Özel Öğrenme Güçlüğü; zekası normal ya da normalin üstünde olan bireylerin, standart testlere göre yaş, zeka düzeyi ve aldığı eğitim göz önünde bulundurulduğunda okuma, matematik ve yazılı anlatım düzeyinin beklenenin önemli ölçüde altında olmasıyla tanısı konulan bir bozukluktur (APA 2001).

En geniş anlamıyla öğrenme güçlüğü, akıcı okuma ve okuduğunu anlama, matematiksel ifadeleri algılamada güçlük ve muhakeme becerisi gereken konularda yetersiz kalma gibi durumlarla kendisini gösteren nörolojik temelli bir bozukluktur. Nedenleri tam olarak bilinmemekle birlikte bu konuyla ilgili ileri sürülen pek çok fikir vardır. Bu fikirler içerisinde en çok duyduğumuz; çocukların gelişimlerinin herhangi bir döneminde ancak özellikle de erken çocukluk dönemlerinde beyin fonksiyonlarını etkileyebilecek olumsuz bir sürecin yaşanmasıdır.

Peki disleksi nasıl fark edilir? Disleksinin belirtileri okul öncesi dönem ve okul döneminde farklılıklar gösterir. Özellikle okul öncesi dönemi çocukları için dikkat edilmesi gerekenler; kavram öğretimi esansında öğretilmiş olan kavramları (şekiller, sayılar…) hatırlamakta güçlük çekmek, verilen yönergeleri sırayla alıp o sıra doğrultusunda uygulamakta güçlük çekmek, benzer şekilleri ayırt edemeyip karıştırmak, kopya etmekte güçlük çekmek, uzun süreli hafızada bilgi tutmakta güçlük çekmek, aktivite esnasında beklenenden daha yavaş bir tepkiyle aktiviteleri uygulamak ve ailede disleksi tanısı almış bireylerin bulunmasıdır.

Okul yıllarında görülen belirtiler ise; harfleri, sesleri, heceleri ve kelimeleri öğrenmede zorluk ve okuyup yazarken karıştırmalar görülmesi (d-b, m-n, a-e, s-z…) , kelimeleri hecelere ayırmakta güçlük çekmek, harfleri sıralamakta güçlük çekmek, harf atlayarak okumak, daha önce sıklıkla duymadığı kelimeleri telaffuz etmekte güçlük çekmek, satır takip etmekte güçlük çekmektir.

Tüm bu sebeplerden dolayı da disleksili çocukların okula olan bağlılıkları azalmakta ve dolayısıyla da okulla olan ilişkileri giderek son bulma noktasına gelmektedir. Özellikle okul çağındaki çocuklarda; ödevlerin çok uzun ve sancılı süreçlerle tamamlanması, organize olamama, zamanı yetiştirememek, yaşadığı zorluklardan dolayı özgüven problemleri ya da öfke kontrol problemleri ve zamanla okula gitmek istememe gibi problemler sıklıkla görülmektedir.

Bu durumlarda ailelerin ve öğretmenlerin dikkat etmesi gerekenler; disleksili bireylerin güçlü ve zayıf yönleri fark edilmeli ve güçlü yönlerinden destek alınarak zayıf yönleri üzerinde çalışmalar yapılmalıdır. Zaman kullanımı konusunda planlama yapabilmeleri için desteklenmelidirler. Yaşadıkları problemlerin doğası anlatılmalıdır. Çünkü disleksili bireyler kendilerinde bulunan farklılığın farkındadır ancak nedenlendirme konusunda bilgileri yetersizdir. İstenmeyen olumsuz tutum ve davranışlardan onları korumak için çevrelerindeki bireyler disleksi konusunda bilinçlendirilmelidir. Hayatlarında başarı kavramının sadece akademik başarıyla gerçekleşmediğini görebilmeleri ve sosyal hayatlarını destekleyebilmek için, çocuğun beceri ve özelliklerine uygun sanata ya da spora yönlendirilmelidir. Disleksili bireylerle konuşurken olumlu noktalarına odaklanıp onları yüreklendirmek gerekir. Çocuğun gelişimi kendi içinde karşılaştırılarak ve mutlaka öğretmen veli işbirliğinde yakından takip edilmelidir.

Tüm bunlara ek olarak disleksi tanısı almış bütün çocukların devlet tarafından verilen yasal hakları bulunmaktadır. Bu haklar; zihinsel yetersizlikleri olmadığı için güçlük çektiği alanlara yönelik okul tarafından eğitim programları (BEP) hazırlanması, öğrencinin sınav esnasında ihtiyaç halinde okutman/yazman desteği alınması, fazladan süre verilmesi ya da bireysel sınav yapılmasıdır.


İzmir Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!