Doğum Öncesi Dönem: Hamilelik, kadının hayatındaki benzersiz ve kritik bir dönemdir (Pines, 1972). Ancak, babanın çocuğuyla olan bağı da önemlidir. Çocuğun ilk evi annenin rahmidir. Çocuğun, iyi çevresel şartlarda gelişmesi, annenin bebeğine olan sıcak davranışları bebeğin sonraki gelişimi için önemlidir.
Doğmamış Bebekle Bağlanma: Hamilelerin, bebekleriyle bağ mı kurdukları yoksa onlara karşı sevgi mi duydukları tartışmalı bir konudur. Yine de, bunlar hamileler tarafından hissedilen duygulardır. 24 haftadan sonraki ölü doğumlar İngiltere'de ve Galler'de doğumların 0.5'ini oluşturmaktadır (Doğum İstatistikleri, 1998).Ebeveynler, bu kayıplardan sonra aylarca travmatik dönemler yaşayabilmektedirler.
Doğum: Çocuğun doğumuyla beraber, ebeveynlerin görevleri, rolleri, gelecekle ilgili meşguliyetleri radikal bir biçimde değişmektedir (Macfarlane, 1977; Etchegoyan, 2000). Ebeveynlerin sorumluluklarında ve rutinlerindeki değişimler ilişkilerini değiştirmektedir. Ebeveynin stresi, öfkesi bebeğin sağlığı ve iyi hali için bir yan etkidir. Annenin daha önce olan çocuğunun varlığı, yeni doğan bebeğiyle olan ilişkisini biçimlendirecek bir etkiye sahiptir.Doğumdan sonra, annenin progesteron ve ostrojen seviyesinin azalmasıyla beraber annede bir sıkıntı söz konusu olabilir ve bu da annelerin doğum sonrası depresyona girmelerine neden olabilir.
Bebekler, anneyle etkileşimlerinin sonuçlarında oluşan doğal olmayan bozulmalara karşı çok duyarlıdırlar. Bebeklerin mizaçları ebeveynin karakteri ile etkileşimine dayandırılmaktadır. Bebeğin ebeveyn ile eşleşen mizacı mutlu ve rahat bir ilişki sağlar. Thomas ve ark.(1968) New York örneklemindeki %10 bebeğin “zor” olduğunu bulgulamıştır. Ebeveynler, sonraki çocuklarının huysuz mizacından, rutinin değişmesine karşı dirençten ötürü bazen sinirlenip şaşkına dönerler. Bebeğin iki yaşıyla beraber, semptomların görünmesinden önce, klinik dikkat gerektiren davranış problemleri gösteren çocuklar zor mizaç özellikleri göstermektedir. New York araştırmasında, %15 bebeğin hareketlendirilip coşturulmada yavaş olduğu bulgulanmıştır. Bu bebeklerin yeni uyaranlara düşük yoğunlukta karşı olumsuz tepki ve tekrar eden temaslara karşı yavaş uyum gösterdikleri görülmüştür. Bu özellikteki çocuklar, zor mizaçlı çocuklardan uyaranlara karşı sakin bir gerçi çekilme göstermeleri bakımından ayrılmaktadır. Bu çocuklar, genellikle yoğun tepkiler, ağırlıklı olarak olumsuz ruh hali, düzensiz davranışlar göstermezler. Mizaç değişmez, yapılanamaz bir birim olarak görülmemelidir.Çocuk büyüdükçe ve çevrenin etkisiyle mizacı da farklı yönde şekillenebilir. Ebeveynin özelliklerine göre de zaman içinde mizaçta değişimler söz konusu olabilir


İstanbul Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!