Doğum zamanı yaklaştıkça anne adayları için zaman geçmez olur. Heyecanla beklerler hem korktukları, hem de bir an evvel gelmesini istedikleri bu zamanı. Doğum eylemini neyin başlattığı halen tam olarak bilinmemektedir.

Anne olacakların iki belirtiye dikkat etmeleri gerekli: düzenli ve gittikçe şiddetlenen kasılmalar ve suyun gelmesi. Bunlar doğumun iyice yaklaştığının kesin belirtileridir. Halk arasında nişan denilen hafif kanlı bir mukus salgısının da gelmesi kesin olmamakla beraber doğumun yaklaştığının habercisi olabilir.
Rahim Kaslarının Çalışması
Doğumdan birkaç hafta evvel bazı kasılmalar hissedilebilir. Bunlar bebeğin doğum kanalına inip, yerleşmesine bağlı gelişen hafif kasılmalardır. Bu hafif ve düzensiz kasılmalarla bebeğiniz doğum kanalında doğum eylemi için optimum pozisyonu alır. Bu kasımalar doğumun yaklaştığının habercisi sayılmazlar.
Rahimde hissedilen kasılmalar şiddetliyse (yani genelde şiddetli adet sancıları şeklinde hissedilir) ve düzenli aralıklarla hissediliyorsa, doğum eylemi başlamış demektir. Bu tür kasılmalar gittikçe şiddetlenen ve her seferinde daha uzun süren karakterdedir.
Genelde 30 dakikalık aralıklarla başlar ve gittikçe bu aralık daralır. Bazı tecrübelere göre gerçekten şiddetli hissedilen kasılmalar rahim ağzının açıldığının işaretidir. Bu tür kasılmalar sürekli devam eder. Kasılmalar her 10 dakikada bir gelmeye başlamışsa artık doğum eylemi iyice yaklaşmıştır.
Suyun gelmesi
Bazen doğum suyun gelmesi ile başlayabilir. Bir litreye kadar amniyon sıvısı akabilir. Bu sıvı genelde renksiz ve kokusuzdur. Suyun rengine bakmakta fayda vardır. Sıvının yeşilimsi olması bebeğin içerde stres yaşadığının habercisi olabilir. Amniyon sıvısı birden şiddetli de gelebilir, damla damla da gelebilir.
Bu hallerde hamilenin uzman tarafından değerlendirilmesi gerekir. Suyun gelmesinden sonra bebeğin karında kalacağı süre kısıtlıdır . Eğe normal doğum amaçlanıyorsa su geldikten sonra 24 an fazla 48 saat içinde doğumum gerçekleşmesi beklenir. Eğer doğum kendiliğinden gerçekleşmezse müdahale gerekebilir, doğum başlatılır.
Nişan gelmesi
Nişan denilen mukus, rahim ağzını kapar ve hamileliğin 9 ayı boyunca bebeği dışarıdan gelen enfeksiyonlara karşı korur. Nişanın gelmesi rahim ağzının harekete geçmesi demektir. Bu mukuslu tıkaç açık kahverengi, pembe veya hafif kanlı olabilir. Nişanın gelmesi doğum eyleminin iyice yaklaştığını gösterir ama kesin belirtilerden sayılmaz. Çünkü doğumdan 3-4 gün evvel de gelebilir.
Çoğu bebek verilen tarihten sonra doğar.
Sabırsızlıkla beklediğiniz doğum günü geldi ve sizde hala hiçbir kıpırtı yok. Hiç endişelenmeyin. Normal doğumlarda bebek verilen tarihten iki hafta evvel veya sonra dünyaya gelebilir. Tahmin edilen tarihten sonra doktor muayeneleri daha sıklaştırılır. Bebeğiniz daha sıkı takibe alınır. Normal şartlarda her iki günde bir muayene gerçekleşir.
En önemli nokta plasentanın bebeği ne kadar iyi besleyebildiğidir. Bebek büyüyüp olgunlaştıkça plasenta yaşlanır. Muayenede ilk etapta bebeğin kalp atışları CTG denilen (Kardiyo-Tokografi) cihazlarla ölçülür. Rahim ağzının açık olup olmadığı da kontrol edilir. CTG’de anormallik saptanırsa doppler ultrasonla muayeneye başvurulur.
Bu ultrason cihazıyla bebeğin kan dolaşımı renkli ve detaylı izlenebilir. Bu sayede bebek veya annenin kan dolaşımında bir problem olup olmadığı ayrıntılı olarak değerlendirilebilir. Plasentanın fonksiyonlarını değerlendirmek için kan gazı analizleri yapılır.
Bebek verilen tarihten sonra sağlıklı büyümesini devam ettiriyorsa 10-14 gün sonra doğumu başlatmak için veya gerekirse sezaryen için karar verilir.
Doğumu İlaçla Başlatmak
Bazı durumlarda doğumu ilaçla başlatmak gerekebilir. Bu durumlar:
. Fetus iyi beslenemiyorsa
. Annede bir takım komplikasyonlar oluşmuşsa (Gestoz veya hamilelik diyabeti gibi) . Annede doğal yollarla kasılmalar oluşmamışsa veya kasılmalar çok zayıfsa,
. Kasılmalar çok uzun zamandır devam ediyorsa ve anne güçsüz duruma düşmüşse, . Doğum zamanı çoktan geçmişse.
. Doğum eylemini başlatmak demek; kasılmaları sağlayacak ilacı vermek veya amniyon kesesini manuel delmekle doğumu hızlandırmak demektir. . Bu işlemlerden sonra annenin ve bebeğin devamlı doktor kontrolünde olması gerekir.
Doğumun evreleri
Doğum fizyolojik olarak üç evreden oluşur:
1. Evre: Kasılan rahim duvarları rahim ağzını yukarı çeker. Rahim ağzı kanalı (Servix) normal şartlarda yaklaşık 2-3 cm uzunluğunda bir kanaldır ve rahim ağzıyla (Portio) ile sonlanır. Rahim ağzı kasılmalar eşliğinde ve yardımıyla gittikçe açılır, 10 cm’ye ulaşana kadar açılır. İkinci veya daha çok kez doğum yapmış olanlarda rahim ağzının silinme ve açılması aynı anda gerçekleşebilir.
Açılma evresi ilk defa doğum yapanlarda normalde 8 ile 14 saat arası devam eder. Bazen daha da uzun sürebilir. İkinci doğumda bu süre 2 ile 8 saate kadar kısalabilir. Bu sürede yürüyüş yapmak faydalı olabilir. Ama tabi anne adayı kendini hangi pozisyonda rahat hissediyorsa o seçilebilir.
Rahim ağzı tamamen silinmiş ve açılmışsa artık bebeğin doğma zamanı gelmiştir. İkinci evre başlar.
2. Evre: Bebeğin çıkma evresi, Bu evrenin başlangıcında anne adayı yeni bir ağrı hissedebilir. After bölgesinde kuvvetli bir bası hissi olabilir bu. Artık doğum sandalyesine yerleşmenin zamanı gelmiştir. İç güdüsel olarak hissedilen ıkınma isteği gerçekleştirilmeli ve doktor veya ebenin de talimatıyla kuvvetlice ıkınılmalıdır. Bebek de doğuma yardımcı olan pozisyonu almıştır ve başının arkasıyla çıkışa ulaşmıştır.
Bebeğin başı çıkışa ulaştığında doktorun da talimatıyla ıkınma işlemine son verilmelidir. Bu esnada perinede yırtıkların oluşmasını engellemek için ve doğum işleminin daha kolay gerçekleşebilmesi için epizyo açılabilir. Bebeğin yüzü arkaya bakacak şekilde başı çıkar ilk olarak. İlk iş merakla önce sola sonra sağa bakar. Sonraki kasılmada omuzlarda çıkar ve minicik vücudunun geri kalan kısmı kayarcasına ayrılır annesinin bedeninden. Bebek doğmuştur.
İlk iş bebeğin kordonu kesilir ve annenin kucağına verilir. Bebek soğuğa karşı hemen sarılır. Hissedilen acılar, sancılar hiç yaşanmamış gibi yerini sonsuz bir mutluluk alır. Hatta bebek annenin memesini arıyor bile olabilir. Doğumdan sonraki bu ilk dakikalar anne, baba ve bebeğin bir aile olarak yaşayabilecekleri en güzel anlardandır. Mutlak tadına varılmalıdır.
3. Evre: Doğum sonrası evresi, anne ve bebek beraber geçirdikleri ilk dakikalardan sonra hissedilen son sancı eşliğinde plasenta da vücut dışına atılır. Plasenta yaklaşık olarak büyükçe bir tabak büyüklüğünde 2-3 cm kalınlığındadır. Plasenta dışarı atıldıktan sonra dikkatlice kontrol edilir. İçeride parça kalıp kalmadığına bakılır. Plasenta çıktıktan sonra hissedilen sancılarla rahim kasılır ve biraz küçülür. Bu kanamanın azalmasını sağlar. Bu sancılar anneler tarafından pek de hissedilmez.
Anne ne kadar yorgun da olsa yaşanan heyecan ve mutluluk sayesinde kolay kolay uyuyamaz.
Doğal Ağrı Azaltıcı Metotlar
Doğum sancılarını azaltmada en etkili ve kolay metot harekettir. Kalçayı hareket ettirecek hareketler sancının en yüksek noktalarında fazla gergin olmamanızı sağlar ve bu sayede rahim ağzı daha rahat açılabilir. Ayakta durmak da bebeğin başının aşağı doğru yapacağı baskı nedeniyle açılma evresini kısaltabilir. Sancılar esnasında kendini fazla sıkmamak rahat bırakmak sancıların amacına ulaşmasını kolaylaştırır.
Krampları Çözen İlaçlar ve Ağrı Kesiciler
Doğumun ilk evrelerinde rahim ağzının fazla gergin olduğu ve doğum için gerektiği şekilde açılmadığı tespit edilirse krampları çözecek nitelikte ilaçlar verilebilir (örneğin Buscopan). Bu tür ilaçlar düz kasları gevşeterek rahim ağzının daha kolay açılmasını sağlarlar.
Doğum esnasında çoğu zaman spasmoanaljezik denilen kombinasyon ilaçlar kullanılabilir. Bunların hem spasmolitik yani krampları çözücü, hem de analjezik yani ağrı kesici etkileri vardır.
Epidural Anestezi
Çok sık kullanılan bu ağrı kesici metotta anestetik ilaç omurilik kanalına enjekte edilir. İğnenin yapıldığı yerden aşağıda olan bölgelerin ağrı sinirleri bloke edilir. Yapılan ilk iğneyle o bölgeye bir kateter yerleştirilir. Doğumun ilerleyen safhalarında gerektiği zaman bu kateter yardımıyla anestezik ilaç şırınga edilir.
Bu işlem için anne adayı oturur konumda ve öne doğru eğilerek, bir süre hareketsiz durmak zorundadır. Pek ağrı veren bir işlem değildir.
Epidural anestezinin artıları: Anne adayının bilinci doğum esnasında tümüyle yerindedir fakat hiç acı hissetmez. Sadece sancıların geldiğini hisseder ve zamanı gelince ıkınarak doğum eylemine katkıda bulunur. Epidural anestezinin bebeğe de hiçbir zararı yoktur.
Epidural anestezinin zararları: kateter her zaman iyi yerleştirilemez bu da sancıların tam olarak ortadan kaldırmaz. Diğer bir yan etki de sancılar bu işlem sonunda yok olabilir. Bu da doğum eylemini daha da uzatır. Böyle durumlarda suni sancı ilacı verilir. Bazı hamilelerde ani tansiyon düşmesi de yaşanabilir.
Bu durumda dolaşımı ayakta tutacak ilaçlar verilir. Korkulan bir diğer yan etki de epidural kateterin yanlış takılması sonucu verilen ilacın yukarı gitmesi ve anne adayında solunum sıkıntılarının oluşmasıdır. Bazı anne adayları baş ağrısı sıkıntısını da dile getirmişlerdir.
Yukarıda belirtilen yan etkiler oldukça ender yaşanmaktadır.

İstanbul Kadın Doğum uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!