DİKKAT EKSİKLİĞİ (DEHB) HİPER AKTİVİTE BOZUKLUĞU TANISI VE AÇIKLAMALAR

Ülkemizde, Ön Eğitime “0-4 yaş” ve Okul Öncesi Eğitim’e yeterince önem verilmediği İlköğretim Çağında “7 yaş ve üstü” ; akranlarına/ yaşıtlarına göre geri olan çocuklarımız, ailelerince tespit edilememekte yada tespit edildiği halde ilerde sorun yaratacağı düşünülmediği yada engelli/ özürlü damgası yiyeceği, belki büyüyünce düzelir vb. gerekçelere sığınılarak; çocuğun DEHB durumu pek önemsenmemektedir.

Oysa, DEHB olan çocuklarımızın; engel durumları ne kadar erken yaşta tanılanır , tıbbi önlemler alınır ve gerekli eğitim verilirse; çocuğun ileri yaşamını o kadar olumlu etkilediği deneyimlerimle gözlenmiş ve uygulamalarda belirlenmiştir.. “Diğer değişle toplumumuzdaki engelli /özürlü sınıfına koyduğumuz engel türleri arasında ki: Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu “DEHB “, Özel Öğrenme Güçlüğü “ Disleksi”, Kekemelik, Konuşma Güçlüğü, Gecikmiş Konuşma, Eğitilebilir, Hafif Eğitilebilir,Otistiklerin bazıları vb. engellilerin büyük bölümü akranlarının çeşitli nedenlerle gerisinde kalmış çocuklarımızdır. Bu çocuklarımız Bireysel Eğitim Programı “ hazırlanarak gerekli “Destek Eğitimi” aldıklarında; süreç içinde akranları arasındaki geri kalmışlık daralıp azalacak; zamanla akranları seviyesine yaklaşacaklardır. Gerekli eğitim ve tıbbi önlemler “ilaçlı tedavi, terapi vb” alınmaması halinde, akranları arasındaki uçurum her geçen yıl artarak, sürekli birkaç yıl gerisinde kalmaya mahkum edileceklerdir. Bu gün MEB’ na bağlı Özel Eğitim Kurumları’ndan Engel Durumuna göre Sağlık Kurulu Raporu alınarak yada doğrudan Rehberlik Araştırma Merkezleri’ne başvurularak; “Özel Eğitim Değerlendirme Kurulu” kararlarıyla bu tür öğrencilerimize özel eğitim önerilmektedir. Ancak Disleksi “Özel Öğrenme Güçlüğü “, DEHB vb. engelli çocuklarımız için MEB tarafından Eğitim Programı düzenlenmediği gerekçesi ile RAPOR önerilmemektedir.” Özel Öğrenme Güçlüğü için eğitim program çalışmaları devam etmektedir”
Ben 2000 ve 2001 yıllardan beri görev yaptığım kurumlarda bu tür öğrencilerimizin “ Özellikle DEHB ve Disleksi” de tanısını yaparak; öğretmenlere ve ailelerine eğitim programı önerdim.Bu programlar sonucu bir çok çocuğumuz normal akranları seviyesine gelerek; topluma kazandırılmıştır.Eğitimin Temel İşlevlerinden biri de engelli olsun, olmasın ;” ülkemizdeki tüm bireyleri, yararlı bireyler olarak; topluma kazandırmak.” Değil midir?. Bu konuda bize program hazırlama görevi verildi de kaçtık mı?
573 Sayılı KHK, MEB tarafından düzenlenmek üzere İl Milli Eğitim Müdürlükleri’ ne gönderildiğinde, bu ana hatları ile verilmiş KHK’yı detaylı olarak hazırlamakla görevlendirildim. Komisyonlar Oluşturup, bu komisyonlarda görev alarak, çıkacak;” Özel Eğitim Kanunu’na “ katkıda bulunmak, benim gibi eğitim gönüllüsü ve sevdalısı biri için istekle katılıp, katkı sunacağı görevler ola gelmiştir. Bu görevimi layıklı ile yaptım. Düzenlenen 573, “Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği “ ve 5378-Özürlüler Hakkında bazı Kanun ve KHK’ lar vb Özürlüler Hakkında, mevzuat hükümlerinin düzenlenmesine vesile olmuştur. Ayrıca Eğitim Şurası İl ve Adana Bölge toplantılarında bile şura üyesi olarak yıllarca katılarak, severek katkı sundum. Eğitim ve Özel Eğitim, Okullarda Psikolojik Danışma Hizmetleri vb. konularda; öneri ve tavsiyelerde bulundum.
Bu yaşlarda “özelikle 4-7 yaş arası “çocuğunuz, verilen görev, ödev , etkinlik yada aktivitelerde “Yaşıtı olan çocuklar gibi yaşına uygun sorulan sorulara ve verilen komutlara” yeterince dikkat etmiyorsa, dikkatsizlik sonucu dikkati çabuk dağılıyorsa, dikkatini toplayamıyor yada toplamakta güçlükler yaşıyorsa, ayrıntılara dikkat etmiyorsa , derslerde konuyu, ders etkinliğini sevmiyor, yeterince dinlemiyor, dinlemezden geliyorsa, umursamıyor yada dikkat etme alışkanlığı olmaması sonucu, daha çok farklı şeylerle ilgileniyorlarsa, tahtadaki uzun bir yazı yada problemi deftere geçmekte zorlanıyorlarsa, tamamlayamıyorsa,sıklıkla hatalar yapıyorsa, öğrendiklerini çabuk unutuyor ve çoğu zaman unutkanlık sorunu yaşıyorsa; “Dikkat Dağınıklığı” sorunu bulunmaktadır.
Aşırı hareketlilik, yerinde durmama, kıpı kıpır, ele avuca sığmama, atak “ İsteklerini ve arzularını ve duygularını kontrol etme güçlüğü çeken, erteleyemeyen, her aklına geleni sonucunu düşünmeden yapan, sabırsız vb. davranışlar atak belrtileri.” çok aktif ve yaşından daha hareketli vb.davranışlar gösteriyorsa “Hiper Aktivite” yada Hiper aktif tanısını koyabiliriz Hiper Aktif Çocuklar, oyun oynarken yaşının üstünde bir performans gösterirler, çok hareketli durumları hemen göze çarpar. Diğer çocuklar belirli bir süre oyun oynadıktan sonra dinlenirken, bu çocuklar saatlerce oynamasına rağmen yorulmazlar. Oyunda sabırsızlıklar gösterirler, tahammülsüzdürler, bu nedenle arkadaşları ile sık sık anlaşmazlıklar yaşarlar, bazen kavga bile yaparlar. Daha sonraki durumlarda, bulundukları ortamlardaki eşyaları dağıtma, başkalarına ait eşyaları elinden almaya çalışmak, geç saatlere kadar uyumamak vb. olumsuz davranışları kazandıkları için akranları ile anlaşamaz ve misafirliklere bile kabul edilmezler. Ancak sevdikleri ortamlarda yoruluncaya kadar oynadıkları ve enerjilerini boşaltma olanağı buldukları durumlarda, o gece daha erken ve rahat uyudukları gözlenmiştir.
Ataklık ve aşırı hareketlilik biçiminde, her iki davranış biçiminin bir arada bulunduğu duruma Hiper Aktivite; Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite” Bozukluğunun her ikisinin bir arada bulunduğu “Daha doğrusu, Ataklık, Aşırı Hareketlilik, Dikkat Eksikliği üç davranşın bir arada bulunduğu duruma” Dikkat Eksikliği ve Hiper Aktivite Bozukluğu diyoruz. DEHB’ li çocuklar dikkatlerini yeterince toplayamadıkları, etkinlik ve derslere yeterince yoğunlaşamadıkları ve dikkat etmedikleri; hiperaktif durumlarına uygun Eğitim Programları, Etkinlik, aktivite, davranış eğitimi gerekirse ilaçlı tedavinin birlikte yürütüleceği vb. önlemler alınmadığı için “ Dikkat Dağınıklığı sonucu, Öğrenme Güçlükleri; buna bağlı olarak Derslerde Başarısızlık; Davranış Problemleri nedeni ile Disiplin Sorunları; “ vb. sorunlar yaşamaktadırlar. Yoksa eğitilebilir yada hafif eğitilebilir gibi Mental “Zihinsel “ durumdan kaynaklı bir öğrenme güçlüğü gibi bir sorunları bulunmamaktadır. Çocuklarımızın engel durumlarına uygun, “Gerekli Eğitim Programları” düzenlenip, uygulanmaması sonucu okul dışında ve okul ortamlarında sorunlar yaşarlar. Bu çocuklarımıza “Bu Çocuk Zaten Adam Olmaz” çevrece yapılan “tembel, başarısız yada yaramaz, haylaz, dikkatsiz vb.” nitelemeler, hep bu yanlışlıkların ve gerekli eğitimin verilmemesinin sonucudur. Durumlarına uygun program, etkinlik yada aktivitilere yönlendirilmesinden bile olumlu sonuçlar alınacağı düşünülmeden, gereksizce bu yakıştırmalar ile en kolaycı yol sürekli seçilmiş ancak durumlarına uygun “Bireysel Eğitim Programı “ uygulanması hiç mi hiç düşünülmemiştir..
DEHB olan çocuklarımız, küçük yaşlarda yukarda belirttiğimiz özelliklerinden dolayı arkadaş ilişkileri ve aile içinde yaşanan bazı sorunlardan dolayı fark edilseler bile pek önemsenmezler. “Yaramazlık yapıyor. Her çocuk yaramazdır. Her çocuk hareketlidir. Çünkü oyun çağındadır. Siz hiç çocuk olmadınız mı? Çevreme baktığımda herkesin çocuğu aynı davranışlarda bulunuyor. Oyun çağı geçince geçer vb. şeyler sığınarak, durumu geçiştirir ve normal karşılarlar. Ama bazı çocuklar için geçerli olan bu durumlar, DEHB olan çocuklarımız içinde genellenir. Hatta arkadaş anlaşmazlıkları sonucu çıkan aile kavga ve küsmelerine; akraba, komşu misafirliklerine gidememe vb. olumsuz durumlara bile katlanırlar. Ta ki okul çağına kadar, çocuk okula başlayınca eğitim sorunları da buna eklenip,öğretmenleri ve okul müdürünce birkaç defa okula çağrılmaları, hele, hele disiplin problemlerinin yanında derslerde başarısızlıklarında ortaya çıkması sonucu DEHB ‘in ailelerce önemli bir sorun olduğu anlaşılır ki bundan sonra alınacak önlemler ve verilecek eğitim güçleşmiş, Davranış Sorunları Uzman bir Psikiyatrist yada Psikolog’ dan, uzun süreli ilaçlı yada terapi yardımı yada her ikisini birlikte alacak; bir soruna dönüşmüştür. Kısacası geç kalınmıştır. Oysa ne kadar erken yaşta önlemler alınsa idi belki birkaç terapi seansı, kısa süreli ilaçlı tedavi yada Bireysel Eğitim Programı hazırlanarak verilecek 4-6 aylık bir eğitimle çocuk akranları seviyesine getirilerek, eğitime normal uyumu ve oryantasyonu sağlanmış olacaktı.
Bütün bu sorunları bilen öğretmenler ve anne-babalar çocuklarına olumlu yaklaşarak, onlarla empati kurarak, bu davranışları istemeden yaptıklarını ve anlayışla karşıladıklarını bilincinde olarak tutarlı davranıp, sorunlarını çözmelerine yardımcı olduklarında bile ; olumsuzlukları “Tutum,davranış” azalma gözlenmiştir. Özellikle, ortaya çıkan sorunlarına uygun ve bu sorunları ortadan kaldırıcı önlemler alınarak, gerekli davranış eğitimi verildiğinde; sorunlar ortadan kalkmaktadır.
Hele, hele çok küçük yaştan itibaren ailenin farkında olmadan verdiği yanlış eğitimden “Çocuğun problemlerini anlayamama ve onunla empati kuramamak; enerjisini boşaltmaya yardımcı olucu ortamlar hazırlamamak yada mevcut ortamlarda enerjisini boşaltmasına yardımcı olmamak; aile içinde alınan tutarsız ve ağır eğitim önlemleri, uygun olmayan disiplin yada cezalandırma yöntemlerine başvurmak, çocuk için gerekli özel süreler ayırmamak vb” olumsuz yaklaşımlar sonucu, davranış problemleri ortaya çıkan bu çocuklarımıza; çok erken yaşlarda sağlıklı ve DEHB durumuna uygun eğitim verildiğinde ileri yaşta sorunla karşılaşmamaktadır. Yaptığım araştırmalar, gözlemler eğitim uygulamalarından elde edilen sonuçlar ışığında, bu çocuklarımızda davranış bozukluğunun ortaya çıkmasının, bu duruma, öğrenme güçlükleri ve derslerde yetersizliklerin ve düşük başarı düzeyleri vb. sorunların da eşlik etmesinin en büyük nedenleri arasında, Ailede Verilen Yanlış ve Bilinçsiz Eğitim ve ilgisizlik yada yüksek düzeyde beklentilerin; eğitim-öğretim çağındaki çocuklarımızda ise buna ek olarak, öğretmen yada öğretmenlerden kaynaklı, “Okulda, sınıfta verilen eğitimin bireysel olmaması ve eğitimin çocuğun bireysel özellikleri ve performansına uygun düzenlenmemesi vb” yanlış eğitim gelmektedir. Eğitim ortamlarında, ailede; çocuğun bu olumsuzluklarının kendisinden kaynaklanmadığı, kendi elinde olmadığı, “Yaramazlık yapması bile beynin kimyasından yani hormonlardan kaynaklanan bir durum olduğu, bunun ilaçlı tedavi ile yada davranış terapisi sonucu giderilebileceği, ailelerce ve öğretmence; bilinmemektedir” Bu tür çocuklarımızda çok erken yaşlarda tıbbi yani ilaçlı tedavi, psikolojik terapi ve gerekli bireysel eğitim önlemleri, bilinçlice alınmadığı için “ yukarda belirtilen” bir çok olumsuz davranış problemleri ortaya çıkmaktadır. Çocuğun DEHB durumu ne kadar erken tanılanır ve gerekli bir çok önlem alınır ise “ DEHB Eğitim Programı yanında Psikoterapi Eğitimi, gerektiğinde İlaçlı Tedavi birlikte yürütüldüğünde “ olumlu sonuç alınmakta ve davranış problemleri artmadan çocuğun durumu süreç içinde düzelmektedir.
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu tanısı konulmuş çocuklarımız, eğitim-öğretim ortamlarında dikkatlerinin dağınık olması nedeniyle, ders aktivitelerine etkili ve sürekli katılamazlar, dikkat sürelerinin kısalığı ile ders etkinliğinin uzunluğu arasındaki çelişki ders etkinliklerinde konsantrasyon bozukluğuna ve seçici dikkat sürelerinin yetersiz oluşundan dolayı algılama güçlüklerine yol açar. Bunun sonucu ders sürelerinin ve öğretim etkinliklerinin, kendilerine göre ayarlanmaması sonucu; derslerde dikkatleri dağılarak, farklı şeylerle “ders dışı” yada dikkat çekici olumsuz davranışlarda bulunabilirler. Dolayısıyla bu durum derslerini de olumsuz etkiler.Dersleri günü gününe ve yeterli sürelerde” Dikkat dağınıklığı oranında ders saatleri parçalara bölünerek,dikkatlerini toplayacakları yeterli ve kısa süreler. tekrar egzersizlerine yer vererek, pekiştirici çalışmalar yapılırsa; yada Psikiyatrist kontrolünde dikkat toplayıcı ilaçlar ve psikologdan psikoterapi seansları ile durumlarına uygun özel eğitim ve olumlu davranış kazanılması konularında destek aldıklarında, dersler konusunda öğrenim güçlükleri çekmez , ilgisizlik,dikkatsizlik, unutkanlık vb. sorunlar da yaşamazlar..
DEHB’ li çocukları olan veliler, Psikiyatri Servislerine başvurularında genelde ilaç tedavisi ön plana alınır. Şayet Psikolog var ise Psikiyatri Servisi, ilaçlı tedavi yanında Psikolog’dan Psikoterapi alması önerisinde de bulunur. “Psikiyatrist arkadaşların özellikle Ergen Psikiyatristleri’nin, hasta sayılarının çokluğu ve işlerinin yoğunluğu nedeni ile terapiye “Psikoterapi” fazla süre ayıramazlar.”
Ben yılların verdiği deneyimlerime dayanarak DEHB’ li olup tedavi amaçlı gelen öğrencilerimi “İlk Değerlendirme-Kaba Değerlendirme, Performans Testleri” ve DEHB kuşkusu duyduğum öğrencilerin; anneleri ve sınıf öğretmenlerine aşağıdaki DEHB Testi’ni uygularım. Bazen tanılama güçlüğü çektiğim durumlarda “Depresyon Testi” de uygularım. Depresyon durumunun olmaması halinde DEHB tanısını çekinmeden belirlerim.
Bu testteki soru cümlelerine verilen yanıtlar “özellikle öğretmen ve velinin örtüşen sorunları “ ışığında eğitim önerisinde bulunurum.Ancak bu eğitim önerilerinin sonuçlarının sürekli değerlendirilmesi gerekmektedir. Burada gerek öğretmen, gerekse velinin dikkat etmesi gereken husus:Anne-Baba ve Öğretmence Uygulanan Eğitim Programı’nın paralel yürütülmesi esas olmalıdır. “Diğer değişle eğitim programının uygulamasında, uygulayıcıların her hangi birinin çelişkili uygulamaları ilerde telafisi güç olan sorunlara yol açar.”
DEHB’ li Çocuklarımızın, ilaçlı tedaviden sonuç aldıkları saptanmış olmasına karşın, eğitim ve davranış sorunlarının çözümünde, ilaçlı tedaviden çok Psikolog tarafından,“Psikoterapi ve Davranış Eğitimi ”Özel Eğitimci tarafından verilen “Bireysel Eğitim Ağırlıklı Program=BEP “ eğitimden daha iyi sonuçlar alındığını, çalıştığım kurumlarda ve Özel Eğitim Kurumumuzda bizzat uygulamalar sonucu gözlemlemiş bulunmaktayım.
Ancak ülkemizde akranlarının gerisinde olan bireyler için Özel Eğitim kurumlarında eğitim programları bulunurken, DEHB ve Disleksi vb. Engel durumları ile ilgili Milli Eğitim Bakanlığı’nca bir program bulunmadığı için Rehberlik Araştırma Merkezleri bu tanıdaki çocuklarımıza özel eğitim önerememektedir.
Halil TÜRKMEN
PSİKOLOG


Gaziantep Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!