Çiftlerin gebelikten korunmak amacıyla belli sürelerde uyguladıkları yöntemlere “kontrasepsiyon”, kalıcı yöntemlere ise“sterilizasyon” denilmektedir. Mevcut bütün yöntemlerin getirdiği avantajlar ve dezavantajlar vardır. Bu konuyla ilgilenen hekim, hastasının yaş, cinsel yaşam ve deneyim, çocuk sayısı, genel sağlık sorunları ve korunmak için istenen süre gibi özelliklerini dikkate alarak, yöntemlerin fayda ve risklerini anlatmalı ve bireye özel en uygun yöntemi birlikte belirtmelidir.

Kadın ömrünün yaklaşık yarısı (ortalama 15–45 yaş) üreme (doğurganlık) potansiyelinin olduğu yıllardır. Bu yaş grubundaki kadınların çoğunluğunun seksüel yaşamı aktiftir ve istenmeyen gebeliklere maruz kalabilirler. İstek dışı, plansız oluşan gebeliklerde pek çok kadın küretaja başvurmaktadır. KÜRETAJ İSE HER ZAMAN BELLİ BİR ÖLÇÜDE KOMPLİKASYONLARI OLAN BİR MÜDAHALEDİR VE ASLA BİR DOĞUM KONTROL YÖNTEMİ DEĞİLDİR!

Doğum kontrol yöntemlerinde ilk zamanlarda sterilizasyon (kısırlaştırma) ön planda iken, doğum kontrol haplarının uygun formülasyona getirilmesi, daha uygun spiraller, cilt altı implantları kontrasepsiyon yöntemlerini sterilizasyondan daha avantajlı duruma getirmiştir. Ancak uygun hastalarda sterilizasyon halen önemini korumaktadır. Tablo 1. de kullanılan gebelikten korunma yöntemleri ve başarı oranları her 100 kadında bir yıllık süre için verilmektedir. Tablodaki dikkat çekici nokta çiftin deneyim, dikkat ve motivasyonuna bağlı yöntemlerde başarının değişkenliğidir. Gebelik yüzdesi başarısızlık anlamına gelmektedir. Örneğin takvim yöntemi kullanan 100 kadının 9 ya da 19 tanesi bir yıl içinde gebe kalmakta yani korunmada başarısız olmaktadır.

YÖNTEMGEBELİK YÜZDESİ
Hiçbir yöntem kullanmayan% 85
Takvim yöntemi% 9 - 19
Withdrawal (geri çekme)% 4 - 24
Kondom% 2 - 16
Diyafram% 6 - 18
Servikal kap% 6 - 18
Spermisid% 3 - 30
Spiral (bakırlı)% 0,8 - 4
Spiral (progesteronlu)% 0.1
Doğum kontrol hapı (estrojen+progesteron)% 0,1 - 6
Doğum kontrol hapı (sadece progesteron)% 0,5 - 6
Depovera (depot MPA)% 0,3 - 0,4
Cilt altı implant% 0,04 - 0,05
Tüplerin bağlanması% 0,2 - 0,5
Vazektomi (erkek sperm kanalı bağlanması)% 0,1 - 0,2

Tablo 1. Çeşitli korunma yöntemleri ve gebelik yüzdeleri.

Takvim Yöntemi:

28–30 günlük düzenli menstrüel periodu olan kadınlarda ortalama 14. ve 15. gün ovulasyon (yumurtlama) olur. Yöntem bu esas üzerine adetin 11-17. günlerinde ilişkiden kaçınılarak uygulanır. Düzensiz periodu olanlarda, emzirenlerde, genç ve ilişki sayısı fazla çiftlerde uygun değildir. Eğer kadın erken ya da geç yumurtlar ise takvim yöntemi başarısız olabilir. Bir diğer sorunda normalden kısa siklusa sahip kadınlarda (23-24 günlük) yumurtlamanın ortalamadan daha erken olduğunun unutulmasıdır. Bu şekilde adet gören hastalarda yumurtlama genelde 9-10. günlerde olur. İyi kalitede spermler kadın tüplerinde ilişkiden 48 saat sonra hala bulunabildiğine göre adetin 7-8. günlerindeki ilişki sonrası bazı kadınların neden gebe kaldığına şaşırmamak gerekir. Takvim yönteminde gebe kalan kadınların çoğu adet sonrası-yumurtlama öncesi dönemde gebe kalır.

Geri çekme;

Tamamen deneyim gerektiren bir yöntemdir. Cinsel deneyimin az olduğu gençlerde ve yeni evli çiftler için uygun değildir. Boşalmadan önce penisin vajinadan çıkarılmasıdır. Ancak ejekulasyon (boşalma) öncesi penisten gelen prostatik salgıda canlı spermler gösterilmiştir. Bu yöntem cinsel ilişki deneyimi yüksek erkeklere veya gebe kalma oranı azalmış kadınlara önerilebilir. Her zaman başarısızlık riski olan bu yöntem aynı zamanda orgazm kalitesini de olumsuz etkilemektedir.

Kondom (prezervatif):

İlişkinin ilk aşamasından itibaren ve her defada prezervatif kullanımı yüksek bir başarı yüzdesi sağlarken, cinsel yolla bulaşan hastalıklar (HIV; HBs; Gonore; Klamidya vs.) ve rahim ağzı kanseri bu yöntemle çok daha az görülmektedir. 40 yaş üstü ve emziren kadınlarda çok daha başarılıdır. Kullanıma dikkat edildiğinde yüksek doğurganlık şansı olan genç grupta bile başarısızlık azdır. Kondom kullanan çiftlerin en sık yaptıkları hata kondomu geç takmaktır. Geç takılan kondomun başarısı geri çekme yöntemi ile neredeyse aynıdır. Kondomla korunan çiftlerin en sık yaptıkları ikinci hata, arada sırada da olsa takvim yöntemi gibi kadının adet dönemine göre korunmasız ilişkiye girmektir. Bu durumda takvim yönteminin başarısızlık ihtimali kadar bir o kadarda gebelik riski artar. Yani çift eğer her ilişkide ve ilişkinin başından itibaren prezervatif ile korunuyor ise %2 başarısızlık görülürken, arada takvim yöntemi uyguluyor veya prezervatifi geç takıyor ise başarısızlık yükselmektedir. Prezervatiflerdeki extra ibaresi genellikle prezervatifin sperm öldürücü bir sıvı ile kaplandığını gösterir. Bu tip prezervatiflerin koruma gücü daha yüksektir. Prezervatif kullanımında en çok sorulan soru prezervatifin yırtılması ya da içerde kalması durumunda ne yapılabileceğidir. Bu durumlarda vajinanın yıkanması, eğer kondom içerde ise çıkarılması ve ertesi sabah hapıkullanılması önerilir. Ertesi sabah hapı ancak düzenli adet gören kadınlarda adete bir haftadan az bir zaman kalmış ise uygulanmayabilir. Kadın prezervatifi vajinanın içine yerleştirilen prezervatiftir. Ülkemizde pek rağbet görmemiştir.

Diafram ve servikal kap:

Ülkemizde pek tanıdık olmayan bu yöntemler kadının kendi uygulamasını gerektirmekte bu da başarısızlığa neden olabilmektedir. Kadın ilişki öncesi rahim ağzına kapak benzeri bir aparat yerleştirir. Uygun kullanıcılarda kondoma benzer fayda ve riskleri vardır.

Spermisid (fitil, jel ve köpük):

Spermleri inaktive eden bu ürünlerin ilişkiden 30 dakika önce uygulanması gerekir. Her ilişkide tekrarlanmalıdır. Uygulama kolaylığı nedeniyle düzensiz cinsel yaşamı olanlarda kullanılabilir. Ancak başarı oranları sınırlıdır. Ayrıca vajinal rahatsızlık ve tahrişe neden olabilir.

Spiral bakırlı olanlar (Rahim içi araç):

Spiral, silikon gövdeye sarılan bakırın sperme toksik etkisi ve yabancı cisim etkisi nedeniyle döllenmiş yumurtanın rahim içine tutunmasını engeller. Yüksek koruma yüzdesi, uzun süreler kullanılabilirliği (3-5 yıl), istendiği zaman çıkarılabilmesi ve hemen gebelik elde edilebilmesi avantajlarıdır. İstenmeyen etkilere neden olabilir. Adet kanamalarını gün ve miktar olarak arttırabilir. Adet ağrısını arttırabilir. Yabancı cisim olması nedeniyle infeksiyon riski en yüksek yöntemlerden biridir. Çok uzun seneler (9-10 yıl) aynı spiralin taşınması infeksiyon riskini arttırır. Spiral zaman içinde bazen aşağıya doğru kayabilirler. Bu durumda koruyuculuğu şüphelidir.

Spiral taşıyan kadınlar eğer 10 günden uzun adet kanamaları olursa, adet gecikmeleri olursa, kötü kokulu akıntı ile beraber kasık ağrıları olursa doktora başvurmalıdırlar. Spiral ile gebe kalınabileceği unutulmamalıdır. Dahası spiral ile birlikte olan gebeliklerde gebeliğin dış gebelik olma ihtimali fazladır.

Çocuk doğurmamış kadınlarda uygulanmasının rölatif kontrendikasyonu vardır. Bunun sebebi spiralin ciddi infeksiyonlara neden olabilmesi, bu infeksiyonların tüplere hasar vererek kısırlığa neden olabilmesidir. Aynı risk çocuk doğurmuş kadınlar içinde geçerlidir. Ancak bu durumda hastanın en azından bir çocuğu vardır. Günümüzde mikro cerrahi tekniklerinin ilerlemesi, tüp bebek yöntemlerindeki gelişmeler spirale bağlı bu tür komplikasyon geliştiğinde hastanın yardımına koşmaktadır.

Progesteronlu spiral (hormonlu spiral):

Bakırlı spirallerin aşırı kanama yapabilmesi nedeniyle geliştirilen, pahalı ancak adet kanamalarını arttırmayan hatta çok azaltan bir spiral tipidir. Gövde kısmında, 5 yıl boyunca her gün belli bir miktar progesteron hormonunu rahim içine salan bir sistem bulunur. Hormonlu spiralin hormon etkisinin % 95 i rahim içinde sınırlı kalmakta kana ancak %5 lik bir kısmı karışmaktadır. Bu nedenle üretici firma tarafından lokal bir hormonal yöntem olarak sunulmaktadır. Bu spiralin en önemli yan etkisi kadında görülen adet kanamalarının tamamen kesilmesidir. Bu durum hasta tarafından menopoz benzeri olarak algılanmakta veya hasta adet olamadığı için rahatlayamayacağını düşünmektedir. Oysaki kadını rahatlatan adet kanaması değil kanındaki hormonal değişikliktir. Fakat kadınlar yıllarca adet öncesi gerginliklerini adet kanaması ile birlikte attıklarından kendilerini kanamanın rahatlattığını ve bunun azalmasının sıkıntı yaratacağını düşünürler. Hormonlu spirallerin diğer bir yan etkisi de 8-10 hastada bir görülen yumurtalık korpus luteum kistleridir. Bu kistler normalde 4-8 haftada kendiliğinden kaybolurken hormonlu spiral varlığında daha uzun süre hastayı rahatsız edebilirler. Genelde cerrahi gerektirmeden kaybolurlar

Doğum kontrol hapları (OKS):

Her yıl kadın fizyolojisine daha uygun haplar geliştirilmektedir. Hormonal korunma yöntemlerinin en eski üyesi olan haplar yumurtlamaya engel olarak koruma sağlarlar. Halkımızdaki en büyük endişe hapların hormon bozukluğu ve tüylenme yaptığıdır. Bu endişeler yersizdir çünkü tam aksine jinekolojide adet düzensizliği, hirşutizm (tüylenme), androjen fazlalığı (erkeklik hormonu) gibi durumlarda, ağrılı adetlerin tedavisinde, fazla kanamaların tedavisinde uygun doğum kontrol hapları etkin olarak kullanılmaktadır. Bir yıl ve daha fazla OKS kullanan kadınlarda rahim kanseri %50, yumurtalık kanseri %40 daha az görülmektedir. Doğum kontrol hapı kullanıcılarında rahim ağzı salgısı daha katı olduğu için rahim, tüp ve yumurtalık infeksiyonları daha az görülür. Hapların düzenli alımının zorluğu, göğüslere gerginlik, şişkinlik hissi, cinsel istekte azalma, yüzde güneş lekeleri ve ara kanamaları en sık görülen yan etkilerdir. Emziren kadınlarda özel bir tip OKS kullanılmalıdır. İleri yaş, obesite, ağır sigara içiciliği, damar tıkanıklığı öyküsü, aktif karaciğer hastalığı ve estrojene hassas tümör varlığında verilmemelidir. Genç, doğurganlığı yüksek, ilişki sıklığı fazla olanlarda uygundur. Cinsel deneyimi az, yeni evli çifte önerilecek en uygun yöntemlerden biridir.

Doğum kontrol hapları nasıl kullanılır?

Doktorunuz tarafından aksi önerilmedikçe hapları kullanmaya adetin ilk günü başlanır. İlaç aç ya da tok karına alınabilir. Günün hep aynı saatinde olmak üzere sabah, öğle, akşam ya da yatarken alınabilir. Düzenli kullanım koruyuculuğun azalmaması ve özellikle ara kanaması gibi yan etkilerin az görülmesi için çok önemlidir. Eğer hap saatinde alınmayı unutulursa hemen alınmalıdır. Hapın alım saatinden itibaren 12 saatten az bir zaman geçmiş ise genelde sorun olmaz. Ancak 12 saatten fazla bir zaman geçmiş ise unutulan hap ve o günün hapı birlikte alınır ama kalan günlerde ilacın koruyucu etkisine güvenilmez. Genelde monofazik denen haplar kullanılır. Monofazik demek her tabletin içinde aynı tip ve miktarda ilaç olduğu anlamına gelir. Oysa hastalar kutunun arkasında yer alan takvimi ve günleri görünce her günün ilacının değişik olduğunu düşünürler. Bu günler kullanıcıya kolaylık olması ve o gün ilacın alındığı ya da alınmadığının kolayca anlaşılması amacıyla tasarlanmıştır. Monofazik haplarda 21 tablet bulunur. Tabletler bitince 7 günlük ara verilir. Bu ara dönemin genelde 2-4. günlerinde kanama başlar. Doğum kontrol haplarıyla olan kanamalar genelde normal zamandakinden daha az ve daha ağrısız olur. Bazı kadınlar adetin azalmasından huzursuz olurlar ancak haplar bırakıldığında adet düzeni yine eski haline döner. OKS kullanırken 7 günü geçen kanama olursa, ara dönemde kanama olmazsa ya da vakitsiz kanama lekelenmeler olursa doktorunuzu arayınız. Hap kullanımının özellikle ilk aylarında bu tür düzensizlikler az değildir. Hapları en korkulan yan etkisi kanın koyulaşmasına bağlı bacak damarlarında tıkanıklıklar olmasıdır. O nedenle hap kullanırken bol yürüyüş yapılmalı, bol su içilmelidir. Eğer bacak yaralanması burkulması ya da kırılması gibi durumlar olursa hapa ara verilmeli ve doktora OKS kullandığınız söylenmelidir. Uzun süre hareketsiz kalmanız gereken durumlarda (ameliyat, kırık vb) yine haplara ara verilmelidir. Hap kullanırken bacaklarınızın arka adalelerinde nedensiz ağrı, şişlik olursa hemen doktorunuza danışmalısınız.

Aylık ya da 3 aylık injeksiyonlar:

Uzun etkili progesteron hormonunun kas içine injeksiyonu 1-3 aylık koruma sağlar. Kolaylığı, yüksek koruma yüzdesi, emziren kadınlarda verilebilmesi avantajları iken adet görememe, şişkinlik, akne, kilo alımı ve tüylenme en önemli dezavantajlarıdır. Kanımca hormonal yöntem seçilecek ise öncelikle doğum kontrol hapları tercih edilmeli, o olmuyor ise aylık iğneler en son üç aylık iğneler tercih edilmelidir. Üç aylık iğneler 5 aydan uzun süre adet gecikmesi yapabilirler.

İmplant sistemleri:

Hormonal yöntemlerden implantlar, silikon çubuklar içerisinde düzenli progesteron hormonu salan sistemlerdir. Ön kol cilt altına yerleştirilirler. 3 ila 5 yıla kadar kalabilirler. İnjeksiyonlara benzemekle beraber yan etki profilleri kontrollü salınım yaptıkları için daha iyidir.

Tüplerin bağlanması:

Kadın rahmine yumurtayı taşıyan iki yandaki iki tüpün bağlanması kalıcı korunma (sterilizasyon) sağlar. İşlem sezaryen sırasında, herhangi bir jinekolojik ameliyat sırasında yapılabileceği gibi laparoskopik yöntemle de tüplerin bağlanması kolayca gerçekleştirilebilir. İstendiği takdirde geri açılması mümkündür. Ancak tekrar ameliyat gerekir. 35 yaşını aşmış, ailesini tamamlamış kadınlarda düşünülebilir.

Vazektomi (erkek sperm kanallarının bağlanması):

Erkeklerin testislerinden sperm taşıyan kanalların bağlanmasıdır. Cinsel istek kaybı ya da hormon değişikliği yapmaz. Ancak kadın tüplerinin bağlanmasından farklı olarak işlemin tam koruma sağlaması için 1–2 ay beklemek gerekmekte ve maalesef bağlanan kanalı geri açmak mümkün olmamaktadır. Vazektomi sonrası çocuk isteği olduğunda tüp bebek işlemi yapılabilir.

Acil kontrasepsiyon: Korunmasız bir ilişki sonrası yapılabilecek uygulamaları kapsar. Özellikle tam ovulasyon (yumurtlama) zamanında oluşan ilişkilerden sonra vajinal duş yapılması, spermisid jel, köpük ya da fitil uygulaması ve yüksek doz estrojen içeren doğum kontrol hapının uygun sayı ve aralıkta verilmesi gebeliği önleyebilir. Korunmasız ilişkiden sonraki 5 gün içinde spiral uygulaması %98 oranında gebeliği önler.

Ertesi gün hapları (day after pill)

Tehlikeli günler denen yumurtlama zamanı civarında korunmasız ilişki sonrası yoğun içerikli doğum kontrol haplarının iki doz halinde alınması eğer henüz yumurtlama olmamış ise yumurtlamaya engel olarak gebeliği önler. Bu dozda verilen haplar aynı zamanda rahim içerisinin yapısını bozarak embriyonun rahim içerisine tutunmasını engeller. Dolayısıyla hem yumurtlama öncesi hemde yumurtlama sonrası etkilidir. Bu etki ilişkiden sonraki ilk 12 saatte kullanıldığında maksimumdur. Üçüncü günün sonlarına doğru etkinlik azalır. Eğer embriyo rahim içerisine tutunmuş ise işe yaramaz. Bu nedenle ertesi gün hapları korunmasız ilişkiyi takiben mümkün olduğunca erken alınmalıdır.

Sonuçta kullanılacak her yöntemin avantajları ve dezavantajları olduğu kesindir. Korunma yöntemi belirlenirken kadın her yönüyle değerlendirilmeli, cinsel ve bedensel sağlığına en uygun yöntem uygulanmalı ve yöntemin takibi mutlaka yapılmalıdır. Bu yöntemleri kullanan çiftlerin soruları ya da sorunları olabilir ya da uygulama hataları olabilir. Bunların yönteme özgü aralıklarla takip edilerek vaktinde giderilmesi her birinde oluşabilecek muhtemel gebelikleri ve komplikasyonları en aza indirecektir.


Ankara Kadın Doğum uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!