Düşünmek insanı diğer canlılardan ayıran en önemli özelliktir. Biliş, zihnimizde sürekli akmakta olan, olaylar karşısındaki düşüncelerimizi ifade eder. Yaşadıklarımızı, tanık olduklarımızı nasıl algıladığımız bilişlerimizi ifade eder. İnsan zihninde sürekli olarak düşünceler akar ve duygularımıza, davranışlarımıza yön verir. Daha önce de belirttiğim gibi, bugüne dek psikolojik danışmanlık ve psikoterapiyle ilgili pek çok bilimsel araştırmanın bize gösterdiği üzere düşüncelerimiz, duygularımızı; duygularımız da davranışlarımızı doğurur. Yani hem duygularımızın-hissettiklerimizin hem de davranışlarımızın kaynağı düşüncelerimizdir.

Düşüncelerimiz; kendimizi, çevremizi ve her şeyi nasıl algıladığımızı gösterir. Bu algılarımız aynı zamanda bizim bu dünyada ilerlediğimiz yolculuğumuzda pusulamız olur. Kendimizle ilgili düşüncelerimiz benlik algımızı oluşturur. Kendisiyle ilgili olumsuz- kötü düşüncelere sahip birisinin iyi şeyler yapabilmek adına adımlar atacak gücü bulamaması da buradan gelir. Çevremizi nasıl algıladığımız ise çevremize karşı düşüncelerimizi, beklentilerimizi dolayısıyla duygu ve davranışlarımızı etkiler. Çocukluğumuzdan itibaren yaşadıklarımız, ailemizden, öğretmenlerimizden, çevremizden öğrendiklerimiz bizim düşünce biçimimizi önemli ölçüde etkiler. Düşünce biçimimiz de hem vücut kimyamız hem de yaşadıklarımız üzerinde oldukça etkilidir. Örneğin sürekli olarak başına kötü şeyler geleceğini düşünen birisinin kendini kötü hissetmesi ve dolayısıyla kötü şeyler yaşaması olağandır. Çünkü bakış açımız düşüncelerimizle şekillenir. Olumsuzluklar üzerine yoğunlaşarak zihnimizi sürekli bunlarla meşgul edersek, kötü duygular hissetmemiz ve kötü sonuçlar doğuracak davranışlarda bulunmamız kaçınılmazdır. Elbette ki hayatta yaşadığımız her şeyi kontrol edebilme gücüne sahip değiliz. Çünkü bu dünyada tek başımıza değiliz. Dünyadaki yaşamı paylaştığımız milyonlarca canlı ve cansız uyaranla çevriliyiz. Burada aklımıza şöyle bir soru gelebilir: Eğer her şeyi kontrol etme gücüne sahip değilsek, kendi yaşamımızda başımıza gelen hiçbir şeyi değiştiremez miyiz? Yani rüzgarda savrulan bir kum tanesi gibi miyiz? Hayır! Değiliz! Dünyadaki her şeyi kontrol edemeyiz ancak kendi zihnimizden sorumluyuz ve düşüncelerimizi kontrol edebilir, değiştirebiliriz. Düşüncelerimizi değiştirmemiz ise duygularımızda ve davranışlarımızda değişimi beraberinde getirerek yaşantılarımızı değiştirmemizi sağlar. Bu da rüzgarda sürüklenen bir kum tanesinden çok farklı olduğumuzu, olabileceğimizi bize gösterir.

Tüm bunları anlatırken şunu da belirtmek de yarar var. Zihnimizdeki düşüncelerimizin, düşünce biçimimizin birden bire, çok kolay değişmesini beklemek elbette gerçekçi değildir. Ancak düşüncelerimizin nelere yol açtığını fark ederek bir adım atabiliriz. Her yolculuk önce tek bir adımla başlar. Farkındalık yine çokça duyduğunuz, okuduğunuz ve benim de söylediğim gibi bu konuda da ilk anahtarımız. Düşüncelerimizi değiştirebilmemiz için önce onların farkında olmamız gerekir. Bu güne dek hayatın koşuşturması, bir çok sorumluluk ve hızla akan zaman içerisinde kendi düşüncelerimizi fark etmek adına bir şeyler yapmamışsak bu konuda zorlanmamız çok doğal olacaktır. Ama korkmak, pes etmek, başaramayacağınızı düşünmek veya düşüncelerinizi fark etmenin etkisini reddetmek pozitif anlamda gelişebilmek adına atacağınız bu adımı engellemekten başka hiç bir işe yaramayacaktır. Zorlandığınızda özellikle bilişsel-davranışçı terapi yöntemleriyle çalışan bir uzmandan yardım almak oldukça yararlıdır. Çünkü Dr. Devid Burns 'ün "İyi Hissetmek" kitabında da belirttiği gibi bir çok bilimsel araştırmanın ve alanda yaptığımız çalışmaların da göstergesi bilişsel terapilerin pek çok ruhsal rahatsızlıkta (depresyon, kaygı vb.) ilaçlar kadar etkili olduğudur.

Son olarak başlıktaki sorumuzun yanıtına gelecek olursak ; hem evet hem de hayır. Düşüncelerimizin sadece düşünce olarak kalması ve hayatımızı olumsuz etkilememelerinin, bizim farkındalık pratiğimize bağlı olduğu bir gerçektir. Yani düşüncelerimiz başlangıçta sadece bir düşünce olarak yola çıkarlar. Ama onların olumsuz ve gerçekçi olmayanlarını yolda bırakıp sadece düşünce olarak kalmasına izin vermek; olumlu ve gerçekçi olanlarıyla yola devam ederek güzel duygu ve davranışlara dönüştürmek ( doğru metotlarla ) yapabileceklerimizin en önemlisidir.


İzmir Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!