Sevgili hanımlar ve beyler…

Bugün vücudumuzda ihmal ettiğimiz, varlığını önemsemediğimiz, ancak onlarsız da yapamadığımız misafirlerimizden bahsetmek istiyorum size…

Ortalama 70 kg’lık bir insanda yaklaşık 1-2 kg’lık bakteri mevcuttur. Bu misafirlerimizin yaklaşık %90’ı bağırsaklarda yerleşmiş durumdadır. İlginç olarak bağışıklık sistemimiz hücrelerinin de %80’i bağırsaklarımızda yerleşmiştir. Bu nedenle aslında bağırsak mikroplarımız ve bağışıklık sistemimiz yan yana yerleşmiş durumdadır. Bağışıklık sistemi açısından bakıldığında bakterilerimiz önemli bir yer tutmaktadır.

Bağırsaklarımızın içerdiği sinir hücresi sayısına baktığımızda ise, beynimizdeki kadar sinir hücresi içerdiği görüyoruz ki bağırsaklarımıza “ikinci beyin” denilmesinin sebebi de budur.

2007 yılında İnsan Mikrobiom Projesi başlatılmıştır. Bu projenin amacı insan vücudundaki bu devasa mikrop topluluğunun bileşenlerini yerlerine göre tüm ayrıntılarıyla ortaya koymak, sağlık ve hastalıkla ilişkisini göstermektir. Gerçekten de bu ilk büyük çalışma sonuçlarına göre tüm insanlarda ortak bir mikrobial topluluk olduğu gösterilmiştir. Bu mikrobial topluluk dünyanın neresinde olursa olsun tüm insanlarda ortalama olarak ortaktır ve bağırsak mikroplarının yaklaşık %50’sini kapsamaktadır. Geri kalan kısmı ise yaşanılan çevre, kültürel özellikler, genetik, beslenme-diyet, antibiyotik, gıda, katkı maddelerine maruz kalma gibi çevresel etkenlere göre değişmektedir.

Hastalıklarla bağırsak mikroplarımız arasındaki ilişkiye baktığımızda ilk bulgular bazı hastalıklarda farklı, özel bir mikrobial ortam olduğunu ortaya koymuştur. Bu ortam sağlıklı bir insanınkinden farklıdır.

Bağırsağın mikrobial ortamını etkileyen faktörleri içeriden ve dışarıdan etkiler olarak ikiye ayırmak mümkündür.

İç faktörlerin en önemlisi mide asididir. Midemiz sürekli asidik bir ortama sahiptir. Bakteriler bu asidik ortamda ölürler. Bu özellikle dışarıdan aldığımız zararlı, hastalık yapıcı bakterilerin bağırsaklarımıza ulaşmasını engeller. Midenin asidi azaldığında bu koruma mekanizması bozulur.

Dış faktörlerin ise başında diyet gelmektedir. Yapılan çalışmalara göre insanlarda diyetle mikrobial ortam çok hızlı (48-72 saat içinde) değişebilmektedir. Probiyotikler (yararlı mikroorganizmalar) ve prebiyotikler (bağırsakta yararlı bakterileri arttıran gıdalar) besin katkısı olarak dışarıdan alındığında yeterli olmaktadır. Sonuç olarak bağırsak mikropları sanal bir organ olarak kabul edilebilir. Metabolizma ve bağışıklık sistemi üzerine etkileri çok fazladır ve diğer organların da işleyişini etkileyebilmektedir. Yakında bize enfeksiyonlar, çocuk isteği tedavisi için gelen hastalarımızda bu mikroplardan faydalanarak tedavilerini düzenleyeceğiz.

Sağlıkla kalın…


Afyon Karahisar Kadın Doğum uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!