~Gebelik kontrolleri ve doğum öncesi bakım hakkında bilmeniz gerekenler.


Burada yazılanlar son 30 yıl içinde yapılmış olan kanıta dayalı çalışmalar ve bunlardan elde edilmiş bilgilerin kısa bir özetidir. Bazıları çok yakın süre içinde değişmiş de olabilir. Her satırı harfi harfine uygulamak olası sorunları önlemeyebilir veya hiç çözüm de olmayabilir. Temel amaç, günümüzde gebelik konusunda bilinmeyenleri ve yıllardır uygulandıkları için gelenekselleşmiş ortak yanlışlarımızı düzeltmeye yardımcı olmak, gebelikte akılcı ve zararsız uygulamaları sizlere aktarmaktır.

Gebeliğin kendisinin bazı doğal riskler taşıması tüm gebeleri belli bir plan dahilinde ve benzer yöntemlerle takip etmenin temelini oluşturur. Ancak her gebenin takip yöntemi aynı olmayabilir. “Doğum öncesi bakım” tıbben yüksek riskli kabul edilen gebelerde yararlı bir süreçtir. Ancak düşük risklilerdeki faydaları tartışmalıdır.
Göreceli olarak diğerlerinden daha riskli olabilecek gebeler normal olanlardan nasıl ayırt edilir? Bunun cevabı öncelikle o gebe ve ailesi ile görüşmek, bazı temel soruları cevaplandırmak, muayene etmek ve bazı tetkikler yapmak olarak özetlenebilir. Bu sayılanlar sistematik ve kanıta dayalı olmalıdır.
Bir gebeyi her ay görüp kontrol etmenin doğum öncesi ve sonrasındaki olumlu-olumsuz bütün sonuçları etkilemesi beklenmez. Önemli olan ilk görüşmede riskli olabilecek durumların sorgulanıp ayıklanması, riski daha yüksek olan gebelerin daha yakın ve sık takip programlarına alınmasıdır.
Rutin görüşmeler (dört defa yeterlidir) gebeliğin düzgün seyrettiğinin anne adayına gösterilmesi ve ayrıca gebelik eğitimi için gereklidir. Bunlardan bazılarında tarama testlerine başvurulur. Ortaya çıkan sorunları gözlemlemek amacıyla yeni muayeneler planlanabilir. Riskli görülen durumları çözmeye yönelik müdahaleler Doğum uzmanları veya Perinatologlar tarafından ayrıca yapılır.
İlk haftalarda yapılacak bir ultrasonografi, 12.haftada yapılacak genetik hastalık taraması, 22.hafta civarında yapılacak ayrıntılı ultrasonografi, erken doğum ve hipertansiyon risklerinin belirlenmesi ile şeker hastalığına eğilimin değerlendirilmesi temel inceleme hususlarıdır.
Doğum eylemi ile uğraşan, doğuma aktif olarak yardımcı olanlar genelde ebe olarak adlandırılırlar. Jinekoloji uzmanlarının her gebeyi görmeleri-takip etmeleri ve bizzat doğurtmaları, bu işlemleri yapabilecek “diğer” kategoriden ebelerin mevcudiyeti durumunda, çok da gerekli bir durum değildir. Nitekim yurtdışında “tecrübeli” ebelerin takip ettiği gebeliklerde hem doğum sorunları daha az, hem de sezaryen oranları daha düşüktür.
Gebeler kendileri ile ilgili kayıtları hastane veya hekimlerde bırakmamalı kendi yanlarında bulundurmalıdırlar. Daha ilk vizitlerinde ileride yapılacakların listesini kendilerini takip edecek sağlık personelinden istemelidirler. Hayat alışkanlıkları, beslenme ve egzersiz programları, ilk görüşmelerde programa bağlanmalıdır.
Gebelikte düzenli egzersiz yapmanın vücut zindeliğine ve sağlıklı olmaya katkısı bilinen bir gerçektir. Ancak bu egzersizlerin gebeliğe ve doğuma katkısı henüz net olarak ispatlanamamıştır. Yine gebelikte yapılan cinsel aktivitenin zararlı olduğu da ispatlanamamıştır. Bunları okur okumaz egzersizi kesmek ve normalin üzerinde bir cinselliğe geçmek hiç gerekli değildir.
İlk üç ayda sıcak saunalar sakıncalı olabilir. Haftada 80 saatin üzerinde çalışma süresi, 8 saatten fazla oturarak çalışmak, sürekli ağır şeyler kaldırmak, ileri derece yorgunluk, kimyasal maddelere maruz kalmak (kurşun, magnezyum …, ), radyasyon varlığı komplikasyonlara yol açabilir.
Boyalar, saç boyaları, solventler, parfümler ve anestetik maddeler ile ilgili sağlıklı veriler çok azdır.

Gebeliğe hazırlanan veya hazırlanmayan her fertil kadın günde 400ug folik asit alırsa bebeklerdeki omurga sorunları (nöral tüp defektleri) %90 azalır. Folik asite en azından gebelikten bir ay önce başlanmış olması ve gebeliğin ilk ayında da bu dozda devam edilmesi gereklidir. Daha önce bu türde çocuk doğuranlar, epilepsi ilacı kullananlar, obezler, ikizler ve monozigot MTHFR mutasyonu olanlar ise daha yüksek bir doza ulaşmalıdırlar. Ancak ilk üç ay içinde kontrolsüz diyabet, valproik asit kullanımı ve yüksek ateş durumunda folat takviyesi anlamlı bir fayda sağlamamıştır. Ayrıca folik asit kullanımı çoğul gebeliklerde (%40) artışa neden olur.
Gebelikte vitaminler yaygın olarak kullanılmaktadır ancak rutin kullanım için bilimsel temel henüz oluşmamıştır. Sadece ispatlanmış eksiklik durumlarında kullanılmaları düşünülmelidir.
A vitamini ancak gece körlüğü bulunanlara verilebilir. 5000IU üzerindeki dozlar bebekte körlüğe neden olabilir. Buna gebelikten önce yapılmış olan depo kullanımlar da dâhildir.
B vitaminin kullanımı ancak nadir durumlarda gereklidir.
C vitamininin gebelere ekstra bir fayda sağladığı gösterilememiştir.
D vitamini, eksikliği olanlara verilmelidir.
E vitamininin faydaları anlamlı değildir.
Zayıf, kötü beslenen, sigara içen, vejetaryen ve ikiz gebelerde bile multivitaminlerin yararlı olduğu şüphelidir. Çifte vitamin kullanımı veya gebe olmayanlar için düzenlenmiş olan vitaminlerin kullanımı ise sakıncalıdır.
24 haftadan önce başlanan magnezyumun erken doğumu ve düşük doğum ağırlığını azaltıcı etkileri bulunurken, preeklampsi ve diğer gebelik hastalıklarına yönelik olumlu etkileri gösterilememiştir.
Gebelikte kalsiyum takviyesi, yetersiz kalsiyum alımı olanlar (<600mg/gün) ile hipertansiyon gelişme riski olanlarda preeklampsiyi azaltma yönünde faydalıdır. Bu gebelerin bebekleri 2500g altında doğmaktan da bu şekilde uzak kalabilirler.
Anne ve bebek prognozuna anlamlı katkı yapmamakla birlikte gebelikte rutin demir ve folat kullanımına karşı durulmasının bir kanıtı yoktur. Rutin kullanımlarının belli başlı faydası doğumda ve sonrasında demir depolarının boşalmamasıdır. Ancak sezaryen oranında artışa ve sonrasında kan transfüzyonlarına neden olmaktadırlar.
İyot alımı düşük olan gebelerde iyot replasmanı endemik cücelik ile bebek ve çocuk ölümlerini azaltmaktadır.
Kolesterol düşürücü diyetler erken doğumlara %90 oranında engel olabilirler.
Gıdaların çiğ yenmemesi, iyi pişirilmesi, pastörize edilmeleri toksoplasmosis, listeriosis ve salmonella gibi enfeksiyonları azaltır. Cıva miktarı yüksek balık ve deniz ürünlerinden uzak durulmalıdır.
Suda yapılan jimnastik ve yüzme 19 haftadan önce başlamak kaydı ile sırt ağrılarına iyi gelir. Geç dönemlerde, yan yatarken özel yastık kullanılması ve bacak arasına alınması da sırt ağrılarını azaltır.
Kabızlığa karşı posalı yiyecek ekleri ve bazı laksatifler kullanılabilir.
Kan uyuşmazlığı olanlara gerekli aşılar doğum öncesi ve sonrasında (gerekiyorsa) mutlaka yapılmalıdır.
Gebede karaciğer hastalığı ve döküntüler olmadığı sürece gebeliğin son iki ayı içinde beliren kaşıntı hissine karşı “chlorpheniramin” içeren antihistaminikler güvenle kullanılabilir.
İnatçı kas kramplarına karşı 3 hafta süre ile magnezyum tablet veya toz kullanılması (sabah 122mg, akşam 244mg) faydalıdır.
Hemoroid ve bacak ödemlerinde rutosid kullanımı faydalı olmakla birlikte gebelikteki güvenilirliği net değildir.
Son iki hafta içinde el ile muayene edilirken amniyon zarının kısmen sıyrılması gün geçme oranını düşürür.
Sadece estetik soruna yol açan deri çatlakları için gebelik süresince özel kremler kullanılabilir.
Emzirme, gebelik sırasında tarif edilmeli, öğretilmeli ve mutlaka teşvik edilmelidir. Emzirme erken bırakılmamalıdır (en az 6 ay).


İstanbul Kadın Doğum uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!