Aile ortamının hastalığın gidişi üzerindeki etkisi ile duygu dışavurumu çalışmalarının başlaması hemen hemen eş zamanlıdır. Bu kavrama göre, hasta bireye karşı olumlu uyarılar koruyucu rol oynarken, düşmanca tutum, eleştirel yorumlar ve duygusal aşırı müdahale (yüksek duygu dışavurumu) alevlenmelere yol açar. Duygu dışavurumu konusunda etnik ya da kültürel farklılıklar söz konusu olabilir. Geniş ailede yaşıyor olmak hastanın sosyal geri çekilmesi ya da tuhaf davranışlarının daha iyi tolere edilmesinde etkili olabilir . Yazarlara göre yüksek duygu dışavurumuyla, akut alevlenme arasında neden-sonuç ilişkisi kurmak ya da sorunlu aile ile yüksek duygu dışavurumunu eş anlamlı kavramlar olarak kabul etmek doğru bir yaklaşım değildir. Benzer biçimde düşük duygu dışavurumu olan ailelerin; sorunlarıyla etkin biçimde başa çıkarak hastalığın yineleme riskini azaltan aileler olarak kabul edilmemeleri gerekir. Düşük duygu dışavurumu olan ailelerde hastanın kötüleştiği dönemlerde yüksek duygu dışavurumu gelişebilir. Aile üyelerinin zaman içinde tükenmeleri de eleştirel ya da aşırı müdahaleci tutumların ortadan kalkmasına yol açmış olabilir. Başka bir çalışmada ise şizofren hastalarda duygu dışavurumunun hastalık tekrarı ve aile işlevleriyle ilişkisi araştırılmış ve yüksek duygu dışavurumu olan grubun daha fazla alevlenme gösterdiği, aile işlevleri kötü olanlarda da alevlenmenin daha fazla olduğu ileri sürülmüştür.

Ne yapılabilir ?

Kronik psikiyatrik hastaların sosyal adaptasyonu ve ailelerine yönelik yapılan bir pilot çalışmada, sosyal grup aktivitelerinin, hasta ve yakınları arasında olumlu ilişkilerin gelişmesine yardım ettiğine işaret edilmiştir. Şizofren hastaların aile bireylerinde kontrol grubuna göre daha fazla ruhsal belirtiler olduğunu saptamışlardır. Ayrıca bu çalışmada sık alevlenme gösteren hastaların ailelerinde, daha az alevlenme gösterenlere göre daha fazla ruhsal belirti yaşandığı bildirilmiştir. Ruhsal hastalık ve aile sorunları birlikte ele alındığında hangisinin neden, hangisinin sonuç olduğu hakkında kesin bir kanıya varmak çok olası görünmemektedir. Kesin olan aile ve ruhsal hastalık arasında karşılıklı bir etkileşimin olduğudur. Bu nedenle süregen ve şiddetli ruhsal hastalıklarda aileye yönelik girişimler planlanarak, ailenin de tedavi sürecine katılımı sağlanmalıdır.


Bolu Psikiyatri uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!