Evlilik ilişkisi ile ilgili olumlu ya da olumsuz birçok eleştiride bulunulmasına rağmen evililk M.Ö. 2000 yıllarından günümüze kadar değişip gelişerek gelen vazgeçilmez bir gerçektir. Yavuzer(2004) evliliği kurumsallaşmış bir yol, bir ilişkiler sistemi, kadınla erkeği karı-koca olarak birbirine bağlayan, doğacak çocuklara belli bir statü sağlayan ve toplumsal yönden üzerinde devletin kontrol, hak ve yetki iddiası bulunan yasal bir ilişki biçimi olarak tanımlamaktadır.

Evlilik kararı ve eş seçimi kişilerin hayatlarındaki en önemli kavşaklardan bir tanesidir. Kişinin vermiş olduğu bu karar kimlerle, nasıl bir hayat süreceği, kiminle çocuk sahibi olacağı gibi önemli yaşam deneyimlerinin diğer başrol oyuncusunu belirleyen önemli ve etkili bir karardır.

Uzmanlar evlilik başarısında eş seçiminin önemi üzerinde durmaktadır. Özgüven(2000)'e göre evlilikte mutluluk geniş çapta eş seçiminin iyi yapılmasına bağlıdır. Evlilik ilişkisinin uyumlu ve doyumlu olması büyük ölçüde eş seçiminin doğru yapılması ile ilişkilidir. Fiziksel, duygusal, ruhsal ve sosyal ilişkileri içeren evlilikte uyumun sağlanmış olması, hem eşlerin hem de ailedeki diğer bireylerin ruhsal ve fiziksel sağlığını etkilemektedir.

Günümüz toplumlarında giderek artan boşanma oranları ile birlikte evlilik bağını güçlendiren evlilik öncesi faktörler üzerinde daha fazla durulmaya başlanmış, evlilikte doyum sağlayabilmek için bu faktörlerin önemi daha fazla anlaşılmaya başlanmıştır.

Peki eşimizi neye göre seçeriz? Bununla ilgili hem de pek çok kavram hem de pek çok kuram ortaya konulmuştur. Uzun süreli bir birliktelik kurma niyeti ile hareket eden çiftlerin, durum evlilik ilişkisine geldiğinde pek çok faktörü göz önüne aldığını görmekteyiz. Literatüre bakıldığında bu faktörler şu şekilde ana başlıklar halinde toparlanabilir;

Sosyo-Ekonomik Özellikler: Çift adaylarının benzer statüde ve ekonomik kaynaklarda olmasının kişilerin ilişkilerinde uyumunu etkilediği belirtilmektedir. Geleneksel Türk sinemasında zengin kız fakir oğlan aşkı ne kadar gözde olursa olsun gerçek hayata bakıldığında, benzerliklerin bağlayıcı özellikleri de göz önüne alındığında sosyo-ekonomik düzeyin yakın olması kişilerin ilgi, değer, tutum, yaşam felsefesi, amaçlar gibi açılardan da benzer olmasına katkıda bulunarak kişileri birbirine yakınlaştırır. Bunun yanında ülkemizde erkeklerin daha fazla maddi güce sahip olmasının da toplum tarafından onaylandığını ve hatta bazı durumlarda özellikle istendiğini de unutmamak gerekir.

Eğitim Düzeyi:Çift adaylarının benzer eğitim düzeyinde olması da önemsenen faktörlerden bir tanesidir. Eğitim düzeyinde açısından eşler arasında bir farklılık olması durumunda yaşam görüşleri, sorun çözme yöntemleri, iletişim kurma biçimleri, tartışma biçimlerini farklılaşacak, bu da çiftler arasındaki uyumu bozacak sorunlar çıkarmaya neden olacak faktörlerden bir tanesi olabilecektir.

Yaş: Yaş evlilik ilişkisinde hem fiziksel hem de sosyal-duygusal olgunluğu belirlemede önemli bir faktördür. Eşlerin bedensel olarak cinsel olgunluğa ulaşması, cinsel ilişkiye ve çocuk doğurmaya hazır olması; sosyal olarak bir hayatı paylaşabilmeleri ve duygusal olarak bu olgunluğu kaldırabilecek düzeyde olmaları beklenilmektedir.Bu açıdan bakıldığında kadın ve erkek için belirli bir yaş dilimi söylemek oldukça zordur, her bireyin evliliğe ilişkin olgunluğu kendine özgüdür. Ancak araştırmalarda görülen istatistikler erken yaşta verilen erken yaşta verilen evlilik kararının sağlıksız ve isabetsiz olma olasılığının yüksek olduğunu göstermiştir.

Evlilik kararının ve bu kararın getireceği sorumluluklar ve hayattaki değişimlerin yaratacağı gerginlikle başa çıkabilmek için gerekli yaş ve olgunluğa sahip olunup olunmadığının değerlendirilmesi evliliğin devamlılığı ve kişiye getireceği ruhsal doyum alanını sağlaması açısından oldukça önemli bir unsur olarak görülmektedir.

Kişilik Özellikleri: Genel olarak kişilik bizi biz yapan özelliklerin tümü olarak adlandırılır. Fiziksel özelliklerimiz, zeka düzeyimiz, mizaç ve karakterimiz gibi pek çok faktör kişilik özelliklerimizin içindedir ve bunların eş seçimindeki rolü tartışılmaz bir gerçektir. Bu konu hakkında pek çok araştırma mevcuttur. Evliliğin devamlılığında sorun yaratabilecek olan olumsuz karakter tutum özellikleri olarak şunlar görülmüştür; Mükliyetçi ve tekelci tipler, sebatkar olmayanlar, çabuk öfkelenenler, üstünlük iddiasında bulunanlar, aşırı titiz tipler ve flört etmekten hoşlananlar.

Evlilik ya da uzun soluklu ilişkiler gibi bir arada uzun süre kalınan birlikteliklerde benzerlik ve yakınlıkların önem kazandığını ifade etmek zor olmasa gerek. Bu sebeple yukarıda bahsedilen faktörlerin gerekli olmasa da önemli olduğunu ifade edebiliriz. Benzer aile yapıları, benzer hayat görüşleri ve değer yargıları taşıyan çiftlerin daha uyumlu bir birliktelik yaşama ihtimallerinin yüksek olduğunu söylemek durumundayız.

Buraya kadar olan bölümlerde genelde çiftlerin uyumlu olmasını sağlayan faktörler değerlendirildi. Bunların yanı sıra çiftlerden her birinin kendisi ile ilgili bazı parametreleri de değerlendirebiliyor olması oldukça önemlidir. Örneğin evlilik ve eş seçimi konusunda sorulması gereken önemli sorulardan bir tanesi "kim" olduğu kadar "ne zaman" da olmalıdır. Kişilerin evliliğe ve biriyle uzun süreli yol almaya hazır olup olmaması da bu kararın doğru verilmesinde, evliliğin devamlığı ve ilişkideki doyum açısından oldukça önemlidir. Aslında söylenmesi gereken en önemli konu kişilerin bu kararı almadan önce kendilerini yeterince tanıyıp tanımadıklarının değerlendirilmesidir. Birey kendisinin neler istediğini, hayattan beklentilerini, aile paternleri ve bu paternlerinin partner seçimindeki etkilerinin farkında olduğunda eşini daha uygun seçebilir ve bu durum da her iki taraf için ilişkideki doyumu arttırır.

Peki insanlar evlilikten neler bekler? Kişilerin evlilikten neler beklediklerinin doğru değerlendirmeleri yine eş seçimini daha uygun ve sağlıklı yapmalarına yardımcı olacaktır. Evliliğe dair beklentilere dayalı parametreler, intrapsişik ve biyolojik ihtiyaçlara dayalı parametreleri ve dışsal odaklara dayalı parametreleri kapsar. Eşlerden her biri bazı nedenler için ve belirli amaçlarla evlenir ve evlilik kurumuna ilişkin beklentilerini de ilişkilerine getiriir. Bu amaç ve hedefler bazen bilinçli iken çoğu zaman bilinçsizdir. Kişilerin evliliğe dair getirdiği en yaygın birincil beklentileri şu şekilde sıralayabiliriz;

*Sadık, müşfik bir eş

*Dünyanın geri kalanına karşı devamlı bir destek

*Yalnızlığa karşı eşlik ve güvence

*Kişinin yaşamındaki kaos ve çatışmayı karşılayabilecek bir düzen

*Yaşam boyu sürmesi beklenen bir taahhüt

*Onaylanmış ve kolayca gerçekleşen cinsel ilişki

*Aile, çoğalma ve çocukların büyüme ve gelişimine katılma deneyimi

Bu beklentilerin hangisinde sizde olduğunun ve karşınızdaki potansiyel eşinizin bu beklentilerinizi ne kadar karşılayabileceğini değerlendirmek doğru bir seçim yapmak için önemli bir adım olabilir.


İstanbul Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!