Depresyon ,kötü bir gün geçirmekten,kısa bir süre kötü hissetmekten ya da bir kayıp nedeniyle yas tutmaktan farklı bir şeydir .Depresyon nasıl düşündüğünüzü ,nasıl hissettiğinizi,nasıl davrandığınızı etkileyen bir hastalıktır.Bir kişisel zayıflık,kolayca atlatılabilecek ,içinden çıkılabilecek günlük bir durumdan ibaret değildir.Bir takım karmaşık etkileşimler sonucunda beyninizde oluşan değişikliklerin sonucudur.Etkin bir tedavi ile depresyon geçiren insanların % 80 i bu durumdan kurtulabilmektedir.

Depresyonu yaşayan ya da yaşayan birinin yakınında olanlar o kişiye ulaşmanın ne kadar zor olduğunu bilirler.Toplumda rastlanma sıklığı gitgide artan depresyonun neyseki tedavisi vardır .Çok eskilerde klinisyenlerin bile “her şey senin kafanın içinde “diye tanımladıkları şeyin artık biyolojik,sosyal,psikolojik bir durum ve tıbbi bir hastalık olduğu bilinmektedir .Depresiflerde duygudurum, iştah, uyku bozulmakta, yaşam sevinci,cinsel istek azalmaktadırÖzgüven ve kendini sevme azalmakta ,düşünceler ise olumsuz ve karamsar bir şekilde değişmektedir .Davranışları da etkileyen depresyon insanı daha huzursuz ,kararsız ve değişken yapmaktadır.

Depresyon bazen iş değişikliği,sevilen birinin kaybı vs..gibi güç bir durum sonrasında,doğum sonrasında,başka hastalıkların peşinden ortaya çıkabilmekte bazende bilinen bir neden olmaksızın gelişebilmektedir.Depresyon kötümser olma,hüzünlü olma, anlık gerileme,zayıf düşmeden farklı olup uzun süren bir tablodur.Keder ve depresyon birbirine çok benzer şeyler olmakla birlikte,kederli insan sağlıklı,depresyondaki hastadır.Keder bir yılda sonlanır ancak ağırsa depresyonla karışabilir.En belirgin fark kederli insan kendini suçlamazken depresyondaki kişi değersizlik ve suçluluk duyguları yaşar.

Depresyondaki kişi kendisindeki değişimleri farketmeden önce çevresindekiler farkedebilirler.Bu kişilerin Duygulanımları değişir,Bilişsel ,Fiziksel veDavranış değişiklikleri olur.Duygulanım çökkkün olup yoğun acı,kimsenin yardım edemeyeceği duygusu,huzursuzluk,öfke ve isteksizlik vardır.Yanısıra bellek ve düşünceler bozulup,konsantrasyon,karar verme güçleşebilir. Fiziksel olarak ise yeme ve uykuda bozulma,enerjide azalma,yorgun ve yavaş olma,baş,sırt karın vb…ağrılar olabilmektedir.Ve depresif kişinin davranışlarıda değişebilmekte titiz,düzenli biri ihmalkar,,öz bakımına özensiz,sosyal yaşamdan uzaklaşan,diğerleriyle çatışma yaşayan birisi haline gelebilir.

Yaşam kalitesini ve kişilerarası ilişkileri de etkileyen depresyon ,daha kırıcı yada daha alıngan yapabilmekte evlilikte ve yakın ilişkilerde sorunlara ,hatta sonlanmasına neden olabilmektedir.Yapılan çalışmalar bu ebeveynlerin çocuklarının da gereksinimleri karşılanmamış, mutsuz ,huzursuz,ajite olabildiğini göstermektedir.Depresyonun nedenine dair kesin bir bilgi olmayıp pek çok olguda çoklu etkenin söz konusu olduğu bilinmektedir.Ailesinde depresyonda birisinin olması mutlak depresyon gelişeceği anlamına gelmez.Ancak olasılığın artmasının nedeni genetik,ortak çevre ve ortak öğrenilenler olabilir.Daha ağır depresyonlarda ise ölüm ve yaşamı sonlandırma fikirleri olabilir.

Yapılan çalışmalar ölüm ve diğer kayıpların ,evlilik ve başka ilişki sorunlarının,stresli iş ve günlük yaşam sorunlarına sahip olmanın,,travmatik bir çocukluk öyküsüne sahip olanların,alkol ve madde kullanımı olan bir ailede doğmuş ya da yaşıyor olmanın depresyon açısından risk altında olmayı getirebileceğini göstermektedir.Bununla birlikte hiç kimse sorunsuz bir yaşam sürdüremez. Aynı şeyleri yaşasalar bile aynı tepkileri vermemekte biri depresyona girerken diğeri sağlıkla yaşamına devam edebilmektedir.Altta yatan kişilik özelliklerinin de yatkınlığı belirlediği bilinmektedir.Yaşamdaki kayıplar,bir karmaşaya sürükleyebildiği gibi,kişiyi ve ruhsal yapıyı geliştirmesine de katkı sağlıyabilir Karamsar veya olumsuz düşünce üretme eğiliminde olan,kötülük beklentisinde olup,felaketleştirenler,aşırı genelleştirip,kişiselleştirenler,ya hep ya hiç düşünce tarzında olanlar,kendisine olumsuz yüklemelerde bulunanlar,iyinin içinden kötüyü cımbızlayanlar,gelecekten .umutsuz olanların daha fazla risk taşıdığı söylenilebilir.

Tedaviye gelince gerekliliğe göre Bilişsel Davranışçı Terapi,İlişki odaklı terapi,Dinamik psikoterapi,Çift terapisi uygulanabilir.Yanısıra ilaç tedavisi , EKT ve Işık tedavisi gibi medikal tedavilerde gerektiğinde uygulanabilir.Son olarak yapılan çalışmalar çocuklarda ve gençlerde de depresyonun sanıldığından çok daha fazla olduğunu ancak atlandığı,ihmal edildiğini gösterirken yetişkinlerdekine benzer biçimde seyrettiğini,,kendine zarar verme ve intihar düşünceleri açısından dikkatli olunması gerektiği görülmektedir.


Ankara Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!