasına geldi. Herkes alıştığı normal rutin hayatından sürekli ev içinde vakit geçirilmesi gereken bir başka hayata geçiş yaptı. Başlı başına sadece rutinin bozulması bile beyin için bir stres nedeniyken virüsün yarattığı korku ve panik havası herkeste yoğun bir ölüm ya da hastalık korkusuna yol açtı.Süreç içerisinde geçmiş travmalarımız tetikleniyor bu da bağışıklığımızı hedef alıyor .Bu süreçte virüs ile ilgili almanız gereken tedbirleri ezberleyip uygulamak ve bu süreç geçene kadar kendinizi felaket haberlerinden uzak tutmak

TRAVMALAR BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ ZAYIFLATIR

Yukarıda da ifade ettigim gibi sosyal medyadan, watsapp gruplarından mesaj ya da mail yoluyla gelen, içeriğinde kaygı, panik ve umutsuzluk barındıran her türlü verilerden kendimizi mümkün oldugunca izole etmeliyiz eger bunu yapamazsak bu durum bağışıklık sisteminizi zayıflatır. Bağışıklık sisteminin zayıflaması ise sizi bulaşıcı hastalıklara yatkın hale getirir.Dolayısıyla bu tip görüntülerden yazılardan veya videolardan kendinizi korumak ruhsal anlamda stresle daha kolay başetmenizi sağlar.

İnsan beyni yoğun kaygı ve panik anlarında prefrontal korteksin devre dışı bırakılarak(akılcı, mantıklı ve sakin beyin), limbik sistemin (savaş-kaç modundaki bütün memelilerde bulunan hayvani beyin) aktive olmasına sebep olur. Beynimiz hayatımızın riske girdiğini düşündüğünde ;ki beynin en önemli görevi bizi hayatta tutmaktır, savaş-kaç-don tepkilerini devreye sokar.

Dolayısıyla bu kriz sırasında sağlığımızı bozacak, bağışıklığımızı düşürecek en önemli şey strese girmek ve kaygıyı büyütmek. Stres sindirim sistemini kitleyen bir unsur, limbik sistem stresi hayati bir tehlike olarak algıladığında kaçma moduna geçer. Kaçma modunda sindirim sistemi donar. Bağışıklık sistemimiz ikinci beynimiz dedigimiz bağırsakta yer alır. Sindirim donunca ikinci beynimiz yani bağırsak da donar. Bağışıklık sistemi çalışmayı keser. O halde bilinçli bir şekilde stresi azaltmamız, sakinleşmemiz gerekiyor. Bunu nasıl sağlayabiliriz Nefes eğzersizleri,dinlendiren müzikler bu konuda bize destek olacaktır.Acizane tavsiyem gene bağışıklık güçlendirici sağlıklı gıdalarla da takviyelerimizi devam ettirmeli özellikle Kefir’e mutfagımızda bir yer ayırmalıyız.

SRTES VE KAYGIDAN KORUNMA YOLLARI
• Bağ kurmak stresi azaltan en önemli etken. Sevdiğiniz, görüştüğünüzde kendinizi emniyette ve güvende hissettiğiniz insanlarla bağ kurun. Telefonla ya da online yüz yüze görüşebilirsiniz.
• Günlük rutinler oluşturun. Rutinlerinizin olması beyne güvendesin kaygılanacak bir şey yok mesajı gönderir. Örneğin her gün aynı saatlerde kahvaltı yapın. Kitap okuma saatlerinizi güne yaymak yerine belli saat aralıklarına koyun. Gün içinde kendi yarattığınız rutinler belirsizlik duygusuyla başa çıkmak için en etkili yöntemdir.
• Bağışıklık sistemini güçlendirmek için evde egzersiz yapın. Nefes egzersizleri ,Yoga ve pilates bu anlamda evde yapılabilecek en güzel egzersizlerdir. Her ikisi de iç kasları çalıştırdığından beyne burdayım, varım mesajı göndererek sinir sisteminin yatıştırılmasını sağlar.
• Yavaşlayın. İş hayatının hızlı ,akıcı evresini bir kenara bırakın.Evde olmanın huzurunu yakalayın ev içinde yemek yapmak, hareket etmek, konuşmak, yemek yemek bunları sakin düzeyde yaptıgınızda stres hormonlarını olumlu anlamda etkiler ,bağışıklık sisteminize olumlu etkiler sunar. Yavaşlamak kişinin anda kalmasını sağlar, anda kaldığınızda ise anın içinde herhangi bir tehdit ya da tehlikenin olmadığını fark edersiniz.Bunu yapmakta zorlandıgınız anlarda kendinize şunu söyleyebilirsiniz :Şu anda ve Buradayım bu cümle sizi an’a taşımakta olumlu bir etki sunacaktır.
• Kendi iç dünyanızla tanışın. Yaşanan bu durum ne kadar yeni olsa da her insanda yarattığı travmanın etkisi farklı.

Çocukluk döneminde travmatik anıları fazla olan kişiler bu durumdan daha fazla etkilenirken diğerleri daha az kaygılı ve akılcı davranabiliyor. Yani panik atak hastası olanlar, okb’si olanlar, kişilik bozuklukları olanlar, anksiyete bozukluğu olanlar bu süreci ağır semptomlarla geçiriyor.
Sizlerde bu süreçte ağır semptomlar yaşıyorsanız bir uzmandan bu konuda destek almanızı öneririm.

ÇOCUKLARI CORONA VİRÜSÜN PSİKOLOJİK ETKİLERİNDEN KORUMA YOLLARI

Çocukları koruyabilmek için öncelikle kendimizi olumsuz duygu, düşünce ve davranışlardan koruyabilmemiz gerekir.Psikolojik rahatsızlıklar içerisinde en bulaşıcı olanı kaygıdır. Kendi duygularınızı yatıştıramıyorsanız çocukların duygularını yatıştırmakta zorlanırsınız.
Çocuklar duygular konusunda etrafındaki en yakın kişileri referans alır. Bu kişiler öncelikle anne, baba ya da çocuğa bakım veren kişilerdir. Siz şayet kaygılıysanız çocuğa yansıtmamaya çalışsanız bile çocuk bu duyguları beden diliyle alır. Çocuklar kaygılarını yetişkinler gibi sözel olarak ifade edemediklerinden davranış bozukluğu olarak ifade ederler. Bu davranış bozuklukları; altına ıslatma, gece korkuları, tırnak yeme, parmak emme, kekeleme, uyku bozuklukları, yeme bozukluklarıdır. Bu süreçte çocuklarınızda oluşan bu durumlar varsa gene bir uzmandan bu konularda destek almanızı öneririm.
Ø Çocuklarla bu konuyu konuşurken kendi korkularınızı çocuklara bulaştırmayın. Çocukların sorularına kısa ve net cevaplar verin. Uzun uzun virüsle ilgili konuşmak çocuklarda kalıcı ruhsal sıkıntılara neden olur.Bunun yerine akşam evinizde her şeyi kapatarak (radyo,tv vb) çocuklarınızla oyun saatleri ekleyebilirsiniz.Bu onların bu süreci daha rahat atlatmalarında destekçi olacaktır.
Ø Kendi korkularınızı ya da olumsuz duygularınızı bir yetişkinle konuşun. Eşiniz olabilir yada yakın bir arkadaşınız. Bu konuşmalara çocukların şahit olmamasına özen gösterin.
Ø Çocuklarla konuşurken umut ve güven veren bir şekilde konuşun. Hem ses tonunuzla hem beden dilinizle.
Ø Haberleri kontrollü izleyin.Ya da Çocuklarınız uykuya daldıgı bir esnada bakın bu evrede çocukları izlediğiniz haberlere maruz bırakmayın. Bir köşede sessizce oyuncağıyla oynuyormuş gibi görünse de her şeyi duyuyor.
Ø Çocukların bütün sorularına yanıt vermeye çalışın. Yanıtlarınız somut ve net olsun. Çocukların anlayacağı dilden konuşun.
Ø Ellerini yıkamasını isterken, ya da temizlik konusunda hassas davranırken tehdit edici ifadeler kullanmayın.Çocuklar somut işlemler dedigimiz evrede olduklarından en güzel öğretme biçimi onlara bunu onlarında görebilecegi bir ortamda sizlerin model olarak göstermeniz olacaktır.
Ø Her zaman çocuğunuzun yanında olacağınızı, bu sürecin geçici bir süreç olduğunu ara ara söyleyin. Bunu söylemeniz çocuğa güvendeyim, dünya emniyetli bir yer hissini verir.
Hayatı beklemeye almak, yaşama ara vermek yerine bu süreçte yapmak isteyip de zaman bulamadığınız şeylere odaklabilirsiniz.

Bu süreçte bize düşen önemli görev bu virüsün kendimize bundan neler öğrenebileceğimizi sorarsak, öğrenecek ve yapacak çok şeyimiz olduğuna inanıyorum.

Sağlıklı günler diliyorum…


Ankara Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!