Eşcinsel Olma Korkusu (Homofobi)

Homoseksüel olmakla homofobik olmak da birbirinden tamamen farklıdır. Homofobi eşcinsel olmaktan kişinin korkmasıdır; aslında bu bir fobi ve takıntı türüdür. Kişi eşcinsel olma durumu ile ilgili aklına gelen düşüncelerden ve imajlardan aşırı rahatsız olur ve takıntılarda olduğu gibi bunlardan kurtulmaya çalışır. Bu şekilde korkusu olan insanların bazıları psikoterapiye geldiklerinde eşcinsel olduklarına bizi ikna etmeye çalışırlar. Bunun gerekçesi olarak gösterdikleri kanıtlar da onlara göre genellikle şu söylem çerçevesinde olur; “ben eşcinsel olmalıyım çünkü aklıma hemcinslerimle ilgili cinsel düşünceler geliyor ve cinsellikle ilgili görüntüler gözümde canlanıyor, demek ki eşcinselim”. Bazı durumlarda ise kişi eşcinsel olmadığını kısmen bilir kısmen de“acaba öyle miyim?”diye kuşku duyar ve ikilemde kalır.

Her iki durumda da, yani eşcinsel olduklarına tamamen inanlarda ya da ikilemde kalanlarda, bu durum kişi de müthiş bir kaygı ve suçluluk duygusu uyandırdığını görürüz.

Eşcinsellik Nedir ve Homofobiden Farkı Nedir?

Eşcinsel kişi hemcinsine cinsel arzu duyar. Homofobik kişi hemcinsine ilgi duyduğunu zanneder, bununla ilgili şüphe besler ve aynı zamanda bu durumdan korkar. Bu çok önemli bir fark çünkü birinde arzu ve istek söz konusu, diğerinde ise istek duyduğundan korkmak mevzu bahis. Bunlar, birbirinden tamamen farklı iki durumdur.

Ancak kişiye eşcinsel olmadığını bunun bir korku ve takıntı olduğunu söylemek ve bu doğrultuda telkinlerde bulunmak psikoterapi sürecinde tek başına neredeyse hiçbir işe yaramaz. Bu duruma uygun psikoterapi çalışmasını yapmak gerekiyor.

Homofobi her ne kadar fobik bir durum olsa da aynı zaman bir takıntı.Nasıl ki aklına bebeğine zarar vereceği ile ilgili istemsiz düşünceler gelen ve zarar verdiği ile ilgili sahneler gözünde canlanan takıntı rahatsızlığı olan yeni doğum yapmış bir anne bu düşüncelere gerçekten olacakmış gibi inanıyorsa ve bununla beraber bebeğine zarar vermek istediğine inanıyorsa, homofobik kişi de eşcinsel olduğu ile ilgili istem dışı düşüncelerine ve bununla ilgili gözünde canlanan sahnelere gerçekten oluyormuş ya da olacakmış gibi inanıyor. Tekrar vurgulamak gerekirse, birinde hemcinse yönelik gerçek istek ve arzu varken, diğerinde arzu ve istek duyduğuna inanmak ve bundan korkmak vardır. Tabi cinsel istek duyduğuna inanmanın da kişide müthiş bir suçluluk ve kaygı duygusuna yola açtığını eklemek gerekir.

Her zaman bu korku ve suçluluk yüzeyde olmayabiliyor. Bazen çok yüzeyde olmaz ama zihnin arka planında bu korku ve suçluluk duygusu kendini gösterir. Böyle olduğunda kişi korku ve özellikle de suçluluk duygusunun farkında değildir. Ancak farkında olmaması bu durumun kişide psikolojik sıkıntı oluşturmayacağı anlamına kesinlikle gelmez. Bastırılmış bu duygular homofobik kişide kendini depresyon, panik atak, kendine güvende azalma gibi semptomlarla gösterir.

Eşcinsel olma korkusunun yüzeyde olması durumunda psikoterapide izlenecek yol ile, bastırılmış olması halinde psikoterapide izlenecek yol kısmen farklı yaklaşımları gerektirmektedir.

Homofobik korkular kişide son derece büyük bir sıkıntı yaratan ve hayatı büyük ölçüde zorlaştıran bir ruh hali yaratır. Yeterince bu korkuların bilincinde olunduğunda yaşanan sıkıntının niteliği ve derecesi, bu korkuların daha bastırılmış olduğu durumlarda yaşananlardan belirli bir farklılık gösterir. Dolayısıyla her iki durumda uygulanacak psikoterapi çalışmasında da farklı yaklaşım izlenmelidir. Homofobik sıkıntılara yönelik yapılan psikoterapi çalışması ile bu sıkıntılardan tamamen kurtulmak mümkündür.

Yrd.Doç.Dr. Klinik Psikolog Ercüment DOĞAN


İstanbul Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!