ERGENLİK
Op.Dr.Kenan Ertopçu
William Shakespeare in Kış Masalı'nda bir çoban” Keşke 10 la 23 arasında hiçbir yaş olmasa ya da gençler aradaki yılları uyuyarak geçirseler. Çünkü aradaki dönemde genç kadınları gebe bırakmak, aile büyükleriyle ters düşmek, hırsızlık ve kavgadan başka hiçbir şey yoktur .” diyor.
Adolesan(ergenlik) çocukluktan erişkinliğe geçiş dönemi olarak tanımlanır. Bu dönemde adolesan(ergen) fiziksel büyüme ve gelişme, cinsel ve psiko-sosyal gelişme ile erişkinliğe geçmektedir. Bu dönemin özelliği çocukta, daha önceden olmayan bir takım değişikliklerin hem bedensel hem de ruhsal olarak ortaya çıkmasıdır.
Kızlar ergenlik dönemine erkeklerden yaklaşık iki yıl daha önce girerler.
Dünya Sağlık Örgütü; 10-19 yaş grubu arasını adolesan (ergenlik) dönem, 20-24 yaş grubunu gençlik dönemi ve 10-24 yaş grubunu ise genç insanlar olarak tanımlamaktadır Türkiye'de yaklaşık nüfusun % 20'si 20 yaş ve altındadır. Ülkemizdeki nüfus artış hızıyla ergenlerin 2025 te toplumumuzun %40 ını oluşturacağı beklenmektedir.
Dünya Sağlık Örgütü üreme sağlığını şöyle tanımlamaktadır; Yalnızca üreme sistemi işlevleri ve süreci ile ilgili hastalık ve sakatlığın olmaması değil, üremenin fiziksel, ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik hali içinde tamamlanmasıdır.
Ergenlik dönemi çok fazla psikososyal değişimin yaşandığı bir süreçtir.
Freud için ergenlik acı verici psikoseksüel çatışmaların yansıması, Erik Erikson için ise yaşamdaki en çalkantılı kimlik krizi dönemidir. Ergenlik dönemini üç ayrı süreçte inceleyebiliriz;
Erken Ergenlik Dönemi (12-14 yaşlar): Gençler bedenleri ile uğraşırlar, sürekli ayna karşısındadırlar. Kendi cinsleriyle kuvvetli arkadaş ilişkileri kurarlar. Soyut kavramları düşünebilirler. Gelecekle ilgili kaygılar duyarlar ve bu nedenle duygusal dalgalanmalar gösterirler. Ailelerin, öğretmenin ergene tutarlı biçimde sınır koyucu tutumları gençlerin endişelerini azaltacaktır. Adolesan öncesi dönemde cinsel kimlik, erkeklik ve kadınlık algısı gelişmiştir. Cinsellik hakkında arkadaşlardan, okuldan ve aileden alınan bilgiler ve mitler vardır. Erken adolesan dönemde kendisinin ve akranlarının vücutlarına merak, cinsel fanteziler ve masturbasyon başlar. Cinsel aktiviteler genellikle fiziksel değildir.
Orta Ergenlik Dönemi (15-18 yaşlar): Pubertal değişiklikler ve bilişsel gelişme tamamlanmıştır. Ergen genellemeler yapabilir, soyut düşünebilir, deneyimleri ile birleştirebileceği bir iç görü geliştirebilir. Karşı cinse ilgi duyar, arkadaşlıklar kurup tanımaya çalışır. Orta adolesan dönemde flört etme yaygındır. Koitus(cinsel ilişki)un eşlik ettiği veya etmediği ilişkiler yaşanabilir. Aileden ayrışma ve bağımsızlık kazanma çabaları yaşar, arkadaş gruplarına daha fazla önem verirler. Spor ve çeşitli sosyal etkinlikler, bu dönemde artmış olarak süren dürtüsel yoğunluğu yönlendirebilmeleri, dürtülerle baş etmede uygun yollar bulabilmeleri için ergenlere çok yardımcı olur.
Geç Ergenlik Dönemi (18 yaşın üstü): Ne kadar süreceği kişiden kişiye değişir. Geç ergenlik dönemi 24 yaşına kadar veya çok daha uzun yıllar sürebilir! Bu dönemin sonunda kendisinin kim olduğunu ve ne olacağı sorularına yanıt verebilecektir. Ergen yakın ilişkiler kurabilme, kendine iş ve eş seçebilme yetisini kazanmıştır. Geç adolesan dönemde fiziksel, sosyal ve yasal olgunlaşma tamamlanır. Cinsel davranışlar bireysel olmaktan çıkıp daha anlamlı ve paylaşılan ilişkiler haline dönüşebilir. Toplumda erişkin rolünü üstlenecek sorumluluğa sahip olmuştur.
Ben ondört yaşimdayken babam o kadar cahildi ki , yakinimda olmasina dayanamazdim ama yirmibirime geldiğimde öyle çok şey biliyordu ki , yedi yilda nasil öğrendiğine şaştim. Mark Twain
Çocukluk ile erişkinlik arasında bocalayan ergenler ve onların ebeveynleri normal ile anormali ayırt etme endişesi yaşarlar
Adolesan, gelişim sürecinde, aileye bağımlı durumdan bağımsız kişilik kazanmaya yönelir. Adolesanın bağımsız kimlik oluşturma çabaları, cinsiyet rollerindeki olası değişiklikler ve ebeveynlerin çözümlenmemiş ebeveyn-çocuk çatışmaları, bu dönemde anne ve babaların stresini arttırır.
Adolesan cinselliği, kendisi ile ilgili çözülmemiş sorunları olan erişkinler için çok daha fazla tehdit edici olabilir. Artan stres, ebeveynin özgüveni azaltarak daha düşüncesiz, tepkisel, aşırı kontrolcü ve katı olmalarına yol açabilir. Yüksek endişe düzeyi, iletişimin kesilmesine neden olabilir. Ebeveynin hiçbir kuralının ve disiplininin olmaması da tehlikelidir, disiplinin çok sıkı olduğu durumlarda olduğu gibi ergenin aşırı ve yanlış cinsel aktif davranış göstermesi ile sonuçlanabilir. Ergenlerin randevularını doğru denetleyebilen, makul sokağa çıkma saatleri belirleyebilen, kendi içinde tutarlı ebeveynlerin çocukları daha nadir sorumsuz cinsel davranışlar gösterirler. Birçok anne-baba, çocukları ile cinsellik konusunu konuşurken rahat olamadıkları için, hekimleri konunun açılmasını ve konuşulmasını sağlamalıdırlar. Ergenlerin büyük bir çoğunluğu hayatlarının bu döneminde riskli davranışlarının yaratacağı tehlikelerle karşı karşıya kalırlar. Ergenler sigara içmek ve korunmasız seks gibi birtakım riskli davranışların kendileri için olumsuz sonuçlar doğuracağını anlayabilirler, fakat onlar bedellerden çok zevklere değer verme eğilimindedirler. Genellikle ergenlerin dürtüsel davranışları 10 yaş civarında başlayarak ömür boyunca azalarak devam eder. Fakat heyecan aşkı 15 yaş civarında zirve yapar. Uyarım arayışı tehlikeli davranışlar kadar olumlu davranışlara da yol açabilir.Örneğin daha çok insanla tanışma güdüsü,daha geniş bir arkadaş çevresi olmasını sağlayabilir.Bu da ergeni daha sağlıklı,mutlu,güvende ve başarılı kılar.
Ergen beynindeki değişmelerin de onların davranış biçimlerinin nedenini açıklayabileceğini düşünebiliriz. ABD Ulusal Sağlık Enstitülerinin 1990 larda yetişen 100 den fazla genci izlediği projede ergen beyninin ilk ve tam taramaları yapıldı. Bu taramalarda beynimizin 12-25 yaş arasında önemli oranda yeniden düzenlendiği gösterildi. İnsan beyni 6 yaşına kadar tam boyutunun %90 ına ulaşıyor. Beyin ergenlik döneminde fazla büyümüyor, fakat bilgisayarların ağ ve kablo güncellemelerine benzer şekilde kapsamlı bir yeniden yapılanmadan geçiyor.1990 lardan beri yapılan görüntüleme çalışmaları,beyindeki fiziksel değişmelerin yavaş bir dalga halinde beynin arka kısmından (görme, hareket etme gibi temel işlevleri yöneten bölgeler),öne doğru (daha karmaşık düşünme sağlayan alanlar) ilerlediğini gösteriyor. Bunun sonucunda hafıza ve deneyimlerimizle kararlarımızı birleştirme becerilerimiz gelişiyor.Erişkinlerle karşılaştırıldığında ergenler, beyinlerinin performansı denetleyen,plan yapan,hatalarını yakalayan ve dikkatin dağılmasını önleyen alanlarını daha az kullanıyorlar. Ekstra bir ödül teklif edildiğinde ergenler bu yönetici bölgeleri daha iyi çalışmaya zorluyor.Bu görüntüleme çalışmalarının ortaya koyduğu yavaş gelişim eğrisi, ergenlerin hızlı araba kullanmak, aileleriyle sürekli çatışmalar yaşamak gibi kontrolsüz davranışlarını açıklamada yardımcı olabilir.
Beyinleri henüz tamamlanamadığı için böyle davranıyorlar!
Ergenin güvenini kazanmak tedavi için önemlidir. Ergenin psikolojik gelişim sürecinde görülen aksamalar başta alkol ve madde bağımlılığı olmak üzere birçok ruh sağlığı sorunları yaşanmasına yol açabilecektir.
ERGENLERDE ÜREME SAĞLIĞI
Ergenlikte cinsel değişiklikler; birincil cinsel özelliklerin olgunlaşması(kadın ve erkek cinsel organları) ve ikincil cinsel özelliklerin ortaya çıkması (genital bölgede ve koltuk altında kıllanma, kızlarda meme gelişimi, erkeklerde ses kalınlaşması, ile kızlarda menstruasyonun (adet kanamasının), erkeklerde sperm üretiminin başlaması şeklinde karşımıza çıkar.
Ergenlikte kızlarda; önce göğüsler büyür, sonra genital bölge ve koltuk altında tüylenme artar, en son adet kanaması oluşur. İlk adet görme 9 ile 16 arasında herhangi bir yaşta olabilir ve genellikle memelerin büyümeye başlamasından bir yıl sonra başlar. İlk adetler henüz yumurta hücreleri tam olgunlaşmadan ve yumurtlama olmadan başlar. İlk adetten sonra 1-2 sene kanamalarda düzensizlik, uzama, artma, erken gelme veya gecikme olabilir ve hatta hiç adet görülmeyebilir. Adet kanamaları sancılı değildir. Düzenli yumurtlama henüz başlamamıştır. Birkaç yıl sonra adet kanamaları ve yumurtlamalar düzene girecek, adetlerde hafif bir sancı, adet öncesi göğüste gerginlik ve premenstruel sendromun diğer bulguları karşımıza çıkabilecektir. Adet kanamaları düzene girdiğinde iki adet arası süre 21 ile 35 gün arası değişen günlerde olacaktır.2-7 gün arası süren farklı miktarda kanama olması normaldir.
Kızlarda ergenliğe girmeden önce fizyolojik akıntıda artma olacaktır. Enfeksiyon bulgusu yoksa vajinadan kültür almak gereksizdir. Ergenlikte genital hijyen önemlidir. İç çamaşırları sık değiştirilmeli, pamuklu iç çamaşırı tercih edilmelidir. Üreme organları kuru ve temiz tutulmalıdır. Banyodan ve tuvaletten sonra iyi kurulanmalı, deniz, havuz sonrası ıslak mayoyla oturulmamalıdır.Tuvalet temizliği önden arkaya yapılmalıdır
Ergenlikte vücut üreme yeteneği kazanır. Buna bağlı olarak vücutta başlayan değişiklikler 10 yaştan erken başlarsa bir hastalık olasılığını akla getirmelidir.16 yaşını tamamladığı halde (memelerde büyüme ve tüylenme olmasına rağmen)adet görmeyen genç kızlar,19 yaşına kadar hiçbir ergenlik belirtisi göstermeyen erkek çocuklar da hastalık olasılığı nedeni ile uzmana sevk edilmelidir.
Masturbasyon bireyin cinsel doyumunu kendi kendine sağlamasıdır. Mastürbasyon, yaşamın her döneminde normal bir eylemdir. Bedensel ya da ruhsal bir hastalığa ya da alışkanlığa yol açtığı yorumları doğru değildir.
Kızlarda en sık karşılaşılan meme problemleri iyi huylu fibroadenomlar ile fibrokistlerdir. Adolesan dönemde meme kanseri çok nadirdir. Adolesan dönemde kızları en fazla meşgul eden problemler meme asimetrisi, meme küçüklüğü, meme büyüklüğü, meme başının ve dokusunun fazlalığı veya yokluğu, memede ağrı,memedekitlevememebaşıakıntılarıdır.
Erkek adolesanlarde ise en sık karşılaşılan meme problemi meme dokusunun büyüklüğü olan jinekomastidir. Üreme hormonlarının etkisi ile geçici olan meme büyüklüğü %10 kadar gençte erişkin hayatta da devam edecek şekilde kalıcı olabilmektedir. Jinekomastinin kullanılan ilaç veya geçirilen hastalıklara bağlı olarak gelişip gelişmediği bilinmeli ve kalıcı olmasının önlenmesi için gerektiğinde tedavi edilmelidir.
Çoğunlukla rahim ağzı kanserine, ayrıca kadın ve erkeklerde genital siğiller ,kalın barsak kanseri ve boğaz kanserine neden olabilen ve cinsel yolla bulaşan (kondom tam korumaz,deri sürtünmesiyle de bulaşabilir)HPV virus tiplerine karşı geliştirilen aşıların kız ve erkek çocuklarına uygulanabileceği en uygun dönem erken ergenlik dönemidir(12-14 yaş arası).
Ergenlikle birlikte kızlarda ve erkeklerde artan testestoron (erkeklik hormonu) düzeyleri akne, sivilce ve tüylenmeden sorumludur. Gençlerin nasıl göründükleri kendileri açısından bu dönemde en önemli konudur. Ayna karşısında sürekli akne ve sivilceleriyle uğraşırlar. Akne sağlık kuruluşlarına başvuruda en sık karşılaşılan yakınmalardandır. Akneler erken safhada tedavi edilmezse nadiren iz kalma olasılığı vardır. Kız adolesanlarda da genital bölge ve koltuk altı dışındaki tüylenme artışının nedeni mutlaka açıklanmalıdır. Genellikle sadece ailevi(kalıtımsal) faktörler buna neden olabildiği gibi, yumurtalık (polikistik over sendromu gibi)veya böbreküstü bezi kaynaklı bazı hastalıklar tüylenme ile karşımıza çıkabilir.
Ergenlik döneminde hızlı bir fiziksel gelişim olacaktır. Boy ve kilo artışında erkeklerle kızlar arasında fark vardır. Tüm ergenlik dönemi boyunca kızlar 18-23 cm. erkekler ise 25-30 cm. uzar.
Adolesan dönemde görülen yapısal veya ailevi boy kısalığı veya uzunluğunda, troid gibi bazı hastalıklar da ayırt edilmelidir. Ergenlikte beslenme sorunları ile oldukça sık karşılaşılır. Zayıflık, şişmanlık, boy kısalığı, anemi, diğer vitamin ve mineral eksiklikleri bunlar arasında sayılabilir. Obesite son yıllarda gençlerde %10 nun üzerinde görülmeye başlamıştır. Yeme alışkanlıklarının değişimi ve hızlı kilo alma nedeniyle yaklaşık 2-3 yılda erişkin kilosunun %50 sini kazanabilirler. Kızlarda erkeklere göre bir buçuk kat yağlanma fazlalığı, erkeklerde ise kızlara göre iki kat kas dokusunun artışı gözlenir. Gençlerin diyetle, egzersizle ve psikolojik olarak desteklenmesi gerekmektedir. Gençlerde kilo oynamaları, halsizlik, adet düzensizlikleri ve çeşitli psikolojik yakınmalarla birlikte yeme bozuklukları gözleniyorsa anorexia gibi hastalıklar da akla gelmelidir. Oburluk, akşam yeme sendromu ve diğer yeme bozuklukları da bu dönemde ruhsal bozukluklarla birlikte karşımıza çıkabilir.
Sağlıklı günler dileğiyle

İzmir Kadın Doğum uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!