Sizinle birlikte yaşayan iki farklı kişilik yapınızın olduğunu düşünün. Birisi karpuz severken diğer nefret etmekte, birisi sol el kullanırken diğeri sağ el kullanmakta. Garip geliyor olmalı. Daha ileri gideceksek bu iki farklı kişiliğinde farklı derece reçeteli gözlük kullandığını hayal edin ya da farklı maddelere alerjileri olduğunu ! Ancak hepsi aslında sizsiniz. Bu kişilikler içinizde. Tüm bunlar garip gelse de bu deneyimleri yaşayan insanlar bulunmakta ve bu kişiler dissosiyatif kimlik bozukluğu tanısı almaktadırlar. Peki nedir dissosiyatif kimlik bozukluğu?

DSM-5’e göre kişinin en az 2 tane birbirinden ayrı kişiliklere (alterlere), farklı oluşlara, düşünce, duygu ve davranışlara sahip olması gerekir. Ayrıca bu alt kişiliklerin birbirinden habersiz olmaları ve farklı zamanlarda belirmeleri gerekmektedir. Örneğin kişi polene alerjisi olan kişiliğin etkisindeyse, aktiviteleri o kişilik etkileyecektir. Çimenlerden ve ağaçlıklardan uzak durmaya çalışacaktır. Ancak daha sonra kendisine bu durum anlatıldığında anlam vermekte güçlük çekecektir. Dissosiyatif kimlik bozukluğu kişilere hayatlarında büyük zorluklar yaşatmaktadır. Sayısalcılardan hoşlanan bir alt kişilik yüzünden, sosyal bilimci kocanızdan ayrılabilir mühendis biriyle evlenebilirsiniz.

Tüm bu kurgusal örnekleri bir kenara bırakıp 1999 yılında hastaneye vajinusmus şikayetiyle başvuran ardından major depresif tanısı alan ve son olarak yatırıldığı hastanede dissosiyatif kimlik bozukluğu olduğu anlaşılan bir hastanın anlattıklarına bakalım. N. hanımın aktardıkları şu şekilde; “Televizyon izlemeye başlıyorum. Bir anda kendime geldiğimde filmin bitmiş olduğunu, başka bir filmin başladığını hayretle fark ediyorum. Günümü nasıl geçiriyorum, bilmiyorum. Geçen gün dışarı çıkıp bir arkadaşımı ziyaret etmişim. Bana bunu söylediğinde şaşırdım. Çünkü buna ait hiçbir şey hatırlamıyordum.”

“İçimde bana ait olmayan, beni yönlendiren sesler var. Hatta bunlardan birini gayet iyi ayırt ediyorum. Bir erkek sesi. Zaman zaman o sesin etkisiyle daha erkeksi konuşuyor, bir erkek gibi davranıyorum.” Eşiyle cinsel ilişki sırasında neler yaşadığını ise şöyle anlatıyordu: “Çok net hatırlamıyorum. Ama içime bir korku girdiğini, eşimi geri ittiğimi hayal meyal anımsıyorum. O sırada asla o zamana kadar hissetmediğim kadar güçlü hissediyorum kendimi ve kaskatı oluyorum. ”. Eşi, N. Hanımın cinsel ilişki sırasında çok kabalaştığını, adeta kendisine öfkeyle bakan bir erkeğe döndüğünü anlatıyormuş. Aynı zamanda görsel varsanılar tanımlıyordu: “Casper benzeri yaratıklar var evde. Kapının üstünde. Bazen benimle oyun oynuyorlar. Bana şaka yapıyorlar. Bazı eşyalarımı saklıyorlar.”

Belirtilerin dışında dissosiyatif kimlik bozukluğunun hangi durumlarda daha sık görüldüğüne bakarsak, kadınlarda erkeklerden daha fazla görüldüğünü söyleyebiliriz. Ayrıca başlangıç yaşı çocukluk olarak belirtilmiştir. DSM’de tanımlanmış olmasına karşın çok az görülmesi bir bozukluk olarak kabul edilmesini tartışmalı duruma getirmektedir.

Kaynaklar

Kuşkanmaz, E ve Şar, V. (2000). Vajinismus ile başvuran bir dissosiyatif kimlik bozukluğu vakası ve psikoterapisi. Anadolu Psikiyatri Dergisi 2000; 1(1):48-57

Kring, A.M., Johnson, S. L., Davison, G., Neale, J. (2015). Anormal Psikoloji.(M. Şahin, Çev.). Ankara : Nobel Akademik Yayıncılık. (Orijinal çalışma basım tarihi :2014)


Bursa Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!