*Depresyon sık görülen bir psikiyatrik bozukluktur.

*Kadınlarda erkeklerden yaklaşık olarak 2 kat daha fazla görülmektedir.

*En sık 20’li yaşların sonuna doğru görülmektedir.

*Tüm psikiyatrik bozukluklarda olduğu gibi depresyon tanısını koymak için belirli belirtilerin hastalarda olması gerekmektedir.

*Depresyon tanısı konulabilmesi için; en az 2 haftadır depresif duydurum ve hayattan zevk alamamanın (anhedoni) olduğu tabloya, iştahta azalma ya da artma, uykuda azalma ya da artma, enerji azlığı, yorgunluk, konsantrasyon güçlüğü, suçluluk ve değersizlik düşünceleri, psikomotor yavaşlama ya da ajitasyon, intihar düşüncelerinden en az beşinin eşlik etmesi gerekmektedir.

*Depresyon; hafif, orta, ağır şiddetli ve psikotik özellikli depresyon olarak şiddetine göre sınıflandırılabilmektedir.

*Major depresyon diye adlandırılan depresyon ağır şiddetli depresyon olarak değerlendirilir.

*Hastalarda belirgin işlev kaybına neden olur ve eskiden yapabildiği işleri yapamayacak duruma getirebilir.

*Bireylerde herhangi bir sosyal, ekonomik, ailevi sorunlar olmadan kısacası herhangi bir hasta tarafından tanımlanabilecek bir sorun olmadan ortaya çıkabileceği gibi (endojen kaynaklı), yukarıda sayılan sorunlar sonrasında da ortaya çıkabilir (eksojen kaynaklı).

*Ailede özellikle birinci derece yakınlarda depresyon olması bireylerde depresyon görülme riskini arttırmaktadır.

*Depresyon bazen gözden kaçabilmekte kişinin mizaç (karakter, huy vs) özelliklerine bağlı olduğu düşünülebilmektedir.

*2020 yılında dünya genelinde en fazla yeti yıkımına neden olacak hastalıklar arasında 3. sırada olacağı tahmin edilmektedir.

*Tedavi: İlaç tedavisi ve psikoterapi yöntemleri, tedaviye cevap vermeyen durumlarda ise EKT (elektrokonvulzif tedavi) kullanılmaktadır.

*İlaç tedavisinde; antidepresanlar, antipsikotikler ve duygu durum düzenleyicileri sıklıkla kullanılmaktadır.

*Antidepresanlar, antipsikotikler ve duygudurum düzenleyiciler BAĞIMLILIK YAPMAZ.

*Ne yazık ki toplumlarda psikiyatrik bozukluklara ön yargı olduğu gibi psikiyatrik ilaçlara da ön yargı vardır. Bu ön yargı ne yazık ki halen kırılabilmiş değildir.

*Özellikle ağır ve psikotik özellikli depresyonda tedavide ilaçların kullanılması şu anki tedavi yöntemlerine göre elzem görünmektedir.

*Bireysel Psikoterapi yöntemleri de tedavide olmazsa olmazlardandır.

*Farklı psikoterapi yöntemleri kullanılmaktadır ve bilimsel çalışmalarda psikoterapilerin etkinliği kanıtlanmıştır.

*Etkinliği kanıtlanmış bir diğer yöntem ise egzersizdir.

*Ama ne yazık ki egzersizin herkes tarafından amaçsızca ve uygunsuz bir şekilde söylenmesi hastalar tarafından bu yöntemin kabul görmesini engellemektedir.

*Uluslararası birçok ülkenin katıldığı STAR*D çalışmasında hafif ve orta şiddetli depresyonda ilaç tedavisi ile egzersizin benzer etkinlikte olduğu gösterilmiştir.

*Egzersizin hastalara doğru zaman da verilmesi oldukça önem arz etmektedir.

*Genel bir tıp ilkesi olarak diğer hastalıklar da olduğu gibi hastalığa göre değil hastaya özgü tedavi seçilmeli ve uygulanmalıdır.

*Hastalarıma depresyonun şiddetine ve hastaya özgü tedavi yöntemlerinden birini seçmekteyim.

*Bazen sadece bireysel psikoterapi ile hastalar tedavi edilebilirken bazen de ilaç tedavisi ile birlikte psikoterapi uygulamaktayım.

*Bilişsel Davranışçı Terapi depresyonu olan bireylerde oldukça etkindir. Hastalarıma bilişsel davranışçı terapi yöntemiyle bireysel psikoterapi uygulamaktayım.


Eskişehir Psikiyatri uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!