Her pazartesi bizim için yeni bir başlangıçtır. Kendimize sözler veririz, hedefler belirleriz. Pazar akşamı kimimiz bütün hafta yapılacak işleri düşünür kimimiz de önümüzdeki erken uyanılması gereken beş günü… Ama büyük çoğumuz için ortak bir anlamı vardır pazartesilerin: Pazar en sevdiğimiz yiyeceği büyük bir iştahla yeriz, gülümseriz ve ‘’ Evet yarın diyete başlıyorum.’’ deriz.

Peki diyet yapmak bizim için neden bu kadar önemlidir? Zayıflamak herkes için farklı anlamlar ifade eder. Bazıları zayıflayınca daha güzel görüneceğine inanır bazıları iradesini eşine dostuna en önemlisi kendisine kanıtlamak ister. Sadece sağlık için kilo vermeliyim diyenlerin sayısı da oldukça fazladır. Cevabımız ne olursa olsun o cevap aslında bizim amacımız ve bizim için diyetin anlamıdır. Diyet nedir? Dolabımızın bir köşesinde kalmış atmaya kıyamadığımız ve çok sevdiğimiz pantolonu yeniden giyebilmektir! Amacımızı belirledikten sonra sıra ne yapacağımız sorusuna gelir ama önce ne yapmamalıyız, ona cevap arayalım. Genelde ilk yapılan internetten popüler diyetleri araştırmak olur. Bu diyetler herkes için ortak planlanmış, çok düşük kalori içeren ve ne yazık ki sağlığımızı ciddi şekilde tehdit eden diyetlerdir. Dünyada kilo problemi olan her insanın problemin derecesine bakılmaksızın sabah ,öğle ve akşam aynı yemekleri aynı ölçülerde yemesi oldukça yanlıştır. Gün içinde uyku saatlerimiz, yemeğe ayırdığımız vakit, işimiz, çevremiz, alışkanlıklarımız, aktivite düzeyimiz, ruh halimiz farklılıklar gösterir. Bu kadar sosyal farklılığa bir de boyumuz, kilomuz gibi fiziksel özelliklerimiz ve sağlık durumumuz, kan değerlerimiz gibi biyolojik özellikler de eklenince diyetin kişiye özel bir diyetisyenle birlikte planlanması gerçeği ortaya çıkar.

Alışkanlıkları değiştirmek çok zordur. Beslenme konusunda da durum farklı değil ama yapacağımız küçük değişiklikler başta bizi zorlasa da sonuçları görmeye başlayınca olmazsa olmazlarımız arasında yer alacaktır. Gelelim yapılması gerekenlere:

Spor; kendimiz için yapabileceğimiz istersek eşimizi, arkadaşımızı ya da komşumuzu da dahil edebileceğimiz aktivitelerdir. Kuşkusuz en ekonomik ve kolay spor yürüyüştür. Her gün 45 dakika yapılan düzenli yürüyüşler metabolizmayı hızlandırır ve kilo vermeye yardımcı olur. Ancak unutulmaması gereken nokta spora aç olarak gitmemektir. Kahvaltıdan iki saat sonra ya da bir bardak süt tükettikten yarım saat sonra yapılan yürüyüşler kan şekerinizin ani düşmesini engeller ve daha sürdürülebilirdir.

Günde 8-10 bardak su tüketmeliyiz. Unutulmamalıdır ki çay, kahve , meyve suları su yerine geçmez. Eğer gün içinde ne kadar su tükettiğimizi bilmiyorsak veya su içmeyi unutuyorsak yarım litrelik dört küçük şişe hazırlayıp görebileceğimiz bir yere koyabilir, gideceğimiz yerlere kolaylıkla şişelerden birini de götürebiliriz.

Pastalar, börekler, çikolatalar hepsi gerçekten çok lezzetliler. Buzdolabımızda böyle göz alıcı yiyecekler varsa biz de acıkmışsak, canımız sıkılmışsa ya da çok mutluysak bize eşlik edebilecek dostlar gibi görünebilirler. Ama karşı koymanın çok kolay bir yolu var: Evimizde hiç bulundurmamak! Bu mümkün değilse tercihimizi gerçek dostlardan yana kullanmak.

Tüketeceğiniz bir orta boy elma, bol yeşillikli bir salata ilk başta kocaman çikolatalı bir pastanın yerini tutmasa da sonuçları almaya başlayınca gerçekten vazgeçilmez olacaklardır. Günde beş porsiyon meyve ve sebze tüketmek hem iştah hem de kilo kontrolünde en büyük yardımcılarımızdandır.

Ekmek tercihimizi beyaz ekmek yerine tam tahıllı ekmekten yana kullanmak da oldukça önemli bir ayrıntıdır. Kan şekerini beyaz ekmeğe göre daha yavaş yükselten tam tahıllı ekmekler kalp damar hastalıkları, diyabet gibi hastalıklardan korunmamızı sağlayan posadan da zengindirler. Alışverişte lezzetli görünen yerine sağlıklı olanı seçmek ve kendimiz için bir şeyler yapmak hiç de zor değil. Bugün bakkalda ‘’bir ekmek alabilir miyim? ‘’ yerine ‘’ tam tahıllı bir ekmek alabilir miyim ?’’ sorusuyla başlayabilirsiniz.

Sağlıklı günler dilerim.

DİYETİSYEN NURTEN ÇETİN


Bursa Diyetisyen uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!