ERGENLİK DÖNEMİ VE PSİKOLOJİSİ
Ergenlik deyince nedense hepimizin aklına daha çok olumsuz şeyler gelir. Ancak ergenlik, fiziksel, zihinsel ve bilişsel gelişimin hızlandığı, bireyin yetişkinliğe hazırlandığı insan yaşamının çok önemli bir evresidir. Özellikle günümüzde, yaşamın baş döndürücü hızı ve çevresel uyaranların artışıyla birlikte, daha çok sorunların yaşandığı bir dönem olmuştur. Bu konuda daha çok bilgilenme ve farkındalık ebeveyn olmanın en temel gerekliliklerinden olup, bizi çocuklarımıza karşı daha bilinçli hale getirecektir.
En genel tanımıyla ergenlik; cinsiyete göre değişmekle beraber 11-12 yaşlarında başlayan, kişinin, yetişkinlere ilişkin hakların kendisine verilmediğini farkettiği anda başlayan ve yetişkine ilişkin hakları kazandığı zaman biten bir süreçtir. Erinlik (Puberte) ; fizyolojik değişimin tetiği çektiği bilişsel, psiko sosyal, psikolojik yapı değişikliğinin tümünü kapsayan bir süreçtir. Beden oranlarında değişiklik, cinsiyet hormonlarının aktive olması ve bunlara bağlı ikincil cinsiyet özelliklerinin gelişimi, varsayımsal düşünce gelişimi ve düşünce üzerine düşünme ergenlik döneminin temel özellikleridir. Bu dönemde genç, yeni duyguların üstesinden gelmek, toplumsal sorumluluk elde etmek, özerklik kazanmak , kimlik geliştirmek ve toplumun beklentileri doğrultusunda sosyalleşmek gibi gelişim görevlerinin üstesinden gelmek zorundadır.
Fırtına ve stres dönemi olarak bilinen bu dönemdeki deneyimlerin, yetişkinliğe etkisi kaçınılmazdır. Her genci etkileyen faktörler farklı olduğu gibi, gençlerin de bu dönemden etkilenmeleri kişilik özelliklerine göre farklı olabilmektedir. Erken çocukluk döneminden itibaren aile içi iletişim iyi ve sağlıklıysa, çocukta kendini kontrol becerileri ve sorumluluk duygusu gelişmişse, ergenlik döneminin çok daha rahat geçeceğini öngörebiliriz. Bunun tam tersi durumda da, gelişimsel değişikliklerin yanında potansiyel sorunları yaşama oranı fazlasıyla yükselmektedir.
En temel gördüğümüz problem; ergende bağımsızlaşma eğilimine karşın, ailenin kendi deneyimleriyle öngördüğü tehlikelerden gençleri koruma düşüncesiyle onların bağımsızlığını kısıtlama arasındaki çelişki sonucu yaşanan çekişme ve çatışmalardır. Bunun yanısıra, tüm bunlara gencin akademik başarı ve sınav kaygısı da eklenince hem aile içinde hem de sosyal ilişkilerinde sorunlar daha da artmaktadır. Bu dönemde genç, ailesinin koruyucu ve tutucu tavrıyla akranlarının yeni deneyimlere açık ve daha bağımsız davranma istekleri arasında kalır. Dolayısıyla yalnızlık isteği, asi ve öfkeli tavırlar, otorite figürleriyle çatışma ve duygusallığın artması gibi davranış değişimleri görülebilir. Tüm bu çatışmalı, çelişkili ve anlamlandırmakta zorluk çektiğimiz durumlara karşı ancak doğru tutum ve davranışlarla sağlıklı mücadele verebiliriz. Ailere düşen, öncelikle doğru bilgilenme, farkındalık, kendini ve çocuğunu iyi tanıma, çocuğa ilişkin ipucu ve sinyalleri erkenden doğru yorumlama ve tabii ki sabırdır. Çocuğunuzla ilgili başa çıkamadığınız durumlarda, onu iyi takip edip, sorun ya da sorunları tesbit ederek en kısa zamanda bir uzmana başvurmanız, daha büyük problemlerin önüne geçmenizi sağlayacaktır.


İstanbul Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!